Adliye İşlemleri Rehberi: İlk Kez Gidenler İçin
6100 sayılı HMK ve 5271 sayılı CMK çerçevesinde, adliye işlemleri nasıl yapılır ilk defa araştırmasını yapan kişiler için adliye teşkilatının yapısı, duruşma kuralları, harç yatırma, kalem işlemleri, UYAP takibi ve savcılık müracaat süreçlerini inceleyen usul kuralları ile pratik işleyiş adımları — detaylı inceleme.

Mevzuat ve süre kontrolü: 19 Ekim 2026. Ceza muhakemesindeki başvuru süresi; karar türü, öğrenme veya gerekçeli tebliğ tarihi ve zaman bakımından uygulanacak hükme göre belirlenir. KYOK itirazında CMK m.173, genel itirazda m.268; istinafta m.273 ayrı uygulanır. Eski yedi/on beş günlük açıklamalar güncel genel kural olarak kullanılamaz.
Ozet (TL;DR)
6100 sayılı HMK ve 5271 sayılı CMK çerçevesinde, adliye işlemleri nasıl yapılır ilk defa araştırmasını yapan kişiler için adliye teşkilatının yapısı, duruşma kuralları, harç yatırma, kalem işlemleri, UYAP takibi ve savcılık müracaat süreçlerini inceleyen usul kuralları ile pratik işleyiş adımları — detaylı inceleme.
Bu makale son olarak 19 Ekim 2026 tarihinde guncellenmistir. Icerik bilgilendirme amaclidir ve hukuki gorus yerine gecmez.
İçindekiler
I. Giriş
II. Adliye Teşkilatının Hukuki ve Fiziksel Yapısı
III. Ön Hazırlık: Adliye İşlemleri Nasıl Yapılır İlk Defa Gidenler İçin Tavsiyeler
IV. Adliye Binasına Giriş, Güvenlik ve Arama Prosedürleri
V. Tevzi Büroları, Ön Büro İşleyişi ve Harçlandırma Süreçleri
VI. Mahkeme Kalemleri, Dosya İnceleme ve Evrak Sunma Usulleri
VII. Duruşma Günü: Mahkeme Salonu Öncesindeki Bekleyiş ve Usuli Hazırlık
VIII. Duruşma Salonunda Uyulması Gereken Kurallar, Hitap Şekilleri ve Disiplin
IX. Elektronik Adalet Sistemi: UYAP Üzerinden Dosya Takibi ve Dijital Entegrasyon
X. İcra Dairelerindeki Temel İşleyiş ve Takip Süreçlerine Dair Usuller
XI. Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma, Müracaat ve Şikayet Prosedürleri
XII. Adli Yardım ve Dava Şartı Arabuluculuk Kurumlarının İşleyişi
XIII. Sonuç
Sıkça Sorulan Sorular
I. Giriş
Hukuki uyuşmazlıkların, ihlallerin ve hak taleplerinin devletin yargı erki vasıtasıyla çözümlendiği ve karara bağlandığı merkezler olan adliyeler, kendine özgü katı usul kuralları, hiyerarşik düzeni ve karmaşık işleyiş mekanizmaları ile çoğu zaman vatandaşlar için zorlayıcı bir yapı olarak algılanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde güvence altına alınan "Hak Arama Hürriyeti" çerçevesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu temel anayasal hakkın fiiliyata döküldüğü fiziksel mekanlar adliye binalarıdır.
Adalet mekanizmasının sağlıklı, adil ve hızlı bir biçimde işleyebilmesi, maddi hukukun kurallarının yanı sıra usul hukukunun kurallarının da tavizsiz bir şekilde uygulanmasına bağlıdır. Hukuk sistemimizde yer alan "Usul, esasa mukaddemdir" (Usul, esastan önce gelir) prensibi, adliyelerdeki prosedürel işleyişin ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. İster bir borç tahsili amacıyla icra takibi başlatılsın, isterse bir haksız fiil neticesinde tazminat davası ikame edilsin, tüm bu süreçler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve sair usul yasalarının çizdiği sınırlar içerisinde yürütülmek zorundadır. Usuli eksiklikler, ne yazık ki en haklı davalarda dahi hak kayıplarına, süre aşımı nedeniyle davaların reddedilmesine veya hukuki sürecin gereksiz yere uzamasına sebebiyet verebilmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Noter İşlemleri ve Ücretleri 2026 Rehberi başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Adliye ortamına ilk kez adım atacak olan bireylerin, yargısal süreçlerin sorunsuz ilerleyebilmesi adına temel işleyiş kurallarına, mahkeme kalemlerinin fonksiyonlarına ve duruşma salonu disiplinine asgari düzeyde hakim olmaları elzemdir. Zira vatandaşların hak arama sürecinde karşılaştıkları en büyük engellerden biri, hakkın bizatihi varlığı veya yokluğu değil, o hakkın adliye koridorlarında nasıl ve hangi usullere göre talep edileceğinin bilinmemesidir. Bu bağlamda, bilgi eksikliğinden kaynaklanan gecikmeler usul ekonomisi ilkesini de zedelemektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Kefalet Sözleşmesi: Türleri ve Sorumluluk başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Bu makalede, adliye teşkilatının temel yapısı, mahkeme ve savcılık kalemlerinin işleyişi, ön büro ve harç işlemleri, duruşma kuralları ve genel müracaat esasları derinlemesine ele alınmaktadır. Özellikle adliye işlemleri nasıl yapılır ilk defa deneyimleyecek kişiler için hazırlanan bu rehber, usul kurallarının pratik hayattaki yansımalarını, Yargıtay içtihatları ve ilgili mevzuat hükümleri ışığında incelemektedir. Borçlar Hukuku ve diğer temel hukuk disiplinlerinden doğan uyuşmazlıkların adliye binalarındaki seyri, salt hukuki teori ile değil, pratik adliye işleyişi boyutuyla aktarılmaktadır.
Yasal Çerçeve Özeti: Adliyelerdeki fiziksel ve hukuki işleyiş; temel olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan "Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik" hükümleri doğrultusunda sevk ve idare edilmektedir.
II. Adliye Teşkilatının Hukuki ve Fiziksel Yapısı
Türk yargı sistemi, bağımsız ve tarafsız mahkemeler eliyle yürütülmekte olup, adliye binaları bu mahkemeleri fiziksel olarak tek bir çatı altında toplayan devasa komplekslerdir. Bir adliye binası içerisindeki birimlerin ve makamların doğru tanımlanması, işlemlerin doğru mercide ve hızlı bir şekilde yürütülebilmesi için temel şarttır. Adliye idari teşkilatı, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı tarafından koordine edilmektedir. Adliye personeli olan zabıt katipleri, mübaşirler, yazı işleri müdürleri ve icra memurlarının idari işlemleri bu komisyon aracılığıyla yönetilmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Tazminat Davası Türleri ve Süreçleri başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Adliye teşkilatı temel organizasyon şeması itibarıyla "Savcılık" ve "Mahkemeler" olmak üzere iki ana kola, mahkemeler ise kendi içerisinde "Hukuk Mahkemeleri" ve "Ceza Mahkemeleri" olarak iki farklı yargısal düzleme ayrılmaktadır. Cumhuriyet Başsavcılığı, devlet adına suç teşkil eden eylemleri araştıran, soruşturma evresini yürüten ve gerekli hallerde kamu davası açarak iddia makamını temsil eden yargısal birimdir. Savcılık birimleri kendi içinde müracaat, hazırlık, uzlaştırma, infaz ve yakalama gibi spesifik alt bürolara ayrılarak uzmanlaşmış bir hizmet sunmaktadır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Haksız Fiil Tazminatı: Şartlar ve Hesaplama başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Mahkemeler ise hukuki uyuşmazlığın niteliğine göre ihtisaslaşmıştır. Özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıkların karara ba ğlandığı hukuk mahkemeleri; Asliye Hukuk, Sulh Hukuk, Aile, İş, Tüketici ve Ticaret Mahkemeleri gibi farklı görev alanlarına sahiptir. Örneğin, işçi ve işveren uyuşmazlıkları İş Hukuku prensipleri gereğince İş Mahkemelerinde, tüketici işlemlerinden kaynaklanan davalar ise Tüketici Hukuku kuralları çerçevesinde Tüketici Mahkemelerinde görülmektedir. Öte yandan, ceza mahkemeleri, TCK ve diğer ceza yasalarında tanımlanan suç eylemlerini yargılar. Bunlar genel hatlarıyla Asliye Ceza Mahkemeleri ve Ağır Ceza Mahkemeleridir.
Mahkeme / Birim Türü | Görev Alanı ve Temel Uyuşmazlık Konuları |
Asliye Hukuk Mahkemeleri | Özel bir kanunla başka bir mahkemenin görevlendirilmediği, malvarlığı ve şahıs varlığına ilişkin tüm genel hukuki uyuşmazlıklar, tazminat ve tapu iptal davaları. |
Aile Mahkemeleri | Boşanma, nafaka, velayet, mal rejiminin tasfiyesi, soybağı davalar ı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamındaki aile hukuku uyuşmazlıkları. |
Ağır Ceza Mahkemeleri | Kanunda öngörülen cezanın üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile yağma, irtikap, resmi belgede sahtecilik, kasten öldürme gibi ağır suçlara ilişkin yargılamalar. |
İcra ve İflas Daireleri | Kesinleşmiş mahkeme kararlarının (ilamların) icrası, ilamsız takipler kapsamında haciz, muhafaza ve satış işlemleri ile iflas prosedürlerinin idaresi. |
Yukarıda özetlenen bu ayrım, vatandaşların adliyeye gittiklerinde hangi koridora yöneleceklerini veya dilekçelerini hangi mahkeme kalemine sunacaklarını belirleyen temel haritayı oluşturmaktadır. Görevsiz veya yetkisiz bir mahkemeye başvurulması, davanın usulden reddine neden olacağından, sürecin başında doğru mahkemenin tespiti hayati önem taşımaktadır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Zamanaşımı Süreleri: Kapsamlı Rehber başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
III. Ön Hazırlık: Adliye İşlemleri Nasıl Yapılır İlk Defa Gidenler İçin Tavsiyeler
Adliyeye fiilen intikal etmeden önce gerçekleştirilecek ön hazırlıklar, sürecin sağlıklı, kesintisiz ve hukuka uygun bir biçimde işlemesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Literatürde ve uygulamada sıkça karşılaşılan temel problem, müracaatçıların yanlarında gerekli kimlik ve dayanak belgelerini bulundurmamaları veya taleplerini hukuki bir zemine oturtamamalarıdır. Usul ekonomisi ilkesi gereği, gereksiz zaman kayıplarının önüne geçmek adına adliye işlemleri nasıl yapılır ilk defa araştırmasını yapan bireylerin bu ön koşulları harfiyen yerine getirmesi beklenmektedir.
Öncelikle, mahkeme kalemlerinde, savcılık veya icra dairelerinde işlem yapılabilmesi için işlem yapılacak dosyanın "Esas Numarası" (Hukuk ve Ceza davaları için, örn: 2026/154 E.), "Soruşturma Numarası" (Savcılık aşaması için) veya "Takip Numarası" (İcra dosyaları için) mutlaka bilinmelidir. Adliyelerde, gizlilik ilkeleri ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca yalnızca isim-soyisim üzerinden dosya taraması ve evrak sunumu yapılması kural olarak oldukça zordur ve personele gereksiz iş yükü oluşturmaktadır. Bu nedenle dosya numarası önceden UYAP sistemi veya e-Devlet üzerinden not edilmelidir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için İhtarname Nedir ve Nasıl Çekilir başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.30: "Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür."
Bir diğer önemli husus kimlik ispatıdır. Adliye içerisindeki tüm resmi işlemler, Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı, geçerli bir pasaport veya sürücü belgesinin aslı ibraz edilerek yapılmak zorundadır. Adliyede vekaleten işlem yürütecek kişilerin (avukatlar hariç temsilcilerin veya vasilerin), noterde düzenlenmiş geçerli bir vekaletname aslı veya onaylı suretini ibraz etmeleri yasal bir zorunluluktur. Ayrıca, mahkemeye sunulacak her türlü dilekçenin HMK m.119 (Dava dilekçesinin içeriği) veya CMK m.158 hükümlerinde belirtilen zorunlu unsurları; mahkemenin adı, tarafların kimlik ve MERNİS adres bilgileri, T.C. kimlik numaraları, açık ve anlaşılır talep sonucu ile ıslak imzayı taşıması gerekmektedir.
Son olarak, mesai saatlerinin planlanması göz ardı edilmemelidir. Adliyeler devlet dairesi statüsünde olup, kural olarak hafta içi 08:30 ile 17:00 saatleri arasında hizmet vermektedir. Öğle arası uygulaması olan 12:00 ile 13:00 saatleri arasında vezneler, tevzi büroları ve kalemler genel itibarıyla işlem almamaktadır. İşlemlerin yarım kalmaması adına sabah erken saatlerde adliyede olunması tavsiye edilmektedir.
IV. Adliye Binasına Giriş, Güvenlik ve Arama Prosedürleri
Adliye binaları, doğası gereği taraflar arasında yüksek tansiyonun ve husumetin bulunabileceği, adaletin tesis edildiği mekanlardır. Bu nedenle, adliye kompleksleri çok sıkı güvenlik ve koruma tedbirleri altında idare edilmektedir. Güvenlik zafiyetlerinin önlenmesi amacıyla, adliye girişlerinde uygulanan prosedürler uluslararası güvenlik standartlarına ve ulusal yasal mevzuata dayanmaktadır. Adliyeye ilk defa adım atan kişilerin bu kurallara riayet etmesi, giriş noktalarındaki yığılmaları engelleyecektir.
Adliye bina girişleri, Adalet Bakanlığına bağlı özel güvenlik görevlileri ve emniyet mensupları tarafından kontrol edilmektedir. Bina giriş kapılarında X-Ray cihazları ve kapı tipi metal dedektörleri standart olarak bulunmaktadır. 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) ve ilgili Adalet Bakanlığı genelgeleri uyarınca, kolluk kuvvetlerinin bina güvenliğini sağlamak maksadıyla önleyici arama yapma yetkisi mevcuttur. Çanta, valiz, cüzdan ve metal eşyalar mutlaka X-Ray cihazından geçirilmelidir.
Adliye içerisine 6136 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilen ateşli silahlar, mermiler, kesici, delici, bereleyici veya boğucu aletler (çakı, bıçak, muşta, jilet vb.) ile yanıcı, parlayıcı veya patlayıcı maddelerin sokulması kesinlikle ve istisnasız olarak yasaktır. Ruhsatlı silah taşıma yetkisine sahip olan vatandaşların (görevli kolluk personeli hariç), silahlarını bina girişinde yer alan Silah Emanet Bürosuna teslim etmeleri, karşılığında emanet makbuzu almaları ve çıkışta silahlarını geri almaları gerekmektedir. Yasaklı aletlerle binaya girilmeye çalışılması halinde, güvenlik birimlerince tutanak tutulmakta ve şahıs hakkında derhal Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmaktadır.
Güvenlik kontrolünden hızlı geçebilmek adına, cep telefonu, anahtarlık, madeni para, kemer tokası gibi sinyal verebilecek eşyaların önceden plastik kutulara (tepsilere) konularak cihaza verilmesi pratik bir kolaylık sağlar. Büyükşehirlerde yer alan mega adliyelerde (örneğin İstanbul Çağlayan, Ankara Sıhhiye) vatandaş girişleri, personel girişleri ve avukat girişleri farklı kapılardan sağlanabilmektedir. Bina dışındaki tabelaların dikkatle okunması ve doğru kapıya yönelinmesi gereklidir.
V. Tevzi Büroları, Ön Büro İşleyişi ve Harçlandırma Süreçleri
Güvenlik aşaması geçilip adliye binasına girildikten sonra, işlem başlatmak isteyen vatandaşların ve avukatların ilk durağı genellikle "Tevzi Bürosu" veya "Ön Büro" adı verilen idari departmanlardır. Hukuk davalarının açılması, icra takiplerinin başlatılması veya savcılığa yeni bir şikayet dilekçesinin sunulması işlemleri, kalemlerden ziyade bu merkezi bürolar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Ön büro sistemi, mahkeme kalemlerinin evrak kayıt iş yükünü hafifletmek ve vatandaşlara tek noktadan hizmet sunmak amacıyla UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) entegrasyonu ile kurgulanmıştır.
Yeni bir dava ikame edileceğinde (örneğin Medeni Hukuk kaynaklı bir mal rejimi tasfiyesi veya tapu iptal tescil davası), hazırlanan dava dilekçesi Tevzi Bürosuna teslim edilir. Türk yargı sisteminde, açılan davanın hangi hakim veya mahkeme heyeti tarafından görüleceğinin önceden bilinememesi kuralı geçerlidir. Bu kural, anayasal bir güvence olan "Tabii Hakim İlkesi"nin (kanuni hakim güvencesi) bir yansımasıdır. Tevzi işlemi, dilekçenin UYAP sistemi üzerinden, o adliyede bulunan aynı türdeki mahkemeler arasında adil ve tamamen rastgele bir algoritma ile dağıtılması işlemidir. Sistem davayı, örneğin 4. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi eder ve dosya numarası o an oluşur.
Tevzi işlemi gerçekleştirilirken veya davanın açılabilmesi için, 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında belirlenen yargı harçlarının ve HMK m.120 uyarınca gider avansının vezneye yatırılması usuli bir zorunluluktur. Harçlar genel olarak "Başvurma Harcı" (maktu bir bedeldir) ve dava değerine göre hesaplanan "Peşin Harç" (nispi harca tabi davalarda dava değerinin binde 68,31'inin dörtte biri) şeklinde tahsil edilir. Gider avansı ise tebligat, bilirkişi, keşif ve posta masraflarının karşılanması için Adalet Bakanlığı tarifesince belirlenen ve peşin olarak yatırılması gereken meblağdır.
Dikkat: Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, dava açılırken yatırılması gereken harç ve gider avansının eksik yatırılması veya hiç yatırılmaması durumunda mahkemece davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Bu süre zarfında eksikliğin tamamlanmaması halinde dava usulden reddedilir (işlemden kaldırılır).
Ödemeler, tevzi bürosunun hesapladığı tahakkuk fişi ile adliye içerisindeki vergi dairesi veznelerine veya anlaşmalı banka veznelerine nakit olarak yatırılabileceği gibi, son yıllarda yaygınlaşan POS cihazları üzerinden banka veya kredi kartıyla da ödenebilmektedir. İşlemin tamamlanmasının ardından alınan harç ve masraf tahsilat makbuzlarının orijinallerinin dosyaya eklenmesi ve suretlerinin muhafaza edilmesi ileride doğabilecek hesap uyuşmazlıklarını önleyecektir.
VI. Mahkeme Kalemleri, Dosya İnceleme ve Evrak Sunma Usulleri
Tevzi aşamasından sonra dosyalar, yargılama faaliyetinin asıl idari mutfağı olan "Mahkeme Kalemlerine" intikal eder. Her bir mahkemenin (örneğin 2. İş Mahkemesi) kendine ait bir kalemi bulunmaktadır. Mahkeme kalemleri; Yazı İşleri Müdürü, Zabıt Katipleri ve Mübaşirlerden oluşan bir personel kadrosuyla idare edilmektedir. Kalem, fiziki dosyaların muhafaza edildiği, tarafların dilekçelerinin evrak kaydına alındığı, hakimin ara kararları uyarınca tebligatların ve müzekkerelerin hazırlandığı, resmi yazışmaların yürütüldüğü operasyonel birimdir.
Devam eden bir davada mahkemeye bilgi ve belge sunmak, cevap dilekçesi vermek veya bilirkişi raporuna itiraz etmek isteyen taraf, evrakını ilgili mahkeme kalemine sunmalıdır. Kaleme sunulan dilekçe veya evrakın geçerlilik kazanabilmesi için, kalem personeli tarafından UYAP sistemine kaydedilmesi ve dilekçenin üzerine alındığı tarih ve saati gösteren "Havale" kaşesinin vurulması gerekmektedir. Havale tarihi, HMK kapsamında öngörülen cevap veya itiraz sürelerinin hesaplanmasında esas alınan kritik tarihtir. Vatandaşların, kaleme teslim ettikleri her türlü dilekçenin havaleli bir suretini (alındı belgesini) kendi arşivleri için talep etmeleri son derece önemli bir usul kuralıdır.
Dosya inceleme hakkı, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan "Hukuki Dinlenilme Hakkı"nın bir uzantısıdır. HMK m.161 uyarınca, davanın tarafları veya vekaletname sunmuş vekilleri (avukatları) dava dosyasını diledikleri zaman kalemde inceleyebilirler. Ancak, dosyadan belge örneği (suret) alınabilmesi için belirli bir suret harcının yatırılması gerekmektedir. Yargılamanın şeffaflığı ilkesi gereği tarafı olunan hukuk dosyalarının incelenmesi serbest iken, gizlilik ilkesinin hakim olduğu belirli süreçlerde kısıtlamalar mevcuttur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/1423 E., 2019/521 K.: "Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkı, tarafların dava dosyası içeriğini tam olarak öğrenme ve inceleme hakkını zorunlu kılar. Bu hakkın usulsüz kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının açık ihlali niteliğindedir."
Ceza soruşturmalarında ise durum daha farklıdır. CMK m.153 uyarınca, soruşturma evresinde savcılık dosyasının içeriğinin incelenmesi veya örnek alınması, soruşturmanın selametini tehlikeye düşürecekse, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilecek bir "Kısıtlama (Gizlilik) Kararı" ile engellenebilir. Bu durumda, davanın şüphelisi dahi iddianame kabul edilene kadar dosyadaki delilleri (ifade tutanakları hariç) tam olarak inceleyemez.
VII. Duruşma Günü: Mahkeme Salonu Öncesindeki Bekleyiş ve Usuli Hazırlık
Duruşma günü, yazılı yargılama usulünün sözlü iddia, savunma ve delillerin tartışılması aşamasına geçtiği, yargılama sürecinin yüz yüze gerçekleşen en somut ve psikolojik olarak en yoğun kısmıdır. Mahkeme kalemi tarafından hazırlanan "Tensip Zaptı" (duruşmaya hazırlık tutanağı) ile taraflara duruşma tarihi, saati ve mahkeme salonu resmi tebligatla bildirilir. Ancak uygulamada, mahkemelerin ağır iş yükü, tanık dinleme sürelerinin uzaması veya celse aralarındaki ek işlemler nedeniyle, tebliğ edilen saatte duruşmanın başlamaması ve sarkmaların yaşanması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.
Duruşma saati yaklaşırken, tarafların belirtilen saatten en az 15-30 dakika önce ilgili mahkeme salonunun önünde fiziken hazır bulunmaları gerekmektedir. Günümüzde modern adliyelerin tamamında mahkeme kapılarının üst kısmında, UYAP sistemine entegre çalışan elektronik duruşma izleme ekranları bulunmaktadır. Bu ekranlarda, o gün görülecek dosyaların sıra numarası, esas numaraları ve kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında belirli harfleri yıldızlanmış (maskelenmiş) şekilde tarafların isimleri listelenir.
Koridorda bekleme esnasında tarafların sükunetlerini korumaları, gürültü yapmamaları ve duruşma sırasını takip etmeleri beklenir. Sırası gelen dosya için mahkeme mübaşiri, mahkeme salonunun kapısına çıkarak dosyanın taraflarını ve varsa tanıklarını yüksek sesle duruşma salonuna davet eder. Mübaşirin çağrısına zamanında yanıt vermeyen taraf, duruşmada yok sayılabilir.
Geçerli bir mazereti olmaksızın duruşmaya katılmama durumunda hukuki yaptırımlar ağırdır. Hukuk davalarında, taraflardan birinin duruşmaya katılmaması halinde diğer tarafın talebi üzerine dosya gıyapta görülmeye devam edilebilir veya iki taraf da katılmazsa HMK m.150 uyarınca dosya işlemden kaldırılabilir (müracaata bırakılır). Ceza yargılamasında ise, CMK m.199 ve ilgili maddeler uyarınca, mazeretsiz olarak duruşmaya katılmayan sanık veya tanıklar hakkında hakimin kararıyla "Zorla Getirme" veya "Yakalama Emri" çıkartılması kuvvetle muhtemel bir neticedir. Bu sebeple, mücbir sebep niteliğinde bir mazereti (hastalık, kaza vb.) olan tarafın, bu mazeretini mutlaka duruşma saatinden önce resmi belgelerle (heyet raporu) kaleme sunarak kabulünü talep etmesi zorunludur.
VIII. Duruşma Salonunda Uyulması Gereken Kurallar, Hitap Şekilleri ve Disiplin
Duruşma salonları, devletin adalet dağıttığı, hukuki ihtilafların devlet otoritesi gözetiminde çözüldüğü ve büyük saygınlık atfedilen resmi alanlardır. Bu sebeple mahkeme salonu içerisinde uygulanması gereken çok katı protokol kuralları, disiplin hükümleri ve usuli kısıtlamalar mevcuttur. HMK m.151 ve CMK m.252 uyarınca, duruşma salonunda düzeni sağlama, yargılamanın ciddiyetini koruma ve sükuneti tesis etme yetkisi ve görevi bizzat mahkeme hakimine veya heyet başkanına aittir.
Duruşma salonunun fiziki yapısı da bir hiyerarşi ve rol dağılımı içerir. Salonun tam karşısında, devletin tarafsız otoritesini simgeleyen ve diğerlerinden daha yüksekte konumlandırılmış kürsüde hakim(ler) ve hemen yanında zabıt katibi yer alır. Ceza yargılamalarında iddia makamı olan savcı, hakimle aynı seviyede veya kürsünün sağ tarafında konumlanır. Mahkeme salonuna girildiğinde davacı/iddia makamı/müşteki kural olarak hakimin soluna (salona girenin sağına), davalı/sanık makamı ise hakimin sağına (salona girenin soluna) oturur veya ayakta durur. Dinleyiciler ve tanıklar için ayrılan bölüm ise salonun arka kısmındadır.
Duruşma esnasında uyulması gereken temel davranış kodları şunlardır:
Saygı ve Hitap: Hakime hitap edilirken "Sayın Yargıç", "Hakim Bey" veya "Hakim Hanım" ifadeleri kullanılır. Karşı tarafla doğrudan tartışmaya girmek, laf atmak veya hakaret etmek kesinlikle yasaktır; tüm beyanlar ve talepler mahkeme başkanına yöneltilir.
Ayağa Kalkma Kuralı: Hakim veya mahkeme heyeti salona girdiğinde, yemin ettirilirken, ara karar veya nihai hüküm (karar) tefhim edilirken (yazdırılırken/okunurken) salondaki herkesin ayağa kalkması emredici bir usul ve saygı kuralıdır.
Elektronik Cihazlar: Salona girmeden önce cep telefonları tamamen kapatılmalı veya sessiz konuma alınmalıdır. Duruşma esnasında telefonla oynamak veya mesajlaşmak disiplin ihlali sayılır.
Kayıt Yasağı: Mahkeme salonunda ses veya görüntü kaydı yapmak, fotoğraf çekmek kesinlikle yasaktır. CMK m.183 ve TCK m.286 hükümlerine göre izinsiz ses ve görüntü kaydı yapmak hapis cezasını gerektiren adli bir suçtur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2018/3120 E.: "Duruşma düzenini bozan, mahkemenin sükunetini ihlal eden, hakimin ısrarlı uyarılarına rağmen saygınlığı zedeleyici tutum ve davranışlarda bulunan taraf veya izleyici hakkında mahkemece tutanak tutularak disiplin hapsi uygulanması veya yasal işlem başlatılması, yargılamanın selamati ve adil yargılanma hakkının tesisi açısından hukuka uygundur."
Mahkeme hakiminin, duruşma düzenini ihlal eden kişileri, uyarıda bulunmaksızın duruşma salonundan çıkarma yetkisi bulunduğu gibi; eylemin ağırlığına göre dört güne kadar disiplin hapsine çarptırma yetkisi de bulunmaktadır. Bu yetki, devletin yargı gücünün itibarını korumak maksadıyla ihdas edilmiştir.
IX. Elektronik Adalet Sistemi: UYAP Üzerinden Dosya Takibi ve Dijital Entegrasyon
Modern çağın gereklilikleri doğrultusunda Adalet Bakanlığı tarafından geliştirilen UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi), Türk yargı sisteminde devrim niteliğinde bir dijitalleşme süreci başlatmıştır. UYAP, sadece mahkemelerin kendi aralarındaki yazışmaları yönettiği bir ağ değil; emniyet, nüfus müdürlükleri, tapu kadastro, SGK, bankalar ve vergi daireleri gibi birçok kamu kurumu ile entegre çalışan devasa bir otomasyon sistemidir. Bu entegrasyon sayesinde hak arama hürriyeti dijital platforma taşınmış, usul ekonomisi ve şeffaflık ilkeleri en üst düzeye çıkarılmıştır.
Vatandaşların adliyeye gitmeden veya mahkeme kalemlerinde sıra beklemeden dosyalarının son durumunu öğrenebilmeleri için UYAP Vatandaş Portal sistemi hizmete sunulmuştur. Bireyler, e-Devlet şifreleri, elektronik imzaları veya mobil imzaları aracılığıyla sisteme güvenli giriş yapabilirler. Portal üzerinden Türkiye genelinde adlarına açılmış olan (taraf oldukları) tüm icra takipleri, hukuk davaları, ceza yargılamaları ve Danıştay veya idare mahkemesi dosyaları detaylı bir biçimde görüntülenebilmektedir.
UYAP sistemi üzerinden yapılabilecek işlemler sadece dosya incelemekle sınırlı değildir. E-imza veya mobil imza sahibi olan bir vatandaş, adliye binasına hiç gitmeden UYAP Doküman Editörü (UDF) formatında hazırladığı bir dilekçeyi elektronik imzasıyla imzalayarak doğrudan mahkeme dosyasına gönderebilir, yeni bir dava açabilir, evrak havalesi gerçekleştirebilir ve yargı harçlarını Vakıfbank entegrasyonu üzerinden kredi kartı ile anında ödeyebilir. Sistemdeki evrakların taranmış kopyaları veya e-imzalı orijinalleri, hukuken geçerli resmi belgelerdir.
Bu sistem, özellikle adres değişikliği yapan veya farklı bir şehirde yargılaması devam eden kişiler için olağanüstü bir kolaylık sağlamaktadır. Bununla birlikte, elektronik tebligat (e-Tebligat) uygulamasının yaygınlaşmasıyla, tebligatlar saniyeler içerisinde muhatabın PTT tarafından sağlanan Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) adresine ulaştırılmakta, okunduğu veya ulaştığı tarihten itibaren usuli itiraz süreleri otomatik olarak işlemeye başlamaktadır.
X. İcra Dairelerindeki Temel İşleyiş ve Takip Süreçlerine Dair Usuller
İcra ve iflas daireleri, cebri icra hukukunun merkezleri olup, genellikle adliyelerin en yoğun, en kalabalık ve işleyiş açısından en karmaşık bölümleridir. Mahkemeler hukuki ihtilafı çözüp karara (ilama) bağlarken; o kararın yerine getirilmesi, alacağın zorla tahsil edilmesi veya tahliye işlemlerinin fiilen uygulanması icra dairelerinin görev alanına girmektedir. İcra müdürleri ve icra memurları, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde oldukça geniş devlet yetkileri (haciz, satış, muhafaza) kullanarak faaliyet gösterirler.
Bir alacaklının, alacağını tahsil edemediği durumlarda icra dairesine başvurarak başlattığı sürece "İcra Takibi" denir. Takip, mahkeme kararına dayanıyorsa "İlamlı İcra", herhangi bir mahkeme kararına dayanmayan fatura, senet, çek veya cari hesap ekstresi gibi belgelere (veya belgesiz sözlü beyana) dayanıyorsa "İlamsız İcra" adını alır. İlamsız takiplerde süreç, alacaklının icra dairesine sunduğu takip talebi üzerine borçluya bir "Ödeme Emri" gönderilmesiyle başlar.
Borçlunun ödeme emrine karşı yasal hakları son derece kısıtlı sürelere tabidir. Tebligatın borçluya ulaşmasından itibaren genel haciz yoluyla takiplerde 7 gün, kambiyo senetlerine (çek, senet) mahsus takiplerde ise 5 gün içerisinde ilgili icra dairesine (veya duruma göre İcra Mahkemesine) itiraz edilmesi gerekmektedir. Süresi içerisinde itiraz edilmeyen icra takipleri "Kesinleşir".
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2020/4512 E.: "İcra takibinde ödeme emrinin tebliği, borçlunun savunma hakkını kullanabilmesi için kurucu bir işlemdir. Usulüne uygun tebligat yapılmaksızın takibin kesinleştirilmesi ve haciz işlemlerine başlanması, açıkça hukuka aykırı olup, süresiz şikayet yoluyla icra mahkemesince iptal edilmelidir."
Takibin kesinleşmesiyle birlikte, borçlunun malvarlığı (maaşı, banka hesapları, gayrimenkulleri, araçları ve menkul eşyaları) üzerine UYAP üzerinden veya fiili haciz kararları uygulanır. İcra dairelerine yapılacak tüm ödemelerin (borcun kapatılması, taksit ödemesi vb.), icra dairesinin Vakıfbank'taki resmi İBAN numarasına, dosya numarası ve borçlu adı açıkça yazılarak banka yoluyla yapılması şarttır. Kalemde veya haciz mahallinde elden nakit ödeme yapılması son derece riskli ve usule aykırı bir yaklaşımdır.
XI. Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma, Müracaat ve Şikayet Prosedürleri
Vatandaşların hırsızlık, dolandırıcılık, kasten yaralama, hakaret veya şantaj gibi Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında suç teşkil eden bir eylemle mağdur sıfatıyla karşılaştıklarında ilk başvurmaları gereken adli makam Cumhuriyet Başsavcılığı "Müracaat (Suçüstü) Savcılığı" bürosudur. Karakollara (emniyet/jandarma) yapılan şikayetler de nihayetinde fezleke ile bu savcılıklara iletilmekte olup, doğrudan adliyeye gidilerek süreci başlatmak zaman zaman daha hızlı sonuç vermektedir.
Soruşturma sürecinin başlaması için mağdurun veya suçtan zarar görenin savcılığa ıslak imzalı, olayı detaylıca anlatan ve şüpheli/şüphelileri (biliniyorsa) işaret eden bir "Şikayet Dilekçesi" sunması gerekmektedir. Dilekçede iddiaların havada kalmaması için, eldeki tüm maddi delillerin (WhatsApp mesaj çıktıları, kamera kayıtları CD/flash bellek içinde, banka dekontları, tanık isim ve adresleri) şikayet dilekçesinin ekinde savcılığa sunulması büyük önem taşır. Evrak, savcılık kalemince UYAP'a kaydedilerek bir "Soruşturma Numarası" (Örn: 2026/18456 Sor.) alır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.160: "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla... yükümlüdür."
Savcı bu aşamada kolluk kuvvetlerine (polis/jandarma) talimat vererek delilleri toplar, şüpheli ve tanıkların ifadelerini alır. Soruşturma sonucunda suçun işlendiğine dair yeterli şüphe (somut delil) elde edilirse, savcı bir "İddianame" düzenleyerek görevli Ceza Mahkemesine kamu davası açar. Eğer suç unsuru oluşmamışsa, delil yetersizliği varsa veya şikayet hukuki nitelikte bir alacak-verecek meselesi (hukuk mahkemesinin alanına giren konu) ise savcı "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" (KYOK / Takipsizlik Kararı) verir. Bu KYOK kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz etme hakkı yasal olarak güvence altına alınmıştır.
XII. Adli Yardım ve Dava Şartı Arabuluculuk Kurumlarının İşleyişi
Hukuk devleti ilkesi gereği, maddi imkansızlıklar sebebiyle adalete erişimin engellenmemesi esastır. HMK m.334 hükmü uyarınca, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini (harçlar, avanslar) kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, haklı oldukları yolunda inandırıcı emareler bulunmak kaydıyla "Adli Yardım" talebinde bulunabilirler. Adli yardım talebi, davanın açılacağı mahkemeye yazılı olarak sunulur ve talebe; muhtarlıktan alınacak fakirlik belgesi, SGK dökümü, tapu ve araç tescil kayıt sorgulama belgelerinin eklenmesi zorunludur. Talebin kabulü halinde, ilgili kişi yargılama harçlarından geçici olarak muaf tutulur.
Diğer yandan, adliyelerdeki iş yükünü azaltmak ve uyuşmazlıkların dostane, daha az masraflı ve hızlı yollarla çözümünü teşvik etmek amacıyla alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olan "Arabuluculuk" mekanizması hukuk sistemimize entegre edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı uyuşmazlık türlerinde (İşçi-İşveren alacakları ve işe iade talepleri, Ticari davalar, Tüketici uyuşmazlıkları, Kira ihtilafları) dava açmadan önce arabulucuya başvurulması "Dava Şartı" (zorunluluk) haline getirilmiştir.
Dava şartı kapsamındaki bir hususta mahkemeye dava açmak isteyen tarafın, öncelikle adliyelerde bulunan "Arabuluculuk Bürosu"na müracaat formunu doldurarak başvurması gerekmektedir. Büro, UYAP sistemi üzerinden tarafsız ve bağımsız bir arabulucuyu görevlendirir. Arabulucu, tarafları toplantıya davet ederek müzakere ortamı yaratır. Taraflar anlaşırlarsa, düzenlenen anlaşma belgesi mahkeme kararı (ilam) niteliği taşır. Anlaşma sağlanamazsa tutulan "Son Tutanak" ile birlikte mahkemede dava açma yolu açılmış olur. Arabuluculuk başvuru aşamasında vatandaşlardan herhangi bir harç veya masraf talep edilmemekte olup, ilk iki saatlik arabulucu ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır.
XIII. Sonuç
Adliye teşkilatı, adaletin tesis edilmesi, hukuki güvenliğin sağlanması ve uyuşmazlıkların kanunlar çerçevesinde kesin bir çözüme kavuşturulması amacıyla titizlikle kurgulanmış, sistematik ve şekilsel kurallara sıkı sıkıya bağlı idari ve hukuki bir yapıdır. İlk kez adliye ortamında hak arama mücadelesi verecek kişilerin, sürecin sorunsuz ilerlemesi ve hak kayıplarının önüne geçilmesi adına bu katı usul kurallarına asgari düzeyde riayet etmesi hukuki bir gerekliliktir.
İşbu kapsamlı incelemede ulaşılan temel usul ve işleyiş prensipleri şu şekilde sıralanabilir:
Adliye binalarında yapılacak her türlü sorgulama ve işlem için resmi kimlik belgesi ve UYAP'ta kayıtlı dosya esas/soruşturma numarasının bilinmesi teknik bir zorunluluktur.
Mahkeme binalarına girişlerde uygulanan güvenlik prosedürleri ile duruşma salonlarındaki ayağa kalkma, saygı hitabı ve telefon kullanım yasakları gibi disiplin kuralları esnetilemez niteliktedir.
Hukuk davalarının açılışı ve evrak sunumu aşamalarında, Harçlar Kanunu kapsamında tahakkuk eden maktu/nispi harçlar ile HMK gereği zorunlu gider avanslarının eksiksiz ve süresinde yatırılması davanın görülmesi için ön şarttır.
Elektronik adalet sistemi olan UYAP Vatandaş Portal sayesinde, adliyeye fiziken gitmeye gerek kalmaksızın dosya takibi yapılabilmekte ve e-imza kullanılarak yasal işlemler dijital ortamdan yürütülebilmektedir.
Cumhuriyet Başsavcılığı müracaatlarında, iddiaların somut, açık ve mutlaka destekleyici yasal delillerle birlikte (dilekçe ekinde) sunulması, soruşturmanın etkinliği açısından hayati önem arz etmektedir.
İcra takiplerinde ve ödeme emri tebliğlerinde yasal itiraz süreleri (genellikle 5 veya 7 gün) son derece kısa olup, hak düşürücü nitelikte olduğundan tebligatların dikkatle takip edilmesi şarttır.
Uygulamada, usuli sürelerin kaçırılması, yetkisiz mercilere başvuru yapılması veya harçların eksik yatırılması gibi şekli hatalar, esasta haklı olunan durumlarda dahi taleplerin telafisi imkansız şekilde reddedilmesine yol açabilmektedir. Usul kurallarının bu tavizsiz doğası, mahkemelerin keyfiliğini önlemek ve hukuki istikrarı korumak amacını gütmektedir.
Pratik tavsiye olarak; adliyeye gidilmeden evvel sürecin planlanması, sunulacak dilekçe ve evrakların ilgili kanunların şekil şartlarına uygun olarak tasarlanması, UYAP e-Tebligat sisteminin aktif hale getirilerek sürecin düzenli kontrol edilmesi şiddetle önerilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, hukuki usul ve esasların teknik boyutu son derece karmaşık olup, uyuşmazlıkların çözümünde telafisi güç zararların doğmaması adına profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti alınması her zaman en güvenli yoldur.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut hukuki sorunlarınızda Işıkoğlu Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız. Hemen Sorun Makalede yer alan bilgiler, yayın tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup, mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir.
İlgili Makaleler
Noter İşlemleri ve Ücretleri 2026 Rehberi 1512 sayılı Noterlik Kanunu kapsamında noter işlemleri, vekaletname, ihtarname, araç devri ve gayrimenkul satış vaadi...
Kefalet Sözleşmesi: Türleri ve Sorumluluk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 581 vd. kapsamında kefalet sözleşmesi nedir türleri, geçerlilik şartları, kefilin...
Tazminat Davası Türleri ve Süreçleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat davası nasıl açılır, türleri nelerdir, haksız fiil,...
Sözleşme İhlali ve Hukuki Sonuçları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsam ında sözleşme ihlali, borçlunun temerrüdü, ifa imkansızlığı, ayıplı ifa halleri,...
Haksız Fiil Tazminatı: Şartlar ve Hesaplama 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49 ve devamı hükümleri uyarınca haksız fiil sorumluluğu, maddi ve manevi zarar...
Kaynaklar ve Referanslar
Bu makale 19 Ekim 2026 tarihinde guncellenmistir. Icerik bilgilendirme amaclidir ve hukuki danismanlik yerine gecmez.
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
Güncellik kontrolünde kullanılan resmî kaynaklar
Sıkça Sorulan Sorular
1. Adliyeye ilk defa giderken yanımda hangi belgeleri bulundurmalıyım?
Adliye işlemleriniz için Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı, geçerli pasaport veya ehliyet gibi resmi bir kimlik belgesinin aslı mutlaka yanınızda olmalıdır. İşlem yapacağınız dosyanın esas veya soruşturma numarasını bilmeniz ve bir yere not etmeniz işlemleri hızlandıracaktır. Vekaleten başkası adına işlem yapılacaksa noter onaylı vekaletnamenin aslı veya tasdikli sureti ibraz edilmelidir.
2. Dava açarken mahkemeye ödenmesi gereken harçlar nelerdir?
Dava açılırken 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca başvurma harcı ve dava konusunun değerine göre hesaplanan peşin harç ödenmesi gerekmektedir. Ayrıca, 6100 sayılı HMK kapsamında tebligat, bilirkişi ve keşif gibi masrafları karşılamak üzere Adalet Bakanlığınca belirlenen gider avansının da vezneye peşin olarak yatırılması dava şartıdır. Bu ödemeler eksik yapılırsa, verilen kesin süre içerisinde tamamlanmadığında dava usulden reddedilir.
3. Mahkeme salonunda nasıl giyinilmelidir ve uyulması gereken disiplin kuralları nelerdir?
HMK m.151 uyarınca duruşma düzenini sağlama yetkisi hakime aittir. Mahkeme salonuna resmi makamlara yakışır, özenli ve saygılı bir kılık kıyafetle girilmesi usuli bir beklentidir. Salon içerisinde cep telefonlarının sessize alınması, kayıt veya fotoğraf çekilmesinin suç teşkil etmesi sebebiyle yasak olduğu ve hakim ara karar yazdırırken mutlaka ayağa kalkılması gerektiği unutulmamalıdır.
4. Savcılığa suç duyurusunda bulunmak veya şikayet dilekçesi vermek ücretli midir?
Hayır, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılan suç ihbarları ve şikayet başvuruları tamamen ücretsizdir. Müracaat savcılığına verilen şikayet dilekçelerinden herhangi bir başvuru harcı veya gider avansı talep edilmez; soruşturma sürecindeki masraflar devlet tarafından karşılanır.
5. UYAP Vatandaş Portal üzerinden dava dosyamı nasıl takip edebilirim?
Vatandaşlar, e-Devlet şifreleri, mobil imza veya elektronik imza kullanarak UYAP Vatandaş Portal sistemine giriş yapabilirler. Bu portal üzerinden, adlarına açılmış tüm icra, hukuk ve ceza dosyalarının son durumlarını, duruşma tarihlerini ve mahkeme kararlarını adliyeye gitmeden çevrimiçi olarak takip etmeleri mümkündür.
6. Hakkımda açılan bir icra takibine nasıl ve kaç gün içinde itiraz edebilirim?
İcra ve İflas Kanunu uyarınca, ilamsız bir icra takibinde ödeme emrinin size tebliğ edildiği tarihten itibaren genel haciz yolunda 7 gün içerisinde icra dairesine itiraz etmeniz gerekmektedir. Kambiyo senetlerine mahsus takiplerde ise borca ve imzaya itiraz süresi 5 gündür ve icra mahkemesine yapılmalıdır. Süresinde itiraz edilmeyen takipler kesinleşir.
7. Geçerli bir mazeretim olmadan duruşmaya katılmazsam sonuçları ne olur?
Hukuk davalarında HMK m.150 gereğince, tarafların usulüne uygun çağrıya rağmen mazeretsiz duruşmaya gelmemesi durumunda dosya işlemden kaldırılabilir (müracaata bırakılabilir). Ceza davalarında ise CMK m.199 uyarınca mazeretsiz katılmayan sanık veya tanık hakkında mahkemece zorla getirme emri veya yakalama kararı çıkartılması yasal bir neticedir.
8. Dava açmak için maddi durumum yeterli değilse ne yapabilirim?
HMK m.334 hükmü kapsamında, dava açma veya yargılama giderlerini karşılama gücünden yoksun olan kişiler mahkemeden adli yardım talep edebilirler. Talebin incelenebilmesi için fakirlik belgesi, muhtarlık belgesi ve dava açılmasında hukuki yarar bulunduğuna dair delillerin mahkemeye sunulması şarttır; talep kabul edilirse harçlardan geçici muafiyet sağlanır.
9. Adliyedeki davalarda veya şikayetlerde avukat tutmak yasal olarak zorunlu mudur?
Türk hukuk sisteminde kural olarak, tarafların mahkemelerde kendilerini bizzat temsil etme veya bizzat dava açma hakları bulunmaktadır; avukat tutmak HMK m.71 gereğince isteğe bağlıdır. Ancak usul kurallarının katı ve karmaşık olması, telafisi güç hak kayıplarına yol açabileceğinden, yasal süreçlerin bir uzman avukat vasıtasıyla yürütülmesi önemle tavsiye edilmektedir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, bireysel hukuki değerlendirme için Işıkoğlu Hukuk Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hemen Sorun
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
