Nafaka Hesaplama ve Nafaka Davası 2026
Nafaka türleri, gelir/ihtiyaç hesabı, artırım ve kaldırma; iştirak nafakasında bir yıllık süre yanılgısı, tazyik hapsinin koşulları ve AYM’nin ileri yürürlük tarihli süresizlik kararı.

Özet
Boşanan eş için yoksulluk nafakası ile çocuğun bakımına katkı olan iştirak nafakasının koşulları ve süreleri aynı değildir. Çocuk için istemi boşanmadan sonra bir yıllık süreyle sınırlamak veya artırım için mutlaka bir iki yıl bekletmek doğru olmaz. Sabit maaş yüzdesi yerine gerçek gelir, ihtiyaç, bakım katkısı ve ödeme gücü incelenir. AYM’nin 2026’daki süresizlik iptali ileri tarihte yürürlüğe girecektir; 21 Ekim 2026’da mevcut ödemeler sırf bu kararla kendiliğinden bitmez. Tahsil ve tazyik hapsi de ayrı usullere bağlıdır.
İçindekiler
I. Giriş
II. Nafaka Kavramı ve Hukuki Niteliği
III. Türk Medeni Kanunu'na Göre Nafaka Türleri
IV. Nafaka Davası ve Yetkili/Görevli Mahkeme
V. Nafaka Hesaplama Kriterleri (2026 Güncel Uygulama)
VI. Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Belirlenmesi
VII. Nafaka Artırım, İndirim ve Kaldırma Davaları
VIII. Yabancı Para Üzerinden Nafaka Talebi
IX. Nafaka Borcunun Ödenmemesi ve Hukuki/Cezai Yaptırımları
X. Uygulamada Karar ve Somut Olay Denetimi
XI. Nafaka Davalarında Zamanaşımı ve Süreler
XII. Sonuç
Sıkça Sorulan Sorular
I. Giriş
Türk hukuk sisteminde aile birliğinin korunması, boşanma veya ayrılık durumlarında ekonomik açıdan dezavantajlı konuma düşen eşin ve müşterek çocukların maddi ihtiyaçlarının karşılanması büyük önem taşımaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde düzenlenen nafaka kurumu, zayıf durumda olan eşi koruma ve çocukların bakım, eğitim ve sağlık giderlerini güvence altına alma işlevini yerine getirmektedir. Nafaka hesaplama ve nafaka davası süreçleri, her somut olayın özelliklerine göre değişiklik göstermekle birlikte, tarafların sosyo-ekonomik durumları ve ihtiyaçları çerçevesinde mahkemeler tarafından titizlikle değerlendirilmektedir.
Tarihsel gelişim süreci incelendiğinde, nafaka hukukunun toplumun ekonomik koşullarına ve enflasyon oranlarına paralel olarak sürekli bir evrim geçirdiği görülmektedir. Özellikle yüksek enflasyonist dönemlerde, hükmedilen nafaka miktarlarının kısa sürede erimesini önlemek amacıyla Yargıtay içtihatları ile çeşitli uyarlama ve endeksleme yöntemleri geliştirilmiştir. Günümüzde, Aile Hukuku uyuşmazlıklarının en önemli kalemlerinden birini oluşturan nafaka talepleri, hem maddi hem de usul hukuku kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır.
Bu çalışmada, 2026 yılı güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları ışığında nafaka türleri, nafaka hesaplama kriterleri, nafaka davası süreci, artırım ve indirim davaları ile nafakanın ödenmemesi halinde uygulanacak yaptırımlar kapsamlı bir şekilde incelenmektedir. Amacımız, uygulamada karşılaşılan sorunlara dikkat çekmek ve yasal çerçevenin nasıl işlediğini ortaya koymaktır.
Yasal Çerçeve Özeti: Nafaka talepleri temel olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ilgili maddelerinde (m. 169, 175, 182, 327, 364 vb.) düzenlenmiş olup, yargılama usulü bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri uygulanmaktadır.
II. Nafaka Kavramı ve Hukuki Niteliği
Nafaka, kanun koyucu tarafından belirlenen belirli hısımlar ile eşler arasında mevcut olan, bir tarafın diğerine kanunda belirtilen şartların varlığı halinde ekonomik destek sağlama yükümlülüğüdür. Hukuki niteliği itibarıyla nafaka, temeli ahlaki ve sosyal dayanışma duygularına dayanan, ancak kanunla sınırları çizilmiş bağımsız bir şahsa bağlı haktır. Başkasına devredilemez, rehnedilemez ve kural olarak takas edilemez niteliktedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Boşanma Davası Nasıl Açılır: 2026 Rehberi başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Gelecekteki nafaka hakkı, muaccel olmuş taksit ve borcun ödendiğine/ibrasına ilişkin anlaşma aynı değildir. Çocuk adına gelecekteki bakım katkısından vazgeçilmesiyle eşin kendi yoksulluk nafakası talebinden geçerli feragati farklı değerlendirilir. Yoksulluk nafakası için yapılan açık feragat ve kesinleşmiş protokol yok sayılarak “gelecekteki hiçbir nafaka hakkından vazgeçilemez” genellemesi kurulamaz.
Nafaka alacağının takibinde kararın türü ve hüküm fıkrası incelenir. Ara kararla verilen tedbir nafakası ile bağımsız nihai nafaka ilamı aynı takip belgesi değildir. Boşanma hükmüne bağlı iştirak/yoksulluk nafakasında kesinleşme ve başlangıç koşulu; tedbir veya bağımsız nafaka kararında kendi uygulanabilirlik düzeni ayrı kontrol edilir. Her nafaka için mutlaka aynı kesinleşme ve takip yolu varsayılmamalıdır.
III. Türk Medeni Kanunu'na Göre Nafaka Türleri
Türk Medeni Kanunu'nda nafaka, verilme amacı ve tarafların statüsüne göre dört ana başlık altında sınıflandırılmıştır: Tedbir, İştirak, Yoksulluk ve Yardım nafakası. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Babalık Davası: Süreç ve Koşullar başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
A. Tedbir Nafakası
Boşanma/ayrılık davası açıldığında TMK m.169 uyarınca hâkim gerekli geçici önlemleri resen alır. Dava açılmadan veya bundan bağımsız ayrı yaşamada TMK m.197’nin şartları ve istemi farklıdır. Bu nedenle bütün tedbir nafakalarını yalnız m.169’a bağlamak doğru değildir; bakım katkısının gerekçesi, başlangıcı ve hangi ilişki sürdükçe devam edeceği belirlenmelidir.
Türk Medeni Kanunu m. 169: "Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır."
M.169’daki geçici önlemde boşanma kusuru genel olarak ölçüt değildir; ihtiyaç, tarafların mali durumu ve bakım yükü araştırılır. Kararın kapsamına göre dava süresince/kesinleşmeye kadar sürer ve şartlar değişirse yeniden değerlendirilir. Ayrı yaşamaya ilişkin m.197 nafakasının devamı ise aynı hükümle açıklanamaz; ayrı yaşama koşulları ayrıca kontrol edilir.
B. İştirak (Çocuk) Nafakası
TMK m.182 ve m.327-331’e göre velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn çocuğun bakım/eğitim giderlerine gücü oranında katılır. Boşanmanın kesinleşmesinden sonra uygulanacak iştirak hükmü ile dava sırasındaki tedbir kararı ayrı okunur; hiçbir hüküm yokken tedbir tutarının her durumda otomatik ve aynı miktarla iştirak olarak devam ettiği varsayılmaz.
İştirak nafakası genel olarak çocuğun erginliğiyle sona erer; erginlik kural olarak on sekiz yaşla doğsa da kanuni diğer haller saklıdır. Ergin çocuğun eğitimi sürüyorsa TMK m.328/2’ye göre ana ve babanın durum/koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde bakım yükümlülüğü devam edebilir. Eski velayet sahibinin alacağı otomatik uzamış sayılmaz; ergin çocuğun kendi istemi, eğitimi, geliri ve ihtiyaçları incelenir. M.364 yardım nafakasının koşulları da bakım borcundan ayrıdır.
C. Yoksulluk Nafakası
TMK m.175’e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğerinin mali gücü oranında nafaka isteyebilir; yükümlünün kusuru aranmaz. 21 Ekim 2026 incelemesinde “süresiz olarak” ibaresi henüz yürürlüktedir. AYM, 4 Haziran 2026 tarihli E.2025/156 dosyasında ibareyi iptal etmiş; yürürlüğü Resmî Gazete’de yayımdan dokuz ay sonraya bırakmıştır. İptal kararı, bugünden bütün nafakaların sona erdiği veya evlilik süresine göre yeni sabit bir yıl tablosu konduğu anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu m. 175: "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz."
Yoksulluk, kusur karşılaştırması ve mali güç somut olayda değerlendirilir. Düzenli gelirin bulunması veya asgari ücret düzeyinde çalışma tek başına otomatik kabul/ret ölçütü değildir; temel ihtiyaçlar, barınma ve mevcut bakım yükü incelenir. M.176’nın değişiklik/sona erme hükümleri de uygulanabilir. AYM’nin ileri yürürlük tarihli iptaliyle ilgili yeni mevzuat ve geçiş, uygulanacağı tarihte ayrıca izlenmelidir.
D. Yardım Nafakası
TMK m.364-365 kapsamında yardım edilmezse yoksulluğa düşecek üstsoy/altsoy ve kardeşin yardım istemi değerlendirilir; kardeş için refah koşulu, dava sırası ve karşı tarafın mali gücü ayrıca aranır. Ergin öğrencinin m.328/2’deki eğitim bakımını sürdürme hakkı ile her yoksul hısım için yardım nafakası aynı hukuki koşullara indirgenmemelidir.
IV. Nafaka Davası ve Yetkili/Görevli Mahkeme
Nafaka davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesi'dir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, Aile Mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakmakla görevlidir.
Boşanma sonrasındaki nafaka için m.177, alacaklının yerleşim yerinde dava açabilmesini sağlar; bütün nafaka türleri için tek ve kesin yetki kuralı değildir. Yardım nafakasında m.365 taraflardan birinin yerleşim yerini; bağımsız ayrı yaşama önleminde m.201 kendi kuralını düzenler. Boşanmayla birlikte istenen talepler ve genel yetki de somut dava türüne göre değerlendirilir.
Boşanmanın eki olan nafaka istemiyle bağımsız nafaka/artırım davasının harç düzeni farklıdır. Bağımsız davada ilgili nispi harç bakımından yıllık tutar; artırımda istenen artış farkı esas alınabilir. Başvuru, gider avansı, adli yardım ve kanuni istisnalar ayrıca incelenir. “Boşanmada hiçbir gider yoktur” veya “her artırımda tüm eski nafaka yeniden harçlandırılır” sonucu çıkarılmamalıdır.
V. Nafaka Hesaplama Kriterleri (2026 Güncel Uygulama)
Nafaka hesaplamasında kanunda belirlenmiş maktu (sabit) bir formül bulunmamaktadır. Hâkim, her somut olayın özelliklerini serbestçe değerlendirerek hakkaniyete uygun bir miktar belirler. Ancak bu belirleme tamamen keyfi olmayıp, Yargıtay içtihatları ile çerçevesi çizilmiş belirli kriterlere dayanmaktadır.
A. Tarafların Sosyo-Ekonomik Durum Araştırması
Sosyal ve ekonomik durum araştırması, SGK/tapu/araç ve ilgili mali kayıtlar ile bakım/gider belgeleri birlikte değerlendirilir. Kolluk raporu tek ve tartışılmaz delil değildir; gelir gizleme veya rapor eksikliği somutlaştırılarak ilgili kayıtların mahkemece getirtilmesi istenebilir. Özel banka/hesap verisine hukuka aykırı erişim delil toplama hakkı değildir.
B. Asgari Ücret ve Enflasyon Etkisi
Günün ekonomik şartları ve satın alma gücü miktarda önemlidir; fakat bütün nafakalar için kanuni tek TÜFE, ÜFE veya asgari ücret yüzdesi yoktur. Kararda/protokolde yazılı artış ölçütü varsa onun dönemi ve tanımı uygulanır; farklı endeks kendiliğinden seçilemez. Yükümlünün mali gücü ve temel ihtiyaçları, alacaklının ve çocuğun ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilir.
C. Çocuğun Yaşı ve İhtiyaçları (İştirak Nafakası İçin)
Çocuğun yaşı, gerçek eğitim/sağlık gideri, sosyal koşulları ve varsa geliri ile her iki ebeveynin katkı gücü incelenir. Özel okul veya olağanüstü sağlık gideri önem taşıyabilir; fakat tek tarafın yaptığı her harcama diğer ebeveyne otomatik aynı tutarda yüklenmez. Belge, gereklilik ve mali güç birlikte değerlendirilir.
Kriter | Yoksulluk Nafakası İçin Etkisi | İştirak Nafakası İçin Etkisi |
Tarafların Kusur Oranı | Talep edenin kusuru diğerinden daha ağır olmamalıdır; kusur miktara otomatik yüzde hesabı değildir. | Etkisi yoktur. |
Yükümlünün Geliri | İhtiyaç ve mali güç birlikte değerlendirilir; maaşın sabit bir yüzdesi değildir. | Her iki ebeveynin gücü ve çocuğun ihtiyacı gözetilir. |
Alacaklının Geliri | Yoksulluğu ortadan kaldırıyorsa nafaka reddedilir. | Annenin/Babanın geliri katkı payını belirler. |
Çocuğun İhtiyaçları | Çocuk bakımı ve gider paylaşımı tarafın mali durumunda da dikkate alınabilir; farklı nafaka türleri aynı kalem değildir. | Temel belirleyici unsurdur. |
VI. Anlaşmalı Boşanmada Nafaka Belirlenmesi
Anlaşmalı boşanmada hâkim tarafları dinler, mali sonuçlar ve çocuğun durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Gerekli değişiklikler tarafların kabulüne sunulabilir; salt protokol imzası hâkim denetiminin yerine geçmez. Çocuğun üstün yararı ayrıca gözetilir.
Ancak iştirak nafakası, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince kamu düzenindendir. Taraflar protokolde iştirak nafakası talep edilmediğini belirtseler dahi, ilerleyen süreçte çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda iştirak nafakası davası açılması mümkündür. Zira çocuğun nafaka hakkından önceden feragat edilmesi hukuken geçerli kabul edilmez.
Yoksulluk nafakasından açık ve geçerli feragat ile sadece protokolde konunun yazılmamış olması aynı değildir. Onaylanan protokol, talep/beyan ve kesinleşmiş hüküm birlikte incelenir; geçerli feragatten sonra yeniden ilk kez nafaka istemi genel olarak mümkün değildir. Önceden kararlaştırılmış iradın uyarlanması ise farklı taleptir ve değişiklik/hakkaniyet koşullarına bağlıdır.
VII. Nafaka Artırım, İndirim ve Kaldırma Davaları
Nafaka kararının hüküm ve kesinlik etkisi vardır; koşulların değişmesi gelecekteki iradın yeniden değerlendirilmesine imkân sağlayabilir. Bu, eski hükmün veya muaccel taksitlerin kendiliğinden yok sayılması değildir. Nafaka türü, kararın kapsamı, yeni olgu ve ilgili TMK düzenlemesi belirlenmelidir.
Artırımda değişen ihtiyaç, gelir ve satın alma gücü somutlaştırılır. TMK m.176 ve m.331 genel bir bir/iki yıllık bekleme şartı koymaz; kısa süre içinde de önemli yeni olgu bulunabilir. Otomatik TÜFE artışı her dosyanın kanuni sonucu değildir; karardaki/protokoldeki endeks ve dönem ile talep sınırı ayrıca kontrol edilir.
İndirim için mali durum veya ihtiyacın değişmesi ve hakkaniyet değerlendirilir; irat bakımından m.176, çocuk bakımında m.331 gözetilir. İş kaybı veya borçlanma tek başına ödemeyi durdurma yetkisi vermez. Yükümlünün gerçek çalışma/gelir imkânı ve değişikliğin nedeni de incelenir; dava açılması mevcut kararı kendiliğinden askıya almaz.
İrat biçimindeki yoksulluk nafakası alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar. Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun kalkması veya kanundaki diğer sebepte mahkeme kararı gerekir. Her miras edinimi veya işe girme otomatik yoksulluk sonu değildir; gelirin ve ihtiyacın gerçek etkisi araştırılır. Dava açmadan tek taraflı kesinti yapmak borç ve takip riski doğurabilir.
VIII. Yabancı Para Üzerinden Nafaka Talebi
Yabancı para isteminde tarafların mutabakatı, ihtiyaç/gelirin para birimi, varsa yabancılık unsuru ve uygulanacak hukuk birlikte incelenir. Sadece yabancı vatandaşlık veya yurt dışında çalışma otomatik döviz nafakası hakkı yaratmaz; talep, karar ve TBK m.99’daki ödeme düzeni ayrı değerlendirilir.
Yükümlünün geliri, ödeme gücü ve dövizdeki değişimin gerçek etkisi incelenmeden kesin bir döviz miktarı veya artış formülü verilmemelidir. Önceki kararın para birimi ve artış hükmü okunmalıdır; kurun artması bütün durumlarda aynı oranda satın alma gücü artışı anlamına gelmez. Uyarlamada hukuki dayanak, yeni koşul ve hakkaniyet belirleyicidir.
IX. Nafaka Borcunun Ödenmemesi ve Hukuki/Cezai Yaptırımları
Takipte karar/ara karar, başlangıç dönemi, tebliğ ve yapılan ödemeler ayrı hesaplanır. Cari nafakanın önceliği ile birikmiş borcun haczi aynı değildir. Haczedilecek gelir türü, tabi olduğu kanun ve hacizlerin sırasına göre değerlendirme gerekir; her maaş/aylıkta birikmiş borç mutlaka tek bir dörtte bir kesintiye tabi denilemez. Çocuğun okuluna veya üçüncü kişiye yapılan her ödeme kararın öngördüğü nafakayı otomatik ifa etmez; karar ve kabul edilen ödeme biçimi kontrol edilir.
İİK m.344’e göre kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyetiyle üç aya kadar tazyik hapsi gündeme gelebilir. Geçerli karar, usulüne uygun takip/tebliğ, şikâyete konu cari taksidin muacceliyeti ve ödenmeme şartları ayrı incelenir; sadece eski birikmiş borç bulunduğu için otomatik hapis sonucu çıkarılmaz. Herhangi bir kısmi ödeme tahliye için yeterli sayılmaz; kararın gereği yerine getirilmelidir. Bu yaptırım İİK m.340’taki ödeme taahhüdünü ihlalle aynı değildir. M.344/2’ye göre azaltma/kaldırma davasının etkisi değerlendirilir; mevcut boşanma davası her durumda bu ayrı dava yerine geçmez.
X. Uygulamada Karar ve Somut Olay Denetimi
Kararın gerekçesi, hüküm fıkrası ve olayın koşulları birlikte okunmalıdır. Başka dosyadaki nafaka miktarı somut olay için tarife değildir; doğrulanmayan esas numarası veya künyesiz cümle doğrudan Yargıtay alıntısı gibi gösterilmemelidir.
Miktarda ihtiyaç ve mali güç araştırılır. Asgari ücretle çalışmak, çalışmaya başlamak veya ekonomik güçlük iddiası tek başına otomatik kabul/ret ya da kaldırma sonucu doğurmaz; gelir ve zorunlu giderler karşılaştırılır.
Çocuğun bakım hakkı ile eşin kendi yoksulluk nafakası talebi ayrıdır. Protokolde çocuk için nafaka istenmemiş olması gelecekte koşullarıyla bakım katkısı istemini ortadan kaldırmaz. Önceki hüküm ve ödemeler ise yok sayılamaz; yeni istemde gerçek kapsam belirlenir.
20 Ocak 2026 tarihli Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin E.2026/227, K.2026/222 kararında ara kararla verilen tedbir nafakası yönünden m.344 incelemesinde, derdest boşanma davasının tek başına ayrı bir nafaka azaltma/kaldırma davası gibi kabul edilmemesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu somut karar her dosyada kesin hapis sonucu veya tahsil garantisi değildir; takip, tebliğ, dönem ve ödeme koşulları yine incelenmelidir.
XI. Nafaka Davalarında Zamanaşımı ve Süreler
Nafaka davalarında hak kayıplarının yaşanmaması için yasal sürelere azami dikkat gösterilmelidir.
TMK m.178’in boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı, boşanma yüzünden doğan yoksulluk nafakası gibi istemlerde değerlendirilir; çocuğun iştirak nafakasını aynı bir yıllık süreyle sınırlamak yanlıştır. Çocuk için bakım/iştirak istemi kendi hükümlerine tabidir. Geçerli feragat, önceki kesin hüküm ve türler ayrıca incelenir; zamanaşımı hak düşürücü süreyle aynı değildir.
İlama dayalı geçmiş nafaka taksitleri bakımından on yıllık süre ve her taksidin doğduğu tarih, takip/ödeme ile kesilme olguları ayrı hesaplanır. İlamın on yıldan eski olması bütün gelecekteki taksitlerin sona erdiği anlamına gelmez. Henüz ilama bağlanmamış dönemsel alacak ile ilama dayalı tahsil aynı sayılmamalı; TBK m.147, 156 ve İİK m.39 dosyanın niteliğine göre değerlendirilmelidir.
Tazyik Hapsi Şikâyeti: İİK m. 347 uyarınca, nafaka borcunun ödenmemesine ilişkin tazyik hapsi şikâyetinin, fiilin (ödememenin) öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde yapılması zorunludur.
XII. Sonuç
Nafaka kurumu, bozulan aile birliği sonrasında ortaya çıkabilecek ekonomik mağduriyetleri önlemeyi amaçlayan hayati bir hukuki mekanizmadır. 2026 yılı enflasyon oranları ve değişen sosyo-ekonomik koşullar karşısında, nafaka alacaklılarının haklarının korunması ve nafaka yükümlülerinin ödeme kapasitelerinin adil bir şekilde değerlendirilmesi önemini korumaktadır.
Nafaka türleri; tedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım nafakası olmak üzere temel dört başlıkta incelenmektedir.
Miktarda ihtiyaç, mali güç, gerçek gelir ve bakım katkısı araştırılır; sabit maaş yüzdesi veya bütün dosyaları bağlayan bir artış endeksi yoktur.
Gelecekteki irat koşullar değiştiğinde yeniden değerlendirilebilir; mevcut karar kendiliğinden yok sayılamaz. AYM’nin ileri yürürlük tarihli süresizlik iptali bugün bütün ödemeleri kaldırmaz.
Tahsil ile m.344 tazyik hapsi farklı koşullara bağlıdır. Şikâyetin süresi, geçerli takip/tebliğ ve cari dönem borcu incelenir; ödeme taahhüdünü ihlalle karıştırılmaz.
Yoksulluk nafakasındaki m.178 bir yılı çocuğun iştirak istemine genellenmez. Artırım için kanuni bir bir/iki yıl bekleme şartı yoktur; taksit zamanaşımı ve tazyik şikâyetinin üç ay/bir yılı ayrı izlenir.
Hak kayıplarının önlenmesi adına, tarafların mali durumlarındaki değişiklikleri mahkemeye hukuka uygun delillerle ispat etmeleri esastır. Süreçlerin usulüne uygun yürütülmesi, adil bir neticeye ulaşılması için elzemdir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut hukuki sorunlarınızda Işıkoğlu Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız. Hemen Sorun Makalede yer alan bilgiler, yayın tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup, mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir.
İlgili Makaleler
Nafaka Artırım Davası: 2026 Güncel Rehber 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.176 ve m.331 kapsamında nafaka artırım davası 2026 hesaplama yöntemleri, dava açma...
Nafaka Türleri ve Hesaplama Yöntemleri TMK kapsamında nafaka türleri (tedbir, iştirak, yoksulluk, yardım nafakası), nafaka miktarının belirlenmesinde...
Boşanma Davası Nasıl Açılır: 2026 Rehberi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında boşanma davası nasıl açılır, süreç, masraflar, yetkili mahkeme, anlaşmalı ve...
Çekişmeli Boşanma Davası: Kapsamlı Rehber 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında çekişmeli boşanma davası şartları, genel ve özel boşanma nedenleri,...
Velayet Davası: Haklar, Süreç ve Kriterler TMK m.335-351 kapsamında velayet davası nasıl açılır? Velayet kavramı, boşanmada velayetin düzenlenmesi, çocuğun üstün...
Kaynaklar ve Referanslar
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m.166/3, 169, 175-178, 197, 201, 327-331, 364-365
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — görev, yetki ve nafaka icrası
AYM — 30 Eylül 2026 duyurusu, süresizlik ibaresinin iptali ve dokuz aylık yürürlük ertelemesi
Yargıtay 12. HD — 20.01.2026, E.2026/227, K.2026/222, tedbir nafakası ve m.344
Yargıtay — iştirak nafakasının niteliği ve üçüncü kişiye yapılan ödeme
Hukuki inceleme: 21 Ekim 2026. Karar, tebliğ, kesinleşme, taksit ve şikâyet tarihleri ile ileri yürürlük tarihli iptal ayrı değerlendirilmelidir.
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Asgari ücretle çalışan kişi ne kadar nafaka öder?
Kanuni tek tutar veya maaş yüzdesi yoktur. Gerçek gelir/malvarlığı, zorunlu gider, bakım yükü ve nafaka alacaklısının ihtiyacı birlikte incelenir. Kira ve bütün beyan edilen giderlerin önce aynen düşülüp sadece kalanın belli yüzdesinin alınması biçiminde değişmez formül de bulunmaz. Çocuk nafakasında her iki ebeveynin katkı gücü ve çocuğun ihtiyaçları gözetilir.
2. Nafaka ödenmemesi durumunda hapis cezası var mıdır?
M.344 kapsamında koşullarıyla üç aya kadar tazyik hapsi söz konusu olabilir; otomatik bir mahkûmiyet değildir. Karar, takip/tebliğ, cari muaccel borç, ödeme ve şikâyet süresi incelenir. Kararın gereği yerine getirilirse tahliye edilir; her kısmi ödeme yeterli değildir. Bu yaptırım ödeme taahhüdünü ihlalden farklıdır. Azaltma/kaldırma davasının etkisi de m.344/2 çerçevesinde değerlendirilir.
3. Yoksulluk nafakası ne zaman ve hangi şartlarda kesilir?
İrat nafakası alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar. Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun kalkması gibi kanuni sebeplerde mahkeme kararı gerekir; her işe girme/miras aynı sonucu doğurmaz. AYM’nin 2026’daki süresizlik iptali yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir; 21 Ekim 2026 itibarıyla sırf bu karara dayanarak ödemeyi durdurmak doğru değildir.
4. Anlaşmalı boşanmada nafaka istemedim, sonradan dava açabilir miyim?
Açık/geçerli yoksulluk nafakası feragati, protokolün sessiz kalması ve kararlaştırılmış iradın sonradan uyarlanması farklıdır; onaylanan protokol ve kesinleşmiş hüküm okunur. Çocuk için gelecekteki bakım katkısından vazgeçilmiş sayılmaz; iştirak istemi koşullarıyla ayrıca değerlendirilebilir. Her iki talebin süre ve önceki hüküm etkisi aynı değildir.
5. Çocuğum 18 yaşını doldurdu, nafaka ödemeye devam edecek miyim?
İştirak genel olarak erginlikle biter; ergin öğrencinin eğitimi ve ihtiyacı için m.328/2’deki bakım yükü koşullarıyla sürebilir. Ana ve babadan beklenebilecek mali katkı, çocuğun gerçek eğitimi/geliri ve dava hakkı incelenir. Eski velayet sahibine aynı ödeme kendiliğinden sınırsız devam etmez; ergin çocuk kendi istemini uygun hukuki dayanakla ileri sürer.
6. Nafaka artırım davası ne sıklıkla açılabilir?
Kanun zorunlu bir bir/iki yıl bekleme şartı koymaz. Önceki hükümden sonra ihtiyaç, gelir veya hakkaniyeti etkileyen değişiklik ortaya konulmalıdır; yakın tarihte önemli değişiklik varsa ayrıca değerlendirilir. Kararda/protokoldeki yıllık artışın uygulanması ile yeni miktar isteyen dava farklıdır. Her dosyada otomatik TÜFE artışı garanti değildir.
7. Boşandıktan ne kadar süre sonrasına kadar nafaka davası açılabilir?
İlk kez yoksulluk nafakası isteminde m.178’in kesinleşmeden itibaren bir yıllık zamanaşımı ile feragat/önceki hüküm kontrol edilir. Çocuğun iştirak nafakası bu bir yıllık sınıra tabi tutulamaz; bakım borcu ve çocuğun durumu kendi kurallarıyla incelenir. Önceden karara bağlanan tutarın artırılması veya geçmiş taksit tahsili de ilk nafaka istemiyle aynı değildir.
8. Eski eşimin sigortasız (kayıt dışı) çalıştığını nasıl ispatlarım?
Somut gelir gizleme olgusu belirtilerek ilgili SGK, mali, banka veya malvarlığı kayıtlarının mahkemece getirtilmesi ve sosyal/ekonomik araştırmanın tamamlanması istenebilir. Tanık ve yaşam standardı göstergeleri diğer delillerle birlikte değerlendirilir; tek başına bütün geliri kesin kanıtlamaz. Karşı tarafın hesabına izinsiz erişim veya hukuka aykırı kayıt alma delil toplama yetkisi değildir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, bireysel hukuki değerlendirme için Işıkoğlu Hukuk Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hemen Sorun
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
