top of page

Tazminat Davası Nasıl Açılır: Türleri ve Süreci

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat davası nasıl açılır, haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık hallerinde görevli ve yetkili mahkeme, zamanaşımı süreleri, ispat yükü, bilirkişi incelemesi ve tazminat hesaplama yöntemleri ile Yargıtay emsal kararları eşliğinde tazminat hukuku ilkeleri — kapsamlı hukuki rehber.

Özet



6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat davası nasıl açılır, haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık hallerinde görevli ve yetkili mahkeme, zamanaşımı süreleri, ispat yükü, bilirkişi incelemesi ve tazminat hesaplama yöntemleri ile Yargıtay emsal kararları eşliğinde tazminat hukuku ilkeleri — kapsamlı hukuki rehber.



Hukuki inceleme: 21 Ekim 2026. Olay ve dava tarihi ile güncel mevzuatın geçiş hükümleri birlikte değerlendirilmiştir.


İçindekiler


  • I. Giriş

  • II. Tazminat Davası Nedir ve Hukuki Niteliği

  • III. Maddi Tazminat Davası ve Kapsamı

  • IV. Manevi Tazminat Davası ve Şartları

  • V. Başlıca Tazminat Davası Türleri

  • VI. Tazminat Davası Nasıl Açılır: Görevli ve Yetkili Mahkeme

  • VII. Tazminat Davası Açma Süresi ve Zamanaşımı

  • VIII. Tazminat Davasında İspat Yükü ve Deliller

  • IX. Bilirkişi İncelemesi ve Tazminatın Hesaplanması

  • X. Tazminat Miktarının Belirlenmesi ve Hakkaniyet İndirimi

  • XI. Tazminat Davalarında Arabuluculuk Süreci

  • XII. Sonuç



I. Giriş


Hukuk sistemimizde kişilerin haksız bir eylem, sözleşmeye aykırılık veya kanunda öngörülen kusursuz sorumluluk halleri neticesinde uğradıkları zararların giderilmesi, tazminat hukukunun temelini oluşturmaktadır. Bir kişinin malvarlığında veya manevi dünyasında meydana gelen eksilmelerin telafi edilmesi amacıyla açılan davalar, hukuki korumanın en önemli araçlarından biridir. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi malpraktis vakaları veya sözleşmesel ihlaller, tazminat taleplerinin başlıca kaynakları arasında yer almaktadır.


Tazminat hukukunun temel kanuni dayanağı olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, haksız fiil sorumluluğunu ve sözleşmeye aykırılık hallerini detaylı bir şekilde düzenlemiştir. Kanun koyucu, zarara uğrayan kişinin mağduriyetinin giderilmesi için çeşitli mekanizmalar öngörmüş olup, bu mekanizmaların işletilebilmesi için belirli usul ve esaslara uyulması gerekmektedir. Tazminat davası nasıl açılır maddi manevi talepler birlikte mi ileri sürülmelidir gibi sorular, sürecin en çok merak edilen aşamalarını oluşturmaktadır.


Bu çalışmada, tazminat davasının hukuki niteliği, maddi ve manevi tazminat kavramları, uygulamada sıkça karşılaşılan tazminat davası türleri, görevli ve yetkili mahkemeler ile yargılama süreci detaylı bir şekilde incelenmektedir. Ayrıca, zamanaşımı süreleri, ispat yükü, bilirkişi incelemesi ve tazminatın hesaplanmasına ilişkin temel ilkeler, Yargıtay'ın güncel içtihatları ışığında değerlendirilmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Malpraktis Davası: Doktor Hatası Tazminat başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.


Yasal Çerçeve Özeti: Tazminat davalarının maddi hukuk dayanağını öncelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil (m. 49 vd.) ve sözleşmeye aykırılık (m. 112 vd.) hükümleri oluşturmaktadır. Usul hukuku bakımından ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Özel kanunlarda yer alan tazminat düzenlemeleri (örneğin 4857 sayılı İş Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu) kendi alanlarında öncelikle tatbik edilmektedir.



II. Tazminat Davası Nedir ve Hukuki Niteliği


Tazminat davası, bir kimsenin hukuka aykırı bir eylem, işlem veya ihmal neticesinde uğradığı maddi veya manevi zararın, zarara sebebiyet veren veya kanunen sorumlu tutulan kişi veya kurumlardan giderilmesini talep ettiği eda davası niteliğinde bir dava türüdür. Bu davanın temel amacı, zarar görenin malvarlığını veya şahıs varlığını, zarar verici eylem hiç gerçekleşmemiş olsaydı bulunacağı duruma getirmektir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Vekaletname Türleri: Kapsamlı Rehber başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.


Hukukumuzda sorumluluk, kural olarak kusur esasına dayanmaktadır. Kusur sorumluluğunda tazminat borcunun doğabilmesi için hukuka aykırı bir fiil, zarar, kusur ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı (nedensellik bağı) bulunması şarttır. Ancak kanun koyucu, bazı durumlarda kişinin kusuru olmasa dahi meydana gelen zarardan sorumlu tutulacağını öngörmüştür. Kusursuz sorumluluk olarak adlandırılan bu hallerde (örneğin adam çalıştıranın sorumluluğu, araç işletenin sorumluluğu, bina malikinin sorumluluğu), kusur şartı aranmaksızın tazminat yükümlülüğü doğmaktadır.


Sorumluluk sebebi, zarar ve nedensellik birlikte belirlenir. Maddi tazminatta esas, aynı zararın iki kez karşılanmamasıdır. Zararın miktarı tam ispatlanamıyorsa TBK m.50/2 hâkime olayın olağan akışı ve alınan önlemlere göre belirleme imkânı verir. Sözleşme sorumluluğu ve kusursuz sorumlulukta ispat yükünün dağılımı, genel kusurlu haksız fiille aynı değildir; bütün zararların her kuruşunun kesin belgeyle kanıtlanması tek yol sayılmaz.



III. Maddi Tazminat Davası ve Kapsamı


Maddi tazminat, hukuka aykırı bir eylem sonucunda kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmenin (maddi zararın) parayla ölçülebilen karşılığının talep edilmesidir. Maddi zarar, fiili zarar (malvarlığının mevcut durumundaki azalma) ve yoksun kalınan kâr (malvarlığının çoğalmasına engel olunması) olmak üzere iki farklı şekilde ortaya çıkabilmektedir.


TBK m.50/1 genel kusurlu haksız fiilde zararın ve zarar verenin kusurunun ispatını zarar görene yükler. M.112’de sözleşmeye aykırılıkta ise borçlu, kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bedensel zararlarda tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücündeki kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılması somut bağlantılarıyla incelenir; özel sorumluluk ve ispat hükümleri saklıdır.


6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 54: "Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar."

Ölüm halinde ise, destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar maddi tazminatın konusunu oluşturur. Eşyaya verilen zararlarda ise, eşyanın onarım bedeli, onarım süresince mahrum kalınan kullanım bedeli ve araçlarda sıkça karşılaşılan değer kaybı talep edilebilmektedir.



IV. Manevi Tazminat Davası ve Şartları


Manevi tazminat, kişinin hukuka aykırı bir eylem nedeniyle yaşadığı acı, elem, keder ve ızdırabın bir nebze olsun hafifletilmesi amacıyla ödenen bir miktar paradır. Manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi değil, şahıs varlığı değerlerinde (yaşam hakkı, vücut bütünlüğü, onur, haysiyet, şeref, özel hayatın gizliliği vb.) meydana gelen ihlalleri konu alır.


Manevi istemin dayanağına göre koşullar ayrılır. TBK m.58 kişilik hakkının zedelenmesinden doğan manevi zararı, m.56 bedensel bütünlük ihlalini düzenler. Her gündelik üzüntü otomatik tazminat doğurmaz; fakat m.58’de metinde bulunmayan bağımsız bir “her olayda ağır ihlal” şartı eklenmemelidir. M.56/2’de yakınların istemi için ağır bedensel zarar veya ölüm koşulu ayrıca aranır; yakınlık ve etkilenme somutlaştırılır.


6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 56: "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."

Maddi ve manevi taleplerin birlikte ileri sürülmesi mümkündür. HMK m.110 bakımından aynı davalıya karşı birden fazla bağımsız asli istemde aynı yargı çeşidi ve bütün talepler yönünden ortak yetkili mahkeme koşulları gözetilir; görev ve özel usul hükümleri de kontrol edilir. Taleplerin ayrı tutar ve vakıalarla açıklanması gerekir. Her iki istemin her olayda aynı dosyada açılmasının zorunlu veya her zaman uygun olduğu söylenemez.



V. Başlıca Tazminat Davası Türleri


Tazminat davaları, zararı doğuran olayın niteliğine ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiye göre çeşitlilik göstermektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan tazminat davası türleri şunlardır:


  • Trafik kazası: Sürücünün kusuru, KTK m.85 kapsamındaki işleten/teşebbüs sorumluluğu ve m.86 kurtuluş/indirim koşulları incelenir. Birden fazla sorumlu bakımından müteselsil sorumluluk gündeme gelebilir. Trafik sigortacısı yalnız kanuni ve poliçe teminatı sınırında sorumludur; KTK m.92/f gereğince manevi tazminat zorunlu trafik sigortası kapsamında değildir. Sağlık hizmet bedelleri için m.98’deki SGK rejimi ayrıca değerlendirilir.

  • İş kazası/meslek hastalığı: İşverenin koruma ve iş sağlığı/güvenliği yükümlülüğü, kusur, nedensellik ve ilgili özel sorumluluk hükümleri incelenir. Bir olayın SGK bakımından iş kazası sayılması tek başına her işverenin kusursuz ve sınırsız özel hukuk tazminatı ödemesini gerektirmez. Görev, 7036 sayılı Kanun; sigorta tespiti ve ödemeler ise 5510 sayılı Kanun çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

  • Tıbbi müdahale: Tıbbi standart, aydınlatma/onam, kusur, zarar ve nedensellik ile hizmetin sunulduğu kurumun statüsü incelenir. Kamu sağlık hizmetinden doğan idari sorumluluk ve özel sağlık kuruluşu/serbest hekim ilişkisindeki adli sorumluluk aynı mahkeme ve başvuru yoluna tabi değildir. Olumsuz tedavi sonucu tek başına kusur kanıtı değildir.

  • Sözleşmeye aykırılık: Borcun hiç, eksik veya ayıplı ifası ile temerrüt farklı sonuçlara bağlanır. Müspet/menfi zarar, seçimlik hak, uygun ek süre veya istisna ve sözleşmeden dönme koşulları TBK m.112, 117, 123–125 ve ilgili sözleşmenin özel hükümleriyle belirlenir. İki zarar türünün her olayda birlikte ve aynı kalemler için tahsili varsayılmaz.

  • Kişilik Haklarının İhlali Nedeniyle Tazminat Davaları: Hakaret, iftira, özel hayatın gizliliğinin ihlali, haksız şikayet veya basın yoluyla kişilik haklarına saldırı hallerinde açılan manevi tazminat ağırlıklı davalardır.


İdarenin sorumluluğunda tam yargı davası ve gerekli idari başvuru, işlemin/eylemin niteliğine göre İYUK m.12–13 kapsamında değerlendirilir. Bu yolların başvuru ve dava süreleri, TBK’daki olağan zamanaşımı açıklamasından ayrı izlenmelidir. Kamu sağlık hizmeti de sırf “tazminat” istendiği için asliye hukuk görevine geçmez.



VI. Tazminat Davası Nasıl Açılır: Görevli ve Yetkili Mahkeme


Görev, yetki, taraf sıfatı, ön başvuru ve arabuluculuk dava açılmadan belirlenmelidir. Görevsizlik/yetkisizlik kararında HMK m.20’nin dosyanın gönderilmesini isteme süresi ve başlangıcı önemlidir. Yanlış yere başvurmak, bütün maddi hakların aynı anda ve otomatik kaybı anlamına gelmez; usul sonuçları ve süreler dosyaya göre incelenir.


Görevli Mahkeme: Tazminat davalarında genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Ancak uyuşmazlığın kaynağına göre özel mahkemeler görevli olabilmektedir:


  • İşçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan tazminat davalarında (iş kazası vb.) İş Mahkemeleri görevlidir.

  • Ticari dava niteliği TTK m.4–5’e göre belirlenir: İki tarafın ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlık yanında kanundaki mutlak ticari dava türleri de vardır. Bir sözleşmenin yalnız “ticari iş” sayılması, tek başına her davayı ticaret mahkemesine taşımaz; özel görev hükümleri de dikkate alınır.

  • Tüketici işleminden doğan uyuşmazlıkta 6502 sayılı Kanun m.68, 73 ve 73/A birlikte incelenir. Hakem heyeti sınırı içindeki başvuru ile tüketici mahkemesinde açılacak dava farklıdır; tüketiciyle ilgili her talep doğrudan mahkemede açılmaz.

  • Boşanma sebebiyle talep edilen maddi ve manevi tazminat davalarında (Aile Hukuku uyuşmazlıkları) Aile Mahkemeleri görevlidir.


Yetkili Mahkeme: Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca genel yetkili mahkeme, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak haksız fiilden doğan tazminat davalarında özel yetki kuralları mevcuttur. HMK m. 16 uyarınca haksız fiilden doğan davalar; haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Sözleşmeden doğan tazminat davaları ise sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde açılabilmektedir.


Trafik sorumluluğunda KTK m.110 sigortacının merkez/şubesi veya poliçeyi yapan acentenin bulunduğu yer ve kaza yeri gibi özel seçenekler içerir; HMK ve ilgili özel hükümler birlikte değerlendirilir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki istemde m.97 uyarınca sigortacıya dava öncesi yazılı başvuru gerekir. On beş gün içinde yazılı cevap verilmez veya cevap istemi karşılamazsa dava ya da koşulları varsa sigorta tahkimi değerlendirilebilir. Görev ve varsa dava şartı arabuluculuk ayrı kontrol edilir.



VII. Tazminat Davası Açma Süresi ve Zamanaşımı


Tazminat talepleri, belirli zamanaşımı sürelerine tabi tutulmuştur. Zamanaşımı süresinin geçmesi, hakkın özünü ortadan kaldırmamakla birlikte, davalının zamanaşımı def'i ileri sürmesi halinde davanın reddedilmesi sonucunu doğurur.


Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi, haksız fiillerden doğan tazminat davaları için genel zamanaşımı sürelerini düzenlemiştir. Buna göre; tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak haksız fiil aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi bir suç teşkil ediyorsa, uzamış ceza zamanaşımı süresi uygulanır.


6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72: "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır."

Sözleşme alacağında özel hüküm yoksa TBK m.146 on yıl; m.147 ve başka özel hükümler farklı süreler öngörür. M.149 gereğince muacceliyet başlangıcı önemlidir. KTK m.109 kapsamındaki maddi zarar isteminde zarar ile tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden iki yıl, kazadan on yıl esastır; daha uzun ceza zamanaşımı ve diğer özel hükümler saklıdır. Her trafik bağlantılı talep veya idari dava aynı süreye tabi değildir.



VIII. Tazminat Davasında İspat Yükü ve Deliller


HMK m.190 ve TMK m.6’daki genel ispat kuralı, kanuni istisna ve karinelerle birlikte uygulanır. Genel kusurlu haksız fiilde TBK m.50; sözleşmeye aykırılıkta m.112; özel kusursuz sorumlulukta ilgili özel hüküm esas alınır. Borçlunun kusursuzluğunu ispat yüküyle zarar görenin zarar/nedensellik ispatı birbirinden ayrılır.


Fiil veya sözleşmeye aykırılık, ilgili zarar kalemi ve uygun nedensellik delilleriyle açıklanır. Kusurun aranıp aranmadığı ve ispat yükü sorumluluk sebebine göre belirlenir. Hukuka uygun elde edilmiş deliller; belge, tanık, tıbbi kayıt, teknik inceleme ve diğer uygun ispat araçlarıyla birlikte değerlendirilir:


  • Yazılı Deliller: Sözleşmeler, faturalar, makbuzlar, ödeme dekontları, ihtarname tebliğ evrakları.

  • Resmi Tutanaklar: Trafik kazası tespit tutanağı, iş kazası SGK tahkikat raporu, polis/jandarma tutanakları.

  • Tıbbi Belgeler: Hastane epikriz raporları, ameliyat notları, kati hekim raporları, maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporları.

  • Ceza dosyası: TBK m.74 gereğince hukuk hâkimi ceza hukukunun sorumluluk kurallarıyla, ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi ve zarar hesabıyla bağlı değildir. Kesinleşmiş ceza hükmündeki maddi olay tespitinin etkisi ayrıca incelenir; “mahkûmiyet her kusur oranını bağlar” veya “her beraat hukuk sorumluluğunu kaldırır” denemez.

  • Tanık Beyanları: Olayın meydana geliş şeklini, mağdurun yaşadığı acı ve ıstırabı, gelir durumunu bilen görgü tanıkları.

  • Bilirkişi: HMK m.266’da özel/teknik bilgi gereken konuda inceleme yapılır; hukuki nitelendirme ve hüküm hâkime aittir. M.279/4 ve 282 gözetilerek bilirkişiye mahkemenin yerine geçecek hukuki sonuç yazdırılmaz. Tıbbi bulgular, teknik kusur olguları ve hesap verileri kendi uzmanlıkları içinde incelenir.


Zararın kesin miktarı ispat edilemiyorsa, Türk Borçlar Kanunu m. 50/2 uyarınca hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisine sahiptir.



IX. Bilirkişi İncelemesi ve Tazminatın Hesaplanması


Tazminat hukuku, özel ve teknik bilgi gerektiren kompleks hesaplama yöntemleri içermektedir. Bu nedenle mahkemeler, maddi zararın miktarını belirlemek için uzman aktüerya bilirkişilerinden rapor almaktadırlar.


Bedensel zarar hesabında yaş, belgeli kazanç, maluliyetin olay tarihine uygun değerlendirilmesi, aktif/pasif dönem, destek ilişkisi ve uygun hesap yöntemi belirlenir. Yaşam tablosu ve iskonto/teknik faiz yöntemi olay, teminat ve uygulanabilir içtihat bağlamıyla seçilir. Eski PMF tablosu, TRH-2010, progresif rant veya teknik faiz yöntemini birbirinin yerine koyup bütün davalara sabit yüzde sıfır/yüzde on uygulamak güvenilir bir hesap oluşturmaz.


Güncel faiz ve mahsup: 7589 sayılı Kanun’un geçici m.1/9 hükmü nedeniyle, 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylarda TBK m.55’e eklenen çalışma gücü/destek kaybı hükümleri uygulanır. Bilinen kazanç dönemi için hesaplanan toplam tazminata olaydan; bilinmeyen dönem için hesaplanan toplama karardan itibaren kanuni faiz işletilir. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal mahsubu ayrıca düzenlenmiştir. Önceki olaylar ve bu özel kapsam dışındaki zarar kalemleri ayrı değerlendirilir; eski kararların hesabı yeni olaya aynen taşınmaz.

Maddi hasarlı trafik kazalarında ise, aracın tamir bedeli uzman makine mühendisleri tarafından piyasa rayiç bedellerine göre hesaplanırken, araç değer kaybı hesaplamasında Yargıtay'ın kabul ettiği serbest piyasa koşullarına göre aracın kazadan önceki 2. el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış halinin 2. el piyasa değeri arasındaki fark esas alınmaktadır.



X. Tazminat Miktarının Belirlenmesi ve Hakkaniyet İndirimi


Bilirkişi tarafından matematiksel olarak hesaplanan maddi zarar tutarı, doğrudan hükmedilecek tazminat miktarı olmayabilir. Türk Borçlar Kanunu, hâkime tazminat miktarını belirlerken birtakım indirim sebepleri uygulama yetkisi vermiştir.


TBK m.51–52 ve ilgili özel hükümler, olayın koşullarına göre uygulanır. Zarar görenin davranışının zararın doğmasına/artmasına etkisi ve nedenselliği belirlenmeden salt kemer veya kask iddiasıyla otomatik indirim yapılamaz. Kanunda bütün olaylar için sabit bir yüzde yirmi kesinti yoktur. TBK m.55 kapsamındaki hesaplanan tazminatın yalnız tutarı yüksek görüldüğü için hakkaniyet gerekçesiyle azaltılması da uygun değildir.


Hatır taşımasında KTK m.87’nin genel hükümlere gönderimi, taşımanın kimin yararına olduğu ve karşılıksızlığın gerçek niteliği incelenir. İşverence servis sağlanması veya her ücretsiz yolculuk kendiliğinden hatır taşıması sayılmaz. Yargıtay 4. HD’nin 4 Mart 2025 tarihli 2023/5936 E., 2025/3688 K. kararında koşullara bağlı indirimler ve hesap sırası somut olayda değerlendirilmiştir. Bu karar bütün yolculara uygulanacak değişmez bir indirim tarifesi değildir; olay tarihi bakımından yeni m.55 de ayrıca kontrol edilir.



XI. Tazminat Davalarında Arabuluculuk Süreci


Türk hukuk sisteminde, yargı yükünün hafifletilmesi ve uyuşmazlıkların daha hızlı çözümlenmesi amacıyla bazı dava türlerinde arabuluculuk dava şartı olarak kabul edilmiştir. Tazminat davalarında arabuluculuk hususu, uyuşmazlığın kaynağına göre değişkenlik göstermektedir.


Ticari davalarda dava şartı arabuluculuk kapsamında, bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri arabuluculuğa tabidir. İş hukukundan kaynaklanan (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) alacak ve tazminat talepleri için de zorunlu arabuluculuk şartı bulunmaktadır. Ancak iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara bağlı rücu davaları arabuluculuk dava şartı kapsamı dışındadır.


6502 m.73/A’daki dava şartının istisnaları vardır: Hakem heyeti görevindeki uyuşmazlıklar, hakem heyeti kararına itiraz, m.73/6 ile m.74’teki davalar ve tüketici işlemi niteliğinde olup taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar bu zorunluluk dışında kalır. Genel özel hukuk haksız fiil isteminde yalnız “haksız fiil” etiketiyle karar verilmez; ticari/tüketici/iş veya başka özel dava şartı kapsamı ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf yetkisi incelenir.



XII. Sonuç


Tazminat hukuku, bireylerin maddi ve manevi bütünlüğünü koruyan ve haksızlığa uğrayanların mağduriyetini gidermeyi amaçlayan hayati bir hukuk dalıdır. Tazminat davası açma süreci, görevli mahkemenin tespiti aşamasından başlayarak kesinleşme aşamasına kadar titizlikle yürütülmesi gereken aşamalar zinciridir.


  1. Tazminat davaları, haksız fiil, sözleşmeye aykırılık veya kusursuz sorumluluk hallerinden kaynaklanabilir.

  2. Maddi ve manevi talepler, görev/yetki ve HMK m.110 koşullarıyla birlikte ileri sürülebilir; kalemler ve tutarlar ayrı açıklanır.

  3. Görev ve başvuru yolu uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir: Genel asliye hukuk görevi yanında iş, tüketici, ticaret, aile ve idari yargı ile hakem heyetinin özel kapsamları incelenir.

  4. Süreler; öğrenme, fiil/olay tarihi, muacceliyet, özel sorumluluk hükümleri, daha uzun ceza zamanaşımı ve kesilme/durma koşullarıyla belirlenir. İdari başvuru veya özel ön başvuru süresi aynı şey değildir.

  5. İspat yükü, genel kusurlu haksız fiil, sözleşme sorumluluğu ve kusursuz sorumlulukta ilgili kurala göre ayrılır; bütün kusur iddialarını her durumda davacıya yüklemek doğru değildir.


Tazminat hesaplamaları karmaşık aktüeryal formüller ve hukuki indirim sebepleri içerdiğinden, hak kayıplarının önüne geçilebilmesi adına sürecin hukuki dayanaklarla desteklenmesi büyük önem arz etmektedir.


Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut hukuki sorunlarınızda Işıkoğlu Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız. Hemen Sorun Makalede yer alan bilgiler, yayın tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup, mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir.




İlgili Makaleler











Kaynaklar ve Referanslar





Hukuki inceleme: 21 Ekim 2026. Olay ve dava tarihi ile güncel mevzuatın geçiş hükümleri birlikte değerlendirilmiştir.


Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.

Sıkça Sorulan Sorular


1. Tazminat davası nasıl açılır?


Önce sorumluluk sebebi, doğru davalı, görev/yetki ve gerekli ön başvurular belirlenir. HMK m.119’a uygun dilekçede vakıalar, her vakıanın delilleri, hukuki nedenler ve açık talep sonucu gösterilir; uygulanabilir harç, gider avansı ve muafiyet/adli yardım hükümleri incelenir. M.120’de gider avansı eksikliğinin tamamlanması için iki haftalık kesin süre öngörülür. 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış eski m.107 davaları korunur; yeni davalarda bölünebilir kısmi maddi alacak ve m.109/4’te tahkikat sonuna kadar bir defalık artırımın koşulları ayrıca değerlendirilir. Artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Bu yol, her manevi istemin aynı biçimde artırılabileceği anlamına gelmez.


2. Maddi ve manevi tazminat davası birlikte açılabilir mi?


Evet; görev ve özel usul hükümleriyle HMK m.110 koşulları incelenerek maddi ve manevi talepler birlikte ileri sürülebilir. Aynı davalıya yöneltilen talepler aynı yargı çeşidinde olmalı ve hepsi için ortak yetkili mahkeme bulunmalıdır. Her zarar kalemi ve istem tutarı ayrı yazılır; her somut olayda birlikte açmak zorunlu değildir.


3. Tazminat davası açma süresi ne kadardır?


Genel haksız fiilde TBK m.72 uyarınca zarar ile tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden iki yıl ve fiilden on yıl; daha uzun ceza zamanaşımı saklıdır. Sözleşmede özel süre yoksa on yıl, muacceliyet başlangıcı ve özel hükümler uygulanır. Trafik, iş, tüketici veya idari istemde özel kurallar; durma/kesilme ve başvuru koşulları kontrol edilir. Yalnız failin adını öğrenme tarihi bütün durumlarda yeterli başlangıç değildir.


4. Trafik kazası sonrası tazminat davası kime karşı açılır?


Kusuru bulunan sürücü, KTK kapsamındaki işleten/teşebbüs ve teminat sınırındaki sigortacı bakımından ayrı sorumluluk koşulları incelenir. Manevi tazminat zorunlu trafik sigortasının dışındadır; sigortacıya karşı her maddi kalem de otomatik teminat kapsamında değildir. İhtiyari poliçe farklı teminat içerebilir. M.97 kapsamındaki sigortacıya dava öncesi yazılı başvuru ve on beş günlük cevap düzeni ile görev/arabuluculuk ayrıca değerlendirilir; bütün davalılara birlikte dava açmak her olayda zorunlu değildir.


5. Tazminat davasında görevli mahkeme hangisidir?


Özel görev kuralı yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir. 7036 kapsamındaki iş uyuşmazlıkları, TTK m.4 kapsamındaki ticari davalar, tüketici/aile ve idari uyuşmazlıklar ayrı incelenir. Her iki tarafın tacir olması veya bir işin ticari sayılması tek başına bütün davaları ticaret mahkemesine taşımaz. Tüketici hakem heyetinin görev sınırı içindeki başvuru da doğrudan tüketici mahkemesi davasıyla karıştırılmamalıdır.


6. Manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir?


Türk Borçlar Kanunu m.56 uyarınca manevi tazminat miktarı, hâkim tarafından olayın özelliklerine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, kusurun ağırlığına ve ihlalin mağdurda yarattığı manevi sarsıntının derinliğine göre hakkaniyet çerçevesinde takdir edilir. Manevi tazminat bir zenginleşme aracı olamaz, tatmin edici bir etki yaratmayı amaçlar.


7. Tazminat davasında arabuluculuk zorunlu mudur?


Uyuşmazlığın gerçek niteliği ve ilgili kanunun kapsamı belirleyicidir. Ticari para alacağı/tazminat ile kapsamdaki işçi–işveren istemlerinde dava şartı olabilir; iş kazası/meslek hastalığı tazminatı ve ilgili davalar 7036 m.3 istisnasındadır. Tüketicide 6502 m.73/A’nın beş istisna grubu ayrıca kontrol edilir. Salt “haksız fiil” veya “bedensel zarar” denmesi her özel dava şartını kaldırmaz. Uygulanabilir zorunlu başvuru tamamlanır; serbestçe tasarruf edilebilen diğer uyuşmazlıklarda ihtiyari arabuluculuk değerlendirilebilir.


8. Ceza davası tazminat davasını nasıl etkiler?


TBK m.74 gereğince hukuk hâkimi ceza hukukunun sorumluluk hükümleri, ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi ve zarar hesabıyla bağlı değildir. Kesinleşmiş ceza hükmündeki maddi olay tespitinin etkisi ayrıca incelenir; bu ayrım Yargıtay 10. HD’nin 28 Kasım 2023 tarihli 2022/11978 E., 2023/12009 K. kararında da açıklanmıştır. Her beraat sorumluluğu kaldırmaz; mahkûmiyetteki kusur oranı da otomatik bağlayıcı değildir. Daha uzun ceza zamanaşımının maddi koşulları TBK m.72 kapsamında ayrıca incelenir; ceza dosyası bulunması tek başına bütün hukuk sürelerini durdurmaz.


Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, bireysel hukuki değerlendirme için Işıkoğlu Hukuk Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hemen Sorun


Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.

bottom of page