Kiracı Hakları ve Ev Sahibi Yükümlülükleri: 2026 Kapsamlı Rehber
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında kiracı hakları ev sahibi sorumlulukları 2026 yılı güncel mevzuatı, tahliye sebepleri, kira artış oranları, güvence bedeli (depozito) iadesi, ihtiyaç nedeniyle tahliye ve kira tespit davaları ile Yargıtay emsal kararları çerçevesinde incelenmektedir — kapsamlı hukuki rehber.

Özet
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında kiracı hakları ev sahibi sorumlulukları 2026 yılı güncel mevzuatı, tahliye sebepleri, kira artış oranları, güvence bedeli (depozito) iadesi, ihtiyaç nedeniyle tahliye ve kira tespit davaları ile Yargıtay emsal kararları çerçevesinde incelenmektedir — kapsamlı hukuki rehber.
İçindekiler
I. Giriş
II. Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Kira Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
III. Kiracının Temel Hakları
IV. Kiracının Yükümlülükleri
V. Ev Sahibinin (Kiraya Verenin) Sorumlulukları
VI. Kira Bedelinin Belirlenmesi ve 2026 Artış Oranları
VII. Kira Sözleşmesinin Sona Ermesi ve Tahliye Sebepleri
VIII. Kiralananın Aile Konutu Olması Durumu
IX. Güvence Bedeli (Depozito) Uygulamasında Dikkat Edilecek Hususlar
X. Taşınmazın Satılması Durumunda Kiracının Durumu
XI. Kira Tespit ve Uyarlama Davaları
XII. Sonuç
Sıkça Sorulan Sorular
I. Giriş
Kira hukuku, günümüz sosyo-ekonomik koşullarında toplumun geniş bir kesimini doğrudan ilgilendiren, yasal sınırları titizlikle çizilmiş oldukça dinamik bir alandır. Kiraya veren (ev sahibi) ile kiracı arasındaki hukuki ilişki, temel olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri çerçevesinde düzenlenmektedir. Tarafların hak ve yükümlülüklerinin doğru tespit edilmesi, muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Son yıllarda enflasyon oranlarındaki dalgalanmalar ve konut piyasasındaki hareketlilik, kira tespit davalarını, tahliye süreçlerini ve kira artış oranlarına ilişkin uyuşmazlıkları artırmıştır. Bu bağlamda, kiracı hakları ev sahibi sorumlulukları 2026 yılı itibarıyla yasal mevzuatın emredici hükümlerine ve güncel Yargıtay içtihatlarına göre ele alınmalıdır. Kira ilişkisi sadece salt bir kullanıma bırakma eylemi değil, aynı zamanda taraflara sürekli borç yükleyen ve iyi niyet kuralları çerçevesinde yürütülmesi gereken bir sözleşmedir.
Bu makalede, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin genel hükümler, tahliye sebepleri, depozito uygulamaları ve 2026 yılı kira artış oranlarına ilişkin hukuki çerçeve gayrimenkul hukuku prensipleri ışığında detaylı olarak incelenmektedir.
Özet Hukuki Çerçeve: Türk hukukunda kira ilişkileri, sözleşme serbestisi ilkesi ile başlamakla birlikte, zayıf konumda kabul edilen kiracıyı koruma amacı güden emredici kanun hükümleriyle sınırlandırılmıştır. Tahliye sebepleri Kanun'da sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılmış olup, sözleşmeye keyfi tahliye sebepleri eklenemez.
II. Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Kira Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Kira sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen, ivazlı (karşılıklı) ve sürekli bir borç ilişkisi doğuran sözleşme türüdür. Türk hukuk sisteminde kira ilişkisinin temeli, karşılıklı rızaya ve ifa beklentisine dayanır. Borçlar hukuku disiplininde özel olarak düzenlenen bu akit türü, kanun koyucu tarafından ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 299: "Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir."
Kanun maddesinden de anlaşıldığı üzere, kiraya verenin asli edimi kiralananı teslime ve kullanıma hazır halde bulundurmak; kiracının asli edimi ise kararlaştırılan bedeli ödemektir. Sözleşmenin geçerliliği kural olarak herhangi bir şekil şartına tabi tutulmamıştır; yazılı veya sözlü olarak kurulması mümkündür. Ancak ispat kolaylığı ve hukuki güvenliğin sağlanması amacıyla uygulamada yazılı şekil tercih edilmektedir.
Konut ve çatılı işyeri kiraları, Kanun'un genel kira hükümlerine ek olarak özel koruyucu hükümlere tabi tutulmuştur. Kanun koyucu, barınma ve iş yeri ihtiyacının yaşamsal önemini göz önünde bulundurarak, belirli ve belirsiz süreli kira sözleşmelerinin feshini sıkı şekil ve süre şartlarına bağlamıştır.
III. Kiracının Temel Hakları
Kira, kural olarak mülkiyet veya ayni kullanım hakkını devretmez; kiracıya sözleşmesel kullanma hakkı sağlar. Koruyucu hükümlerin kapsamı ve emrediciliği ilgili maddeye göre belirlenir. Konut ve çatılı işyeri için özel koruma bulunması, her gider veya sözleşme hükmünün aynı kurala tabi olduğu anlamına gelmez.
a) Kullanıma Elverişli Teslim İsteme Hakkı
Kiracının en temel hakkı, kiralanan taşınmazın sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim edilmesini ve sözleşme süresi boyunca bu durumda bulundurulmasını talep etmektir. Taşınmazın oturmaya veya ticari faaliyete uygun olmayan ağır fiziki kusurlarının bulunması, kiracının haklarını kullanmasına zemin hazırlar.
b) Ayıpların Giderilmesini Talep Hakkı
Ayıbın teslimde veya sonradan ortaya çıkması, kullanım üzerindeki etkisi ve kiracının sorumluluğu ayrı incelenir. TBK m.304–308, ayıp giderimi, indirim, tazminat ve koşullarıyla fesih yollarını düzenler; tazminatta kiraya verenin kusursuzluğunu ispatı ayrıca önemlidir. Kiracının gidermesi gereken olağan bakım ile kiraya verenin sorumlu olduğu ayıp bir tutulamaz.
Ayıbın uygun bir sürede giderilmesini isteme
Ayıpla orantılı olarak kira bedelinde indirim talep etme
Zararın giderilmesini (tazminat) isteme
Ayıbın önemli olması halinde sözleşmeyi feshetme
TBK m.306’da uygun sürede ayıbın giderilmesi istenir; giderilmezse kiracı, koşullarıyla kiraya veren hesabına giderip doğan alacağını kiradan indirebilir. M.307’de kullanım etkisiyle orantılı indirim, kiraya verenin ayıbı öğrenmesinden giderilmesine kadar olan dönem içindir. Her masraf faturası, kirayı tamamen kesme yetkisi vermez; bildirim, süre, neden ve miktar belgelenmelidir.
c) Güvence Bedelinin (Depozito) İadesini İsteme Hakkı
Depozito, sözleşmenin güvence altına aldığı gerçek ve ispatlanabilir alacaklar için değerlendirilir; olağan kullanım eskimesi borç değildir. İade hesabında sözleşmenin sona ermesi, anahtar/yer teslimi ve ileri sürülen borçlar belirlenir. Bankadaki m.342 güvencesinin geri verilme koşulları ile doğrudan kiraya verene ödenmiş paranın iade talebi aynı uygulama değildir; aşağıdaki ayrım gözetilmelidir.
IV. Kiracının Yükümlülükleri
Kira ilişkisi çerçevesinde kiracının hakları bulunduğu gibi, kanundan ve sözleşmeden doğan bir takım esaslı yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu yükümlülüklerin ihlali, ev sahibi bakımından haklı fesih ve tahliye sebebi oluşturabilmektedir.
a) Kira Bedelinin Ödenmesi
Kiracının asli borcu, kararlaştırılan kira bedelini zamanında ve eksiksiz olarak ödemektir. TBK m. 314 uyarınca, sözleşmede veya yerel adette aksine bir düzenleme yoksa, kira bedeli ve gerekiyorsa yan giderler her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödenmelidir.
b) Özenle Kullanma ve Komşulara Saygı
Özen ve komşuya saygı borcuna aykırılıkta TBK m.316 uyarınca konut/çatılı işyeri için kural olarak en az otuz günlük giderme süresi ve aksi hâlde fesih uyarısı içeren yazılı ihtar gerekir. Kasten ağır zarar, süre vermenin yararsızlığı veya sayılan kişiler için çekilmezlik hâllerinde yazılı bildirimle derhâl fesih mümkündür. Her komşu şikâyeti otomatik tahliye sebebi değildir; somut ihlal ve usul koşulları kanıtlanmalıdır.
c) Temizlik ve Bakım Giderlerini Karşılama
Kiracı, kiralananın olağan kullanımı için gerekli olan temizlik ve bakım giderlerini karşılamakla mükelleftir. Ampul değişimi, küçük musluk tamiratları gibi ufak çaplı giderler kiracının sorumluluğundadır. Ancak binanın ana tesisatındaki veya yapısındaki köklü arızalar ev sahibinin sorumluluğu altındadır.
d) Ayıpları Bildirme Yükümlülüğü
Kiracı, kendisinin gidermekle yükümlü olmadığı ayıpları ev sahibine gecikmeksizin bildirmek zorundadır. Aksi takdirde, bildirimin zamanında yapılmamasından doğan zararlardan (örneğin ufak bir su sızıntısının bildirilmemesi sonucu parkelerin çürümesi) kiracı sorumlu tutulacaktır.
V. Ev Sahibinin (Kiraya Verenin) Sorumlulukları ve Yükümlülükleri
Ev sahibi (kiraya veren), mülkiyet hakkından doğan yetkilerini kiracıya kullandırırken kanunun kendisine yüklediği emredici sorumluluklara riayet etmek zorundadır. Kanun, ev sahibinin sorumluluklarını ağırlaştırmış ve zayıf konumdaki kiracıyı koruma mekanizmaları ihdas etmiştir.
a) Taşınmazı Sözleşme Amacına Uygun Teslim Etme
Ev sahibinin en temel borcu, taşınmazı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmektir. Örneğin, konut olarak kiralanan bir yerin elektrik, su ve doğalgaz bağlantılarının kullanıma hazır olması gerekmektedir.
b) Vergi ve Zorunlu Sigorta Giderlerini Karşılama
TBK m.302’de zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülüklere aksi kararlaştırılmamış veya kanunda öngörülmemişse kiraya veren katlanır. Bu hüküm, tarafların her iç gider anlaşmasını otomatik geçersiz kılmaz; verginin/sigortanın kamuya karşı yükümlüsü ile iç ilişkide maliyeti taşıyan kişi ayrılır. DASK’ın açıklamasına göre kiracı sigorta ettiren sıfatıyla ev sahibi adına poliçe yaptırabilir; hasar tazminatı tapudaki hak sahibine ödenir. Poliçeyi yaptırma, primin iç paylaşımı ve mahsup ayrı değerlendirilir.
c) Yan Giderlere Katlanma
Olağan kullanma giderlerinde TBK m.341, temizlik/bakımda m.317; teslim ve kullanıma elverişli tutmada m.301 uygulanır. Çatı/ana tesisat yenilemesi gibi esaslı yapısal gider ile ısıtma, su ve temizlik gideri aynı değildir. Giderin nedeni, yönetim kararı, sözleşme ve kanunun emredici sınırları incelenerek iç ilişkide kime ait olduğu belirlenir; her aidat kalemi sadece adından dolayı kiracıya yüklenemez.
Kiracı–kiraya veren iç ilişkisi ile apartman yönetiminin alacağı ayrıdır. KMK m.22’de sürekli yararlananların gider/avans ve gecikme borcuna müteselsil sorumluluğu vardır; kiracının sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarıyla sınırlıdır ve yaptığı ödeme kira borcundan düşülür. Bu özel durum dışında her yatırım ödemesini koşulsuz kiradan kesme sonucu çıkarılmaz; TBK m.139 ve devamı, m.306/326 ile ödeme belgesi ve alacak dayanağı ayrıca incelenir.
VI. Kira Bedelinin Belirlenmesi ve 2026 Artış Oranları
Kira hukukunda en sık karşılaşılan ihtilafların başında kira artış oranları gelmektedir. TBK m. 344 uyarınca tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından belirlenen Tüketici Fiyat Endeksindeki (TÜFE) on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir.
Geçici yüzde 25 konut sınırı 2026 yenilemeleri için genel tavan değildir. TBK m.344/1–2 kapsamındaki yenilemede ilgili dönem TÜFE on iki aylık ortalama değişimi üst sınırdır; daha düşük geçerli anlaşma uygulanır. Bu oran bütün 2026 boyunca sabit bir yüzde veya anlaşma yokken otomatik aynı artış değildir. M.344/3 beş yıllık rayiç/hakkaniyet hesabı ve m.344/4 yabancı para düzenlemesi farklıdır; beş yıl sonunda her bedel kiraya verenin tek taraflı isteğiyle oluşmaz.
Artış Yöntemi | Geçerlilik Şartı | Uygulanacak Üst Sınır |
Sözleşmede Belirlenen Oran | İlgili TÜFE 12 aylık ortalama değişimini aşmaması | Sözleşmedeki oran uygulanır |
TÜFE 12 Aylık Ortalama | Sözleşmede artış oranı varsa ve üst sınır aşıldıysa | TÜFE 12 Aylık Ortalama (Üst Sınır) |
Hakim Tarafından Belirleme | Sözleşmede anlaşma yoksa (1-5 yıl arası) | TÜFE 12 Aylık Ortalamayı geçmemek üzere hakkaniyete göre |
Kira Tespit Davası | 5 yıldan uzun süreli veya 5 yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde | Emsal rayiç bedeller, TÜFE ve hakkaniyet indirimi göz önünde bulundurularak |
M.344/1–2 ile beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kiradaki m.344/3 ayrılmalıdır. İlk durumda anlaşma ve üst sınır, anlaşma yoksa hâkim belirlemesi değerlendirilir. Sonraki durumda kiralananın hâli, emsaller, TÜFE ve hakkaniyet birlikte incelenir; TÜFE üçüncü fıkrada tek üst sınır değildir. Yabancı para kararlaştırılmışsa 1567 sayılı Kanun sınırlamaları ve m.344/4’ün beş yıl/değişiklik ile m.138 istisnası ayrıca kontrol edilir.
VII. Kira Sözleşmesinin Sona Ermesi ve Tahliye Sebepleri
Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi ve tahliye işlemleri kanunda numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesiyle belirlenmiştir. Bu durum, keyfi tahliyelerin önüne geçilmesi amacını taşır.
a) Bildirim Yoluyla Fesih (10 Yıllık Süre)
TBK m. 347 hükmüne göre, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzatılmış sayılır. Ev sahibi (kiraya veren), sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi feshedemez. Ancak, on yıllık uzama süresi dolduktan sonra ev sahibi, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.
b) İhtiyaç Nedeniyle Tahliye
TBK m.350/1’de kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişi için konut/işyeri kullanma zorunluluğu aranır. Gerçek, samimi ve zorunlu ihtiyaç somutlaştırılmalıdır. Belirli sürede sözleşme sonundan; belirsiz sürede genel hükümlere uygun fesih dönemi/bildirimle belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde dava açılır. Her kirada aynı ön ihtar zorunluluğu olduğu söylenemez.
İhtiyaç iddiasında kişinin mevcut konutu/işyeri, fiilî yaşam ve kullanım planı ile olayın devamlılığı incelenir. Sırf “eve ihtiyacım var” bildirimi bütün delil ve dava şartlarını tamamlamaz. Kira bitimi ve TBK m.353’te koşullarıyla bir kira yılı dava süresi uzaması ayrıca kontrol edilmelidir; bu bildirim süresiz tahliye yetkisi vermez.
c) Yeniden İnşa ve İmar Nedeniyle Tahliye
TBK m.350/2’de yeniden inşa/imar için esaslı onarım, genişletme veya değiştirmenin gerekli olması ve işler sırasında kullanımın imkânsızlığı aranır. Belirli sürede sözleşme sonu, belirsiz sürede genel fesih dönemi/bildirimle belirlenecek tarih ve buradan başlayan bir aylık dava süresi değerlendirilir; m.353 bildirimi koşullarıyla bir kira yılı uzama sağlayabilir. Her bakım veya tadilat otomatik tahliye sebebi değildir.
d) Yeni Malikin İhtiyacı Nedeniyle Tahliye
TBK m.351’de sayılan kişi için gerçek kullanım zorunluluğu varsa edinmeden başlayarak bir ay içinde yazılı ihtiyaç bildirimi kiracıya ulaşmalı; altı ay geçtikten sonra dava açılmalıdır. Sadece bir ay içinde postaya vermek yeterli sayılmaz. Yeni malik, alternatif olarak sözleşme bitiminden başlayan bir ay içinde ihtiyaç davası yolunu kullanabilir. İlk bildirimin kaçırılması bu alternatif yolu otomatik ortadan kaldırmaz; m.353 ve arabuluculuk süreleri ayrıca kontrol edilir.
e) Tahliye Taahhütnamesine Dayalı Tahliye
TBK m.352/1 için kiralanan teslim edildikten sonra belirli tahliye tarihini içeren yazılı taahhüt gerekir; taahhüt günü ile teslim sırası ve irade itirazları somutlaştırılmalıdır. Kiracı taşınmazda zaten otururken yapılan yenileme sözleşmesi ile aynı takvim gününü taşıması, tek başına bütün taahhütleri geçersiz yapmaz. Taahhüt tarihinden başlayan bir ay içinde icra başvurusu veya dava yolu ve her birinin usul koşulları incelenir.
f) İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye
TBK m.352/2’de bir yıldan kısa kirada kira süresi; bir yıl ve daha uzun kirada bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre dikkate alınır. Ayrı muaccel kira borçları için iki haklı yazılı ihtara sebep olunmalıdır; aynı borcu bölmek yeterli değildir. Kira süresinin, bir yıldan uzun kirada ilgili kira yılının bitiminden bir ay içinde dava açılır. Tebliğ ve ödeme tarihleri haklılığı etkiler; ihtar tebliğinden sonraki ödeme tek başına oluşmuş haklı ihtarı silmez.
g) Temerrüt Nedeniyle Tahliye
TBK m.315 kapsamında muaccel kira/yan gider için yazılı süre ve süresinde ifa olmazsa fesih uyarısı gerekir. Konut ve çatılı işyerinde en az otuz gün, yazılı bildirimin kiracıya ulaştığı günü izleyen günden başlar. Sulh hukuk davası ile İİK m.269 ve devamı uyarınca ilamsız icra/tahliye yolu farklı usullerdir; sadece otuz günün dolması her mahkemede otomatik tahliye sağlamaz. İtiraz, belge, ödeme ve ilgili yolun süreleri ayrı kontrol edilir.
VIII. Kiralananın Aile Konutu Olması Durumu
Aile konutu kiracısı, TMK m.194 ve TBK m.349 çerçevesinde eşinin açık rızası olmadan feshedemez; rıza sağlanamaması/haksız kaçınmada hâkim kararı yolu vardır. TBK m.349’un ayrı fesih bildirimi ve fesih ihtarına bağlı ödeme süresi bildirimi yükümlülüğü, kiracı olmayan eşin bildirimle sözleşmeye taraf olduğu hâle ilişkindir. Aile konutu olmasıyla diğer eşin henüz taraf olmadığı her olayda aynı sonucu otomatik çıkarmamak gerekir.
Eğer sözleşmeye taraf olmayan eş, kiraya verene yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelirse, kira bedelinin ödenmesinde ve diğer yükümlülüklerde müteselsil sorumlu konumuna yükselir.
IX. Güvence Bedeli (Depozito) Uygulamasında Dikkat Edilecek Hususlar
Güvence bedeli, uygulamada sıklıkla uyuşmazlıklara yol açan bir husustur. TBK m. 342, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıdan alınacak güvence bedelinin üç aylık kira bedelini aşamayacağını emredici olarak düzenlemiştir.
Güvence bedeli para veya kıymetli evrak olarak verilebilir.
Para güvencede kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere parayı vadeli tasarruf hesabına yatırır.
Kıymetli evrak ise bankaya depo edilmelidir.
Banka, iki tarafın rızasıyla, icra takibinin kesinleşmesiyle veya kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak güvenceyi geri verebilir; ayrıca m.342/3’teki üç aylık bildirim yapılmaması yolu vardır.
Kiraya veren sona ermeyi izleyen üç ay içinde kira sözleşmesiyle ilgili dava veya icra/iflas takibini bankaya yazılı bildirmemişse banka kiracının istemiyle güvenceyi geri vermekle yükümlüdür. Bu üç ay, kiraya verenin elindeki her depozitoyu koşulsuz bekletme süresi değildir. TBK m.334’te olağan kullanım eskimesi kiracıya yüklenemez; m.335’te geri vermedeki inceleme ve hemen yazılı ayıp bildirimi, gizli ayıp istisnasıyla ayrıca önemlidir.
X. Taşınmazın Satılması Durumunda Kiracının Durumu
Taşınmazın mülkiyetinin kira süresi içinde üçüncü bir kişiye devredilmesi (satılması, bağışlanması vb.) sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. TBK m. 310 uyarınca, sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur.
Yeni malik m.310 uyarınca sözleşmeye taraf olur; bir ay içinde bildirim yapmadığında sözleşmeyi ilk kez kabul etmiş olmaz. M.351’in edinmeden bir ayda ulaşan bildirim/altı ay sonra dava yolu ile sözleşme sonundan bir ay içinde ihtiyaç davası alternatifleri ayrıdır. Satış, tek başına kiracının derhâl çıkmasını veya yeni bedeli kabulünü gerektirmez.
XI. Kira Tespit ve Uyarlama Davaları
Kira tespiti yalnız beş yıl sonunda açılabilen tek dava türü değildir; m.344/1–2 ve üçüncü fıkra farklıdır. M.345’e göre dava her zaman açılabilir fakat bedelin hangi dönemden etkili olacağı ayrıca belirlenir: yeni dönemden en geç otuz gün önce dava; bu sürede yazılı artış bildirimi ve yeni dönem bitmeden dava; yahut sözleşmede artış hükmü varsa yeni dönem bitmeden dava seçenekleri incelenir. Süre şartları yokken her dava bedeli kendiliğinden geçmiş dönem başına götürmez.
M.344/3 hesabında uygun emsaller ve taşınmazın boş olarak yeniden kiralanma değeri somutlaştırılır; eski kiracılık hakkaniyet değerlendirmesinde dikkate alınır. 18 Kasım 1964 tarihli 2/4 sayılı içtihadı birleştirme kararına atıf yapan uygulama, her dosyada aynı yüzde indirimi veya bilirkişi ve hâkimin iki kez aynı indirimi yapmasını gerektirmez. Emsal, dönem ve brüt/net ayrımı gerekçelendirilmelidir.
TBK m.138’de sözleşme kurulurken öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü durumun borçludan kaynaklanmaması; mevcut olguları dürüstlüğe aykırı biçimde ifayı istenemeyecek derecede değiştirmesi ve henüz ifa etmeme veya hakları saklı tutarak ifa koşulları aranır. Salt enflasyon, pandemi adı veya bedelin emsallerden farklı olması otomatik uyarlama sağlamaz. Uyarlama mümkün değilse sürekli edimli sözleşmede kural olarak fesih gündeme gelir; m.344 tespitiyle aynı dava değildir.
1 Eylül 2023 ’ten beri kira ilişkisinden kaynaklanan dava öncesinde 6325 m.18/B kapsamında arabuluculuk dava şartı kontrol edilir; İİK’ya göre ilamsız icra yoluyla tahliye istisnası ayrıdır. Başvuru ile son tutanak arasında m.18/A uyarınca zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Sulh hukuk davası ile icra mahkemesi yolu karıştırılmamalıdır.
XII. Sonuç
Kira hukuku kapsamında değerlendirildiğinde, konut ve çatılı işyerleri bakımından mevzuatın genellikle kiracıyı koruma odaklı yapılandığı görülmektedir. Ancak ev sahiplerinin de mülkiyet haklarından kaynaklanan ve kanunla belirlenmiş meşru koruma mekanizmaları mevcuttur.
Kira sözleşmeleri yapılırken şartların açık ve anlaşılır şekilde yazılması uyuşmazlık riskini azaltmaktadır.
Tahliye süreçleri şekil ve süre şartlarına sıkı sıkıya bağlı olduğundan, ihtarnamelerin zamanında ve usulüne uygun çekilmesi elzemdir.
Kira artış oranlarında yasal sınırlar (TÜFE 12 aylık ortalama) dikkate alınmalı, beş yılı dolduran sözleşmelerde kira tespit mekanizması işletilmelidir.
Güvence bedelinin yasal şartlara uygun şekilde depo edilmesi ve iadesi sürecinde olağan yıpranma payının gözetilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda tarafların, sözleşme yükümlülüklerini dürüstlük kuralı çerçevesinde ifa etmeleri hukuki uyuşmazlıkların asgari seviyede kalmasını sağlayacaktır.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut hukuki sorunlarınızda Işıkoğlu Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız. Hemen Sorun Makalede yer alan bilgiler, yayın tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup, mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir.
İlgili Makaleler
Turkish Citizenship by Investment: Complete 2026 Guide This comprehensive 2026 legal guide explores Turkish citizenship by investment property, detailing the $400,000 real...
Tapu İptal ve Tescil Davası Rehberi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.1025 uyarınca açılan tapu iptal ve tescil davası şartları, muris muvazaası,...
Kira Tespit Davası: Şartları ve Hesaplama 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.344 ve m.345 kapsamında kira tespit davası süreci, şartları ve hesaplama yöntemleri....
Kentsel Dönüşüm: Hukuki Süreç ve Haklar 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı tespiti, %50+1 salt...
Kamulaştırma ve Bedel Artırım Davası 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında kamulaştırma işleminin hukuki niteliği, kamu yararı kararı, satın alma...
Kaynaklar ve Referanslar
Hukuki inceleme: 20 Ekim 2026. Süreler, banka güvencesi ve giderlerin iç/dış ilişkideki farklı sonuçları kontrol edilmiştir.
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Ev sahibi kiracıyı hangi durumlarda tahliye edebilir?
Konut/çatılı işyerinde kanuni sebep ve ilgili usul aranır; süre bitimi tek başına yeterli değildir. İhtiyaç, esaslı yeniden inşa, geçerli taahhüt ve iki haklı ihtarın koşulları farklıdır. M.347’de on yıllık uzama bittikten sonraki uzama yılının sonu ve en az üç ay önce ulaşan yazılı bildirim değerlendirilir. Olağan dava öncesi zorunlu arabuluculuk ve ilamsız icra istisnası ayrıca kontrol edilmelidir.
2. 2026 yılı itibarıyla yasal kira artış oranı nedir?
2026 yenilemeleri için genel yüzde 25 tavanı yoktur. M.344/1–2 kapsamındaki ilgili dönemde TÜFE on iki aylık ortalama değişimi üst sınırdır; daha düşük geçerli anlaşma uygulanır. Oran yıl boyunca sabit değildir. Beş yıl sonrası rayiç/hakkaniyet hesabı, yabancı para ve m.138 uyarlama koşulları farklıdır; her kira bedeli otomatik aynı oranda artmaz.
3. Beş yılını dolduran kiracı için kira tespit davası nasıl açılır?
M.344/3’te beş yıldan uzun veya beş yıl sonrası yenilenen kirada TÜFE, taşınmazın durumu, emsal ve hakkaniyet birlikte değerlendirilir. M.345’in hangi dönemden etki doğuracağına ilişkin otuz günlük dava/bildirim veya sözleşmede artış hükmü seçenekleri ve dönem sonu kontrol edilir. Dava öncesi arabuluculuk ve süreye etkisi ayrıca hesaplanır; tek taraflı rayiç talebi hüküm yerine geçmez.
4. Güvence bedeli (depozito) ev sahibi tarafından alıkonulabilir mi?
Olağan kullanım eskimesi depozitodan kesinti sebebi değildir. İspatlanan gerçek borç/zarar, sözleşme kapsamı ve teslim kayıtları incelenir. Bankadaki m.342 güvencesinde iki taraf rızası, kesinleşen takip/mahkeme kararı veya üç ay içinde bankaya dava/takip bildirilmemesi koşulları uygulanır. Kiraya verene elden ödenmiş bedelin iade talebi ile banka serbest bırakma usulü ayrıdır; üç ay genel bekletme hakkı değildir.
5. Satılan evin yeni sahibi kiracıyı hemen çıkarabilir mi?
Satış tek başına derhâl tahliye sağlamaz; yeni malik sözleşmenin tarafı olur. M.351’de gerçek ihtiyaçla, edinmeden bir ay içinde kiracıya ulaşan yazılı bildirim ve altı ay sonra dava yolu vardır. Alternatif olarak sözleşme bitiminden bir ay içinde ihtiyaç davası da değerlendirilebilir. Sadece ihtarı bir ay içinde postaya vermek yeterli kabul edilmez; arabuluculuk ve süreler ayrıca kontrol edilir.
6. Kiracı evi boyatıp teslim etmek zorunda mıdır?
TBK m.334 uyarınca sözleşmeye uygun olağan kullanımın eskime/bozulmasından kiracı sorumlu değildir. Sırf sözleşmeye boya maddesi konulması her olağan eskimeyi tazminat borcuna çevirmez; m.334/2’nin emredici sınırı gözetilir. Hor kullanma kaynaklı gerçek zarar, teslimdeki durum, süre ve m.335’teki yazılı bildirim ayrı değerlendirilir. Her çıkışta otomatik boya bedeli yoktur.
7. Tahliye taahhütnamesinin geçerlilik şartları nelerdir?
M.352/1’de teslimden sonra verilmiş yazılı taahhüt ve belirli tahliye tarihi aranır; geçerli irade ve ispat ayrıca incelenir. Taşınmazda zaten oturan kiracının yenileme sözleşmesiyle aynı günü taşıması tek başına geçersizlik sonucu doğurmaz. Teslim sırası ve ilk kira ilişkisi belirlenmelidir. Taahhüt tarihinden başlayan bir aylık icra/dava başvuru süresi ve seçilen yolun koşulları ayrıca kontrol edilir.
8. Apartman demirbaş masrafları (çatı, asansör, mantolama) kime aittir?
Olağan kullanım gideri ile esaslı yapı/yenileme gideri iç ilişkide ayrılır; sözleşme, gider nedeni ve emredici sınırlar incelenir. Yönetim bakımından KMK m.22’de kiracıya kira miktarıyla sınırlı müteselsil sorumluluk yüklenebilir; bu kapsamda ödediği bedel kiradan düşer. Bu özel hüküm dışındaki her yatırımı koşulsuz kiradan kesmek doğru değildir; alacak ve takasın koşulları belgelenmelidir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, bireysel hukuki değerlendirme için Işıkoğlu Hukuk Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hemen Sorun
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
