top of page

Ticari Dava Türleri ve Süreçleri

Ticari dava ile ticari işin ayrımı, görev ve yetki; menfi tespit dahil arabuluculuk kapsamı, ticari defterlerle ispat, faiz, farklı alacakların süreleri ve kanun yolu koşulları.

Özet



Ticari dava ile ticari işin ayrımı, görev ve yetki; menfi tespit dahil arabuluculuk kapsamı, ticari defterlerle ispat, faiz, farklı alacakların süreleri ve kanun yolu koşulları.



Hukuki inceleme: 20 Ekim 2026. Ticari nitelik, arabuluculuk kapsamı, delil, faiz ve kanun yolu süreleri kontrol edilmiştir.


İçindekiler


  • I. Giriş

  • II. Ticari Dava Kavramı ve Hukuki Niteliği

  • III. Mutlak Ticari Davalar

  • IV. Nispi Ticari Davalar

  • V. Yalnızca Bir Taraf İçin Ticari İş Sayılan Uyuşmazlıklar

  • VI. Ticari Davalarda Görevli ve Yetkili Mahkeme

  • VII. Ticari Uyuşmazlıklarda İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz

  • VIII. Ticari Davalarda Arabuluculuk Dava Şartı

  • IX. Ticari Dava Süreçleri ve Yargılama Aşamaları

  • X. Ticari Davalarda İspat, Ticari Defterler ve Bilirkişi İncelemesi

  • XI. Ticari Davalarda Temerrüt Faizi ve Zamanaşımı

  • XII. Ticari Davalarda Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz)

  • XIII. Sonuç



I. Giriş


Ticari ilişkilerin karmaşık yapısı, sermaye akışının hızı ve ekonomik hayatın dinamikleri, ticari uyuşmazlıkların çözümünde ihtisaslaşmış mahkemelere ve kendilerine özgü özel yargılama usullerine ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur. Türk hukuk sisteminde ticari davalar, temel olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde düzenlenmektedir.


Ticari davaların kendine özgü yapısı, sadece görevli mahkemenin belirlenmesi açısından değil, aynı zamanda arabuluculuk dava şartı, ispat kuralları, ticari defterlerin delil niteliği, uygulanacak faiz oranları ve tarafların tacir sıfatından kaynaklanan özen yükümlülükleri gibi konularda da genel özel hukuk kurallarından ayrılmaktadır. Hukuk sistemimizde Asliye Ticaret Mahkemelerinin ihtisas mahkemesi olarak kurgulanması, ticari hayatın güvenliğinin sağlanması hedefine hizmet etmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Limited Şirket Kuruluşu: Adım Adım Rehber başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.


Bu çalışmada; ticari dava türleri (mutlak ve nispi ticari davalar), Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev ve yetki alanı, zorunlu arabuluculuk kurumu, yargılamanın evreleri, ticari uyuşmazlıklarda ispat vasıtaları, zamanaşımı süreleri ve kanun yolları kapsamlı, sistematik ve dogmatik bir çerçevede ele alınmaktadır.


Ticari nitelik TTK m.4 ve özel hükümlerle belirlenir. Ticari iş, ticari dava ve hangi mahkemenin görevli olduğu aynı soru değildir. M.5’teki asliye ticaret kuralının tüketici, iş, sulh hukuk ve fikrî haklar gibi özel görev hükümleriyle birlikte okunması gerekir; belirli para konulu davalarda m.5/A dava şartı ayrıca incelenir.



II. Ticari Dava Kavramı ve Hukuki Niteliği


Ticari dava, kural olarak tarafların tacir olup olmamasına veya uyuşmazlığın kaynağına göre belirlenen ve kanun koyucu tarafından ticari yargı kapsamında çözümlenmesi öngörülen dava türüdür. Türk hukukunda ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde kapsamlı bir biçimde düzenlenmiştir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Şirket Birleşme ve Devralma Süreci başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.


TTK m.4/1, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıkları ve bentlerinde sayılan kanuni alanları ticari sayar. Ancak bentlerin tamamı ve son cümledeki havale, saklama ve fikir/sanat eserleri istisnası birlikte okunmalıdır. Yalnız ilk bentten alınan kısa bir cümle bütün özel görev ve kapsam kurallarının yerine geçmez.

Ticari davaların belirlenmesinde Türk hukukunda ikili bir sistem benimsenmiştir. Bu sistem uyarınca davalar; uyuşmazlığın mahiyetine bakılmaksızın doğrudan kanun hükmü gereği ticari sayılan mutlak ticari davalar ve tarafların sıfatı ile uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi çerçevesinde şekillenen nispi ticari davalar olarak sınıflandırılmaktadır. Bu ayrım, davanın nerede açılacağı, hangi usul kurallarına tabi olacağı ve esasa uygulanacak kuralların tespiti açısından kritik bir öneme sahiptir.



III. Mutlak Ticari Davalar


Mutlak ticari dava kategorisinde tarafların tacirliğinden bağımsız kanuni düzenleme önemlidir. M.4’te belirli alanlar sayılmış; başka özel kanunlarda da ticari dava düzenlenmiştir. Bu, hâkimin her ekonomik uyuşmazlığı benzerlik yoluyla sınırsız biçimde mutlak ticari sayabileceği anlamına gelmez; özel görev hükümleri ayrıca saklıdır.


A. TTK Kapsamındaki Mutlak Ticari Davalar


Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen tüm hususlardan doğan davalar kural olarak mutlak ticari davadır. Bu kapsamda öne çıkan başlıca dava türleri şunlardır:


  • Şirketler hukuku: Kuruluş, genel kurul kararının iptali, organların hukuki sorumluluğu, fesih ve tasfiye gibi hukuk uyuşmazlıkları ilgili kurallarla değerlendirilir. Yöneticinin ceza sorumluluğu ise hukuk davası değil, kendi görev/usulü bulunan ceza yargılamasıdır.

  • Kıymetli evrak: Poliçe, bono ve çekten doğan hukuk uyuşmazlıkları TTK kapsamındadır. Ancak tüketici işlemiyle bağlantı gibi özel görev düzenlemeleri de incelenir. Belgenin üzerinde “bono” yazması her ilişkide ve her talep türünde görevli mahkemeyi tek başına belirlemez.

  • Taşıma: TTK kapsamındaki taşımalar yanında hava, demiryolu ve uluslararası taşımaya ilişkin özel kanun/antlaşmalar; tüketici işlemi ve görev hükümleri ayrıca kontrol edilir. Bütün taşıma türlerinin aynı görev, sorumluluk ve süre kurallarına tabi olduğu söylenemez.

  • Deniz ve sigorta: TTK hükümleriyle özel görev düzenlemeleri birlikte uygulanır. Sigortalının sigortacıya karşı sözleşme talebi ile sigortacının ödeme sonrası zarar sorumlusuna halefiyet davası farklıdır. İkincisinde temel ilişki ve sigortalının hakkı incelenir; davacının sigorta şirketi olması her rücu davasını kendiliğinden mutlak ticari yapmaz.


B. Diğer Kanunlarda Düzenlenen Mutlak Ticari Davalar


Sadece TTK değil, diğer kanunlarda yer alan bazı uyuşmazlıklar da mahiyetleri gereği mutlak ticari dava kabul edilmiştir. Bunlar arasında en belirgin olanları şunlardır:


  • TBK m.444–447’deki sözleşme sonrası rekabet yasağı uyuşmazlıkları. 13 Haziran 2025 tarihli E.2023/1, K.2025/3 içtihadı birleştirme kararı bu kapsamdaki davalarda asliye ticaretin görevini kabul eder; hizmet ilişkisi sürerkenki sadakat borcu ile aynı kapsam varsayılmamalıdır.

  • Yayın sözleşmesi, kredi mektubu ve kredi emri sözleşmelerinden doğan davalar.

  • Komisyon sözleşmesi, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcılarına ilişkin davalar.

  • 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'ndan doğan her türlü hukuk davası.

  • Fikri mülkiyet hukukundan doğan ve Fikri Mülkiyet haklarını (marka, patent, tasarım, telif) ilgilendiren ticari lisans sözleşmesi uyuşmazlıkları (görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olmak kaydıyla).


Bono uyuşmazlığında senet ilişkisi, talep türü ve varsa tüketici işlemi birlikte incelenmelidir. Kanuni ticari nitelik ile özel mahkemenin görevi ayrı değerlendirmedir; tarafın tacir olmaması tek başına bütün kambiyo davalarını genel mahkemeye götürmez.


IV. Nispi Ticari Davalar


Nispi ticari davalar, kanun gereği doğrudan ticari dava sayılmayan, özünde genel hükümlere tabi olan ancak uyuşmazlığın taraflarının sıfatı ve eylemin ticari işletmeyle olan bağı sebebiyle ticari nitelik kazanan davalardır.


Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için TTK m.4 hükmü gereğince iki temel kurucu unsurun birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır:


  1. Tarafların Tacir Olması: Davanın her iki tarafı da gerçek veya tüzel kişi tacir olmalıdır. Anonim ve limited şirketler yapıları gereği mutlak tacir sayılırken, gerçek kişilerin tacir sıfatı ticari işletme kriterlerine göre belirlenir. Taraflardan birinin esnaf, memur, işçi veya tüketici olması halinde, uyuşmazlık kural olarak ticari dava niteliği taşımaz.

  2. Ticari İşletmeyle İlgili Olma: Uyuşmazlığa konu hukuki işlemin veya fiilin, her iki tarafın da ticari işletmesinin faaliyetleri kapsamında gerçekleşmiş olması gerekir. Borçlar Hukuku kapsamında adi nitelikte sayılabilecek bir alım satım, kira veya eser sözleşmesi, her iki tarafın ticari işletmesinin ihtiyaçları için yapılmışsa nispi ticari dava haline gelir.


Örneğin iki tacirin ticari işletmeleri için yaptıkları, özel görev kuralına tabi olmayan makine onarım sözleşmesinden doğan uyuşmazlık nispi ticari olabilir. Buna karşılık bir yöneticinin kendi adına ve kişisel amaçla araç satın alması ile şirket adına alım farklıdır. Kira uyuşmazlığında ise ticari kullanım olsa da HMK m.4’ün sulh hukuk görevi ayrıca değerlendirilir.


Dikkat: Nispi ticari dava kuralları, taraflardan birinin tüketici işlemi yaptığı hallerde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri karşısında geri planda kalır. Tüketici mahkemelerinin görevi kamu düzenindendir.



V. Yalnızca Bir Taraf İçin Ticari İş Sayılan Uyuşmazlıklar


Ticari iş karinesi gereği, bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak bir işin ticari iş sayılması, ondan doğan uyuşmazlığın mutlak surette ticari dava olacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte, TTK m.4 hükmü bazı sözleşme tipleri için özel bir istisna getirmiştir.


Kanun, havale, vedia (saklama) ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlıkların ticari dava sayılabilmesi için taraflardan yalnızca birinin ticari işletmesiyle ilgili olmasını yeterli görmüştür. Bu durum, nispi ticari davaların önemli bir istisnasını teşkil eder.


Haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmede nispi ticari nitelik için her iki işletmeyle bağlantı önemlidir; TTK’daki haksız rekabet gibi kanunen ticari sayılan hâller ayrıdır. M.19/2’nin bir taraf için ticari sözleşmeyi diğer taraf için de ticari iş sayması, tek başına her uyuşmazlığı ticari dava yapmaz.



VI. Ticari Davalarda Görevli ve Yetkili Mahkeme


Ticari davaların nerede ve hangi usulde görüleceği, usul ekonomisi ve yargılamanın makul sürede tamamlanması ilkeleri açısından büyük önem taşımaktadır.


A. Görevli Mahkeme: Asliye Ticaret Mahkemeleri


TTK m.5 uyarınca, aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça, tüm ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine Asliye Ticaret Mahkemeleri bakmakla görevlidir. Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yargı çevrelerinde, bu davalara o yerdeki Asliye Hukuk Mahkemeleri, "Ticaret Mahkemesi sıfatıyla" bakar.


Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki bir görev (iş bölümü değil) ilişkisidir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Görevsizlik kararı, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir ve taraflarca her zaman ilk itirazlara bağlı kalmaksızın ileri sürülebilir. Bu nedenle davanın yanlış mahkemede açılması, ciddi zaman ve masraf kaybına yol açar.


B. Yetkili Mahkeme


Genel yetki HMK m.6’daki davalının dava tarihindeki yerleşim yeridir; sözleşmeden doğan davada m.10’un ifa yeri de değerlendirilebilir. Para borcunda TBK m.89’daki alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri kuralı, tarafların geçerli anlaşması ve borcun niteliğinden aksi anlaşılmaması koşuluyla uygulanır. Kesin yetki ve özel hükümler saklıdır; her alacaklı sırf kendi adresiyle her davayı orada açamaz.


HMK m.17–18 kapsamında tarafların tacir/kamu tüzel kişisi olması yanında yazılı şekil, belirli veya belirlenebilir hukuki ilişki ve gösterilen mahkeme/mahkemeler aranır. Serbestçe tasarruf edilemeyen konuda veya kesin yetkide sözleşme yapılamaz. Aksi kararlaştırılmadıkça yalnız seçilen mahkemeler yetkilidir; alternatif yetki istendiğinde metin buna göre kurulmalıdır.



VII. Ticari Uyuşmazlıklarda İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz


Ticari uyuşmazlıkların doğası gereği, yargılama süreci devam ederken hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya imkânsız hale gelmesi riski yüksektir. Bu sebeple geçici hukuki koruma önlemleri ticari davalarda hayati öneme sahiptir.


A. İhtiyati Tedbir


HMK m.389 uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın doğacağından endişe edilen hallerde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Ticari davalarda özellikle şirket hisselerinin devrinin önlenmesi, marka haklarına tecavüzün durdurulması veya bir genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması amacıyla ihtiyati tedbir müessesesine sıklıkla başvurulmaktadır.


B. İhtiyati Haciz


İİK m.257’de rehinle temin edilmemiş muaccel para alacağı; vadesi gelmemiş alacakta ise aynı maddedeki özel hâller aranır. M.258 kapsamında alacak ve haciz sebebi yaklaşık ispatla değerlendirilir. M.259’da teminat kuralı ve ilam/ilam niteliğinde belgeye ilişkin istisnalar vardır. Çek veya bono her durumda daha düşük teminat ya da kesin/hızlı kabul garantisi sağlamaz. Kararın uygulanması ve esas takibi/dava için m.261 ve 264 süreleri ayrıca korunmalıdır.



VIII. Ticari Davalarda Arabuluculuk Dava Şartı


7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren belirli ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu hale getirilmiştir.


A. Zorunlu Arabuluculuğun Kapsamı


Bir ticari uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk kapsamında olabilmesi için şu iki temel şartı bir arada taşıması gerekir:


  • Uyuşmazlık, TTK m.4 veya özel kanunlar kapsamında mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmalıdır.

  • M.5/A kapsamında konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları değerlendirilir; yalnız doğrudan para tahsili istemiyle sınırlı değildir.


7445 sayılı Kanunun geçiş hükmü uyarınca menfi tespit ve istirdada ilişkin eklenen kapsam, 1 Eylül 2023 ve sonrasında açılan davalarda uygulanır. Sırf borçlu olmadığını tespit ettirmek istemek bu davayı otomatik dava şartı dışında bırakmaz. Genel kurul kararının iptali, iflas/konkordato ve diğer talepler kendi nitelikleriyle incelenir. İtirazın iptali ile icra mahkemesindeki itirazın kaldırılması aynı yol değildir.


B. Süreç ve Hukuki Sonuçlar


Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair düzenlenen son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkeme, davacıya tutanağı sunması için bir haftalık kesin süre verir; aksi takdirde dava usulden reddedilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan doğrudan dava açıldığının dosyadan anlaşılması halinde ise mahkeme kesin süre vermeksizin davayı doğrudan dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.


TTK m.5/A/2’de arabulucuya görevlendirmeden itibaren altı hafta; zorunlu hâlde en çok iki hafta uzatma öngörülür. Hiç başvurmama ile yapılmış arabuluculuğun son tutanağını dilekçeye eklememe farklıdır. 6325 m.18/A’nın süreler ve usule ilişkin hükümleri dikkate alınmalı; eski kapsamı anlatan kararlar sonraki kanun değişikliği yokmuş gibi kullanılmamalıdır.


IX. Ticari Dava Süreçleri ve Yargılama Aşamaları


TTK m.4/2, miktar/değeri yıllık güncellenen sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama öngörür; sınır HMK ek m.1/1 esaslarıyla artırılır. Özel kanuni basit usul hükümleri de kontrol edilir. Yazılı usulün dört dilekçesi her ticari dosyada uygulanmaz; basit usulde m.317 gereği cevaba cevap ve ikinci cevap yoktur.


A. Dilekçeler Aşaması (Teati)


Yazılı usulde dava ve cevap sonrasında cevaba cevap/ikinci cevap aşaması vardır; HMK m.127 ve 136 uyarınca ilgili tebliğden başlayan iki haftalık süreler ve koşullu ek süre hükümleri uygulanır. Basit usulün cevap/uzatma kuralı farklıdır. İddia ve savunmanın değiştirilmesinde m.141, ıslah ve açık muvafakat koşulları birlikte değerlendirilir. Dava yalnız elektronik başvuruyla açılabilir değildir; usulüne uygun fiziki/elektronik başvuru ve harç işlemleri kendi kurallarıyla yürür.


B. Ön İnceleme Aşaması


Dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra mahkeme, uyuşmazlığın sınırlarını belirlemek için bir ön inceleme duruşması tayin eder. Ön inceleme aşamasında mahkeme öncelikle dava şartları ve ilk itirazları karara bağlar. Ardından tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları uyuşmazlık noktaları tam olarak tespit edilir. Hakim, tarafları sulh veya ihtiyari arabuluculuğa teşvik eder. Taraflar sulh olmazsa, tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilir ve delillerin toplanması için ara kararlar oluşturulur.


C. Tahkikat Aşaması


Tahkikat, davanın esasına ilişkin delillerin incelendiği, iddia ve savunmaların doğruluğunun araştırıldığı en uzun ve kapsamlı yargılama aşamasıdır. Ticari davalarda tahkikat süreci genellikle şu işlemleri içerir:


  • Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi.

  • Banka kayıtları, gümrük beyannameleri, fatura ve irsaliyelerin celbi.

  • Tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmesi.

  • Uyuşmazlığın teknik, mali veya sektörel bilgi gerektirmesi halinde bilirkişi heyetlerinden veya özel uzmanlardan rapor alınması.


Tahkikat aşamasında tarafların iddialarını somut delillerle ispatlaması şarttır; zira soyut beyanlar ticari yargılamada hükme esas alınmaz.


D. Sözlü Yargılama ve Hüküm


HMK m.186 kapsamında tahkikatın bittiğinin tefhimiyle sözlü yargılamaya geçilir; taraflardan biri isterse duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Taraflar son sözlerini sunar ve hüküm açıklanır. M.294/4’te zorunlu nedenle yalnız hüküm sonucu açıklanmışsa gerekçeli kararın tefhimden bir ay içinde yazılması gerekir; bu, her durumda aynı ayda otomatik tebliğ yapılacağı garantisi değildir.



X. Ticari Davalarda İspat, Ticari Defterler ve Bilirkişi İncelemesi


Ticari davada da HMK ispat kuralları uygulanır. M.200–201’de hukuki işlem ve senede karşı ispat koşulları; m.202’de delil başlangıcı ve diğer istisnalar ayrıca değerlendirilir. İşlemin yapıldığı zamanki parasal sınır ile dava tarihindeki kanun yolu sınırı aynı değildir. İkrar, yemin, özel delil hükümleri ve istisnalar nedeniyle “sınır üstündeki her vakıa yalnız senetle ispat edilir” sonucu kurulamaz.


A. Ticari Defterlerin Delil Niteliği


HMK m.222’de ticari defterlerin ibrazı, usulüne uygunluk ve sahibi lehine/aleyhine kullanımı ayrı düzenlenir. Karşı tarafın defterindeki aykırı kayıt, hiç kayıt bulunmaması ve defterin hiç ibraz edilmemesi aynı sonuçta toplanamaz:


  • Ticari dava ve defterlerin lehine/aleyhine kullanılma koşulları incelenir; m.222/5’te tacir olmayan tarafın karşı taraf defterini kabulü ve ibrazdan kaçınma için özel hüküm de vardır.

  • Kanuna uygun tam tutma, gerekli açılış/kapanış onayları ve kayıtların birbirini doğrulaması aranır; elektronik defterin kendi onay/berat rejimi dikkate alınır.

  • Defter kayıtları kendi içinde tutarlı olmalı, birbirini doğrulamalıdır.

  • M.222/3’te diğer tarafın uygun defterindeki kayıtla çelişmeme, ibraz etmeme ve aksin kesin delille ispatı koşulları değerlendirilir. Diğer tarafın uygun defterinde ilgili hususta hiç kayıt yoksa defter sahibi lehine kullanılamaz.


Koşulları karşılayan defterin sahibi lehine ve aleyhine kayıtları ayrılmaz; usulsüzlükte aleyhe delil ve m.222/5’in özel sonucu ayrıca değerlendirilir.


İspat Durumu

Ticari Defterlerin Usul Durumu

Hukuki Sonuç

Lehe İspat Talebi

Davacının uygun defterinde kayıt var; davalının usulüne uygun defterinde ilgili kayıt yok

M.222/3’e göre sahibi lehine kullanılamaz; hâkimin otomatik tamamlayıcı yeminle eksikliği gidermesi kuralı yoktur.

Aleyhe İspat

Defterler usulsüz tutulmuş ancak aleyhe kayıt var

M.222/4 kapsamında sahibi aleyhine delildir; kaydın kapsamı ve karşı delil somut olayda değerlendirilir.

Çelişen Kayıtlar

Tarafların usulüne uygun defterlerindeki kayıtlar çelişiyor

Çelişen lehe kayıtlar tek başına hüküm için yeterli sayılmaz; diğer deliller ile aleyhe kayıtların hukuki etkisi ayrıca incelenir.


B. Uzman Bilirkişi İncelemesi


HMK m.266’da yalnız hukuk dışındaki özel/teknik bilgi için bilirkişiye gidilir; hâkimin hukuk bilgisiyle çözülecek konu bilirkişiye bırakılamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişi, hukuk dışında ayrı uzmanlığını belgelemiyorsa bilirkişi atanamaz. Her ticari dosyada hukukçu içeren aynı heyet zorunlu veya rapor mahkemeyi bağlayan karar değildir; uzmanlık, rapor ve itirazlar somut uyuşmazlıkla değerlendirilir.



XI. Ticari Davalarda Temerrüt Faizi ve Zamanaşımı


Ticari işlemlerde sermayenin getirisiz kalmasının önlenmesi amacıyla faiz ve zamanaşımı kuralları özel olarak düzenlenmiştir.


A. Ticari Temerrüt Faizi ve Avans Faizi


TTK m.8’in faiz serbestisi, tüketici ve diğer emredici kurallarla birlikte okunur. Sözleşmede oran yoksa 3095 m.1’in 31 Temmuz 2026’da değişen kanuni faiz hesabı ile m.2’deki ticari temerrüt ayrılır. M.2’de önceki yılın 31 Aralık TCMB avans oranı kanuni orandan yüksekse istenebilir; 30 Haziran farkı en az beş puansa ikinci yarı kuralı uygulanır. Her TCMB duyurusu o gün bütün ticari borçların faizini otomatik değiştirmez. Talep, para birimi, dönem ve özel hüküm de kontrol edilir.


TTK m.8/2’de en az üç aylık dönemlerle kapitalizasyon yalnız cari hesap ve her iki taraf bakımından ticari iş olan ödünç sözleşmesinde, sözleşenler tacirse geçerlidir. Her şirket hesabı veya her taksitli borç aynı istisna değildir. Tüketici koruması saklıdır; ikinci/üçüncü fıkraya aykırı işletilen faiz yok hükmündedir. 3095 m.3 ve özel hükümler birlikte değerlendirilir.


B. Ticari Davalarda Zamanaşımı


Bütün ticari alacaklar için tek zamanaşımı yoktur. Özel hüküm bulunmuyorsa TBK m.146 genel on yıl; m.147’de eser, vekâlet gibi belirli alacaklarda beş yıl ve diğer özel süreler ayrıca değerlendirilir. Ticari nitelik tek başına her sözleşmeyi on yıla tabi kılmaz. Başlangıç, kesilme/durma ve TTK m.6’daki sözleşmeyle değiştirme yasağı da incelenir.


  • Organ sorumluluğu: TTK m.560’ta davacının zarar ve sorumluyu öğrenmesinden iki, fiilden beş yıl; fiil daha uzun ceza dava zamanaşımını gerektiriyorsa bu sürenin uygulanması öngörülür. Limited şirkette m.644 bağlantısı ve sorumluluğun özel dayanağı kontrol edilir; her şirket uyuşmazlığı bu sürelere tabi değildir.

  • Kambiyo: Poliçeyi kabul edene ve bono düzenleyene karşı senetten doğan istemde vadeden üç yıl esastır (TTK m.749, 778–779). Hamilin poliçe cirantası/düzenleyenine başvurusu ve cirantalar arası istemler için m.749’un bir yıl/altı aylık farklı başlangıçları vardır; bunlar bonoya niteliğine uygun uygulanır. Çekte hamilin başvurma hakkı m.814’e göre ibraz süresinin bitiminden üç yıldır. Temel sözleşme alacağı ile senet başvuru hakları karıştırılmamalıdır.

  • Taşıma: TTK m.855 kapsamındaki eşya kaybı/hasarı/gecikmesinde kural bir yıldır. Üç yıl için sırf her ağır ihmal değil, kast veya zararın gerçekleşme ihtimalinin bilinciyle pervasız davranış koşulu aranır. Yolcu ölümü/bedensel zararındaki on yıl, özel taşıma antlaşmaları ve KTK’daki saklı hükümler ayrıdır. Eşyada teslim veya tam kayıpta teslim edilmesi gereken tarih gibi başlangıçlar ayrıca belirlenir.


Zamanaşımı kural olarak def’idir ve TBK m.161 gereği kendiliğinden gözetilmez. İlk itiraz değildir; cevap süresi, iddia-savunmayı değiştirme kuralları, ıslah/açık muvafakat gibi imkân ve sınırlar birlikte incelenir. Dava şartı veya hak düşürücü süreyle karıştırılmamalıdır. Her geç ileri sürülen def’inin her koşulda artık incelenemeyeceği ya da taraflarca hiç ileri sürülmeden uygulanacağı söylenemez.



XII. Ticari Davalarda Kanun Yolları (İstinaf ve Temyiz)


Asliye Ticaret Mahkemeleri tarafından verilen kararların hukuka, usule ve maddi vakıalara uygunluğunun üst mahkemelerce denetlenmesi amacıyla olağan kanun yolları işletilmektedir.


A. İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi)


HMK m.345’te kural usulüne uygun tebliğden iki haftadır; özel hükümler saklıdır. M.341’de istinafa açık karar türleri, parasal kesinlik ve manevi tazminat istisnası birlikte incelenir. Tedbir/hacizde yüze karşı karar ile yoklukta karara itiraz üzerine karar farklıdır; örneğin İİK m.265’te haczin uygulanması/tutanağın tebliğine bağlı yedi günlük itiraz vardır. Bütün ara kararlar doğrudan aynı iki haftalık yola tabi değildir. Kanun yolu sınırında HMK ek m.1’in dava tarihi kuralı da dikkate alınır.


B. Temyiz (Yargıtay)


Temyiz için kural gerekçeli kararın tebliğinden iki haftadır (HMK m.361); m.362’nin karar türü ve kesinlik istisnaları kontrol edilir. Yalnız genel temyiz tutarını aşmakla bütün kararlar temyize açılmaz. 7589 sayılı Kanunla eklenen m.362/3’te, BAM’ın istinafı kısmen/tamamen kabul edip yeniden esas hakkında verdiği karar için m.341 sınırını kullanan özel inceleme vardır; iki karar arasındaki farkın bu sınırı geçmemesi veya kararın yalnız gider/vekâlet ücretine ilişkin olması gibi istisnalar da mevcuttur. Dava ve karar tarihleriyle uygulanabilir geçiş hükümleri birlikte kontrol edilmelidir.



XIII. Sonuç


Ticari davalar, ticari hayatın gereklilikleri doğrultusunda şekillenmiş, uzmanlık, hız ve özel usul kuralları gerektiren kompleks yargılama süreçleridir. Ülke ekonomisinin temelini oluşturan ticari ilişkilerin hukuki güvence altına alınması, ihtisas mahkemelerinin etkinliğine bağlıdır. Bu çalışmada ulaşılan temel tespitler aşağıda özetlenmiştir:


  1. TTK m.4’te ticari nitelik ile özel görev hükümleri birlikte uygulanır; her ticari iş ve her ticari dava otomatik aynı mahkemeye gitmez.

  2. TTK m.5/A kapsamında para konulu alacak/tazminat yanında itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat da değerlendirilir; 1 Eylül 2023 geçişi ve son tutanak usulü ayrı kontrol edilir.

  3. Ticari defterin lehine ve aleyhine kullanımı HMK m.222’nin koşullarına bağlıdır; sırf tasdik veya karşı tarafın itiraz etmemesi her kaydı otomatik kesin kanıt yapmaz.

  4. Faizde sözleşme, kanuni hesap, ticari temerrüt, dönem ve özel sınırlamalar; zamanaşımında ise her alacağın ayrı dayanak ve başlangıcı incelenir.

  5. İstinaf ve temyizin karar türü, parasal sınır, tarih ve süre koşulları farklıdır; her dosyanın iki üst merci önünde mutlaka inceleneceği garantisi yoktur.


Ticari uyuşmazlıklarda, usul kurallarına, süre kısıtlamalarına ve ispat yükümlülüklerine sıkı sıkıya riayet edilmesi, olası hak kayıplarının önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ticari nitelikteki sözleşmelerin kuruluş aşamasından olası yargılama süreçlerinin sonuna kadar profesyonel hukuki destek alınması, ticari aktörlerin menfaatlerinin korunmasını sağlayacaktır.


Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut hukuki sorunlarınızda Işıkoğlu Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız. Hemen Sorun Makalede yer alan bilgiler, yayın tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup, mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir.




İlgili Makaleler











Kaynaklar ve Referanslar





Hukuki inceleme: 20 Ekim 2026. Ticari nitelik, arabuluculuk kapsamı, delil, faiz ve kanun yolu süreleri kontrol edilmiştir.


Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.

Sıkça Sorulan Sorular


1. Hangi davalar mutlak ticari dava sayılır?


TTK m.4’te ve özel kanunlarda sayılan alanlar kanuni ticari niteliğin temelidir; nispi ticari davadan farklı olarak tacirlik her zaman aranmaz. Bununla birlikte tüketici, iş, sulh hukuk veya fikrî haklar gibi özel görev kuralları incelenir. Ceza sorumluluğu hukuk davasıyla aynı değildir. Rekabet yasağında sözleşme sonrası TBK m.444–447 kapsamı ile hizmet sürerkenki sadakat yükümlülüğü ayrılmalıdır.


2. Nispi ticari davanın şartları nelerdir?


Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için TTK m.4/1 uyarınca iki temel şart gereklidir. Birincisi, davanın her iki tarafının da tacir sıfatını haiz olması; ikincisi ise uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir husustan doğmuş olmasıdır. Taraflardan birinin tüketici olduğu uyuşmazlıklar kural olarak ticari dava niteliği taşımaz.


3. Ticari davalarda arabuluculuk zorunlu mudur?


TTK m.5/A’da konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları kapsamdadır. Menfi tespit/istirdat eklemesi 1 Eylül 2023 ve sonrasında açılan davalara uygulanır. Her ticari dava bu kapsamda değildir. Hiç başvurmama ile başvurunun son tutanağını dilekçeye eklememe farklı usul sonuçlarına tabidir.


4. Asliye Ticaret Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ticari davalar nerede açılır?


TTK m.5/4 uyarınca, yargı çevresinde müstakil bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde, ticari davalara o yargı çevresindeki Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakılır. Bu durumda Asliye Hukuk Mahkemesi, ilgili davaya "Ticaret Mahkemesi sıfatıyla" bakar ve kararlarını bu sıfatla tesis eder.


5. Ticari defterler mahkemede tek başına delil teşkil eder mi?


HMK m.222 koşullarına bakılır: uygun tutma/onay, kayıtların doğruluğu, diğer tarafın uygun defterindeki çelişki veya hiç kayıt bulunmaması, ibrazdan kaçınma ve diğer kesin deliller farklıdır. Karşı tarafın uygun defterinde ilgili kayıt yoksa lehe kullanım kuralı sağlanmaz. Usulsüz defter aleyhe delil olabilir; tacir olmayan tarafın m.222/5 kapsamındaki beyanı da ayrıca değerlendirilir.


6. Ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi oranı nasıl belirlenir?


Sözleşme ve emredici sınırlamalar öncelikle incelenir. 3095 m.2’de önceki yılın 31 Aralık avans oranı, m.1 kanuni oranından yüksekse ticari temerrütte istenebilir; Haziran sonunda en az beş puan farklılıkta ikinci yarı kuralı vardır. M.1’in hesabı 31 Temmuz 2026’da değişmiştir. Her yeni oran bütün eski/yeni borçlara aynı gün ve aynı şekilde uygulanmaz; para birimi ve ilgili dönem de kontrol edilir.


7. Çek ve bonolardan doğan alacak davalarında zamanaşımı süresi ne kadardır?


Poliçeyi kabul edene ve bono düzenleyene karşı senetten doğan istemde vadeden üç yıl; poliçede/bonoda ciranta ve başvuru ilişkilerinde farklı bir yıl/altı ay süreleri gündeme gelebilir (TTK m.749, 778–779). Çekte hamilin başvurma hakkı ibraz süresi bitiminden üç yıl; çek borçlularının birbirine rücuunda ödeme veya dava yoluyla ileri sürülme başlangıcı incelenir (m.814). Temel borç, protesto/ibraz ve kesilme koşulları ayrıca kontrol edilir.


8. Tacirler arasında yetki sözleşmesi yapılması mümkün müdür?


HMK m.17–18’e göre taraf sıfatı yanında yazılı şekil, belirli/belirlenebilir ilişki ve seçilen mahkemeler aranır. Kesin yetki veya serbestçe tasarruf edilemeyen konuda yapılamaz. Aksi kararlaştırılmadıkça yalnız seçilen mahkemeler yetkilidir; alternatif yetki isteniyorsa anlaşma buna uygun olmalıdır. Tüketiciye sırf sözleşmeye yazılarak tacirler arasındaki yetki kuralı uygulanamaz.


Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, bireysel hukuki değerlendirme için Işıkoğlu Hukuk Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hemen Sorun


Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.

bottom of page