Aile Hukuku Rehberi: Evlilik, Boşanma, Velayet
Evlilik, mal rejimi, boşanma, velayet ve nafakada temel şartlar; başvuru süreleri, kişisel mal ayrımı, yabancı boşanma kararları ve 2026 tarihli nafaka iptal kararının ileri tarihli yürürlüğü.

Özet
Evlilik, mal rejimi, boşanma, velayet ve nafakada temel şartlar; başvuru süreleri, kişisel mal ayrımı, yabancı boşanma kararları ve 2026 tarihli nafaka iptal kararının ileri tarihli yürürlüğü.
Hukuki inceleme: 20 Ekim 2026. İleri tarihli yürürlükler ve taleplerin farklı süreleri ayrıca değerlendirilmiştir.
İçindekiler
I. Giriş
II. Evlilik Birliğinin Kurulması ve Şartları
III. Eşlerin Hak ve Yükümlülükleri
IV. Mal Rejimleri ve Mal Paylaşımı
V. Boşanma Sebepleri: Genel ve Özel Nedenler
VI. Anlaşmalı Boşanma ve Hukuki Şartları
VII. Çekişmeli Boşanma ve Yargılama Süreci
VIII. Velayet Hakkı ve Çocuğun Üstün Yararı
IX. Nafaka Türleri ve Şartları
X. Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat
XI. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
XII. Sonuç
Sıkça Sorulan Sorular
I. Giriş
Aile hukuku, toplumun temel yapı taşı olan ailenin kurulması, işleyişi ve sona ermesi süreçlerini düzenleyen, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun en önemli alt dallarından biridir. Bireylerin nişanlanma aşamasından başlayarak evlilik, mal rejimleri, boşanma, velayet, nafaka ve soybağı gibi son derece hassas konularını kapsayan bu disiplin, kamu düzeni ile yakından ilişkilidir. Aile hukuku kuralları, büyük ölçüde emredici nitelik taşımakta olup, tarafların serbest iradeleriyle bu kuralların dışına çıkmaları genellikle mümkün olmamaktadır.
Türk hukuk sisteminde aile kurumu, tarihsel süreç içerisinde önemli değişimler geçirmiş; özellikle 2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile eşler arası eşitlik ilkesi tam anlamıyla benimsenmiştir. Bu reform ile birlikte edinilmiş mallara katılma rejimi yasal mal rejimi olarak kabul edilmiş, aile konutu kavramı hukukumuza girmiş ve kadın-erkek eşitliği temelinde çağdaş bir hukuki altyapı oluşturulmuştur. Bu düzenlemeler, ailenin korunması ve zayıf konumdaki eş ile çocukların üstün yararının gözetilmesi felsefesine dayanmaktadır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Velayet Davası: Haklar, Süreç ve Kriterler başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Bu rehber, evlilik, boşanma, velayet, nafaka ve mal rejiminin temel koşullarını açıklar. Aynı aile olayında bu taleplerin şartları, süreleri ve ispatı farklı olabilir. Aşağıdaki açıklamalar 20 Ekim 2026 itibarıyla uygulanacak kurallar ile henüz yürürlüğe girmemiş değişiklikleri ayırır; belirli bir dava sonucu veya tamamlanma süresi vaat etmez.
Yasal Çerçeve: Türk hukukunda aile içi ilişkiler temel olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) İkinci Kitap (Madde 118-494) kapsamında düzenlenmektedir. Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi hususunda ise 6284 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaktadır.
II. Evlilik Birliğinin Kurulması ve Şartları
TMK m.124–128 ve 136 uyarınca on yedi yaşını doldurma, ayırt etme gücü ve diğer koşullar birlikte incelenir. Küçük için yasal temsilcinin izni gerekir. Hâkim, ancak olağanüstü durum ve pek önemli sebeple on altı yaşını dolduran kişinin evlenmesine izin verebilir; olanak bulundukça önce ana ve baba veya vasi dinlenir. Yaşın tek başına dolması bütün evlenme koşullarını tamamlamaz.
Hısımlık, devam eden evlilik ve evlenmeye engel derecedeki akıl hastalığı bakımından TMK m.129, 133 ve 145 uygulanır. Her ruhsal tanı kendiliğinden mutlak engel değildir; evlenmede tıbbî sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenebilir. TMK m.132’de evliliği sona eren kadın için üç yüz günlük bekleme süresi bulunur; doğumla biter, önceki evlilikten gebe olmadığının anlaşılması veya aynı eşlerin yeniden evlenmesi hâlinde mahkemece kaldırılır. Butlan sebebi ile bekleme süresine aykırılık aynı sonuç değildir; m.154–156 ve diğer şartlar ayrıca değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu m. 129: "Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır: 1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında, 2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında, 3. Evlât edinen ile evlâtlık veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında."
Medeni evlilik yetkili evlendirme memuru önünde kurulur. TMK m.143 aile cüzdanı ve dinî töreni ayrıca düzenler; evliliğin geçerliliği dinî törene bağlı değildir. Salt dinî birliktelik medeni evlilik sıfatını sağlamaz. Bununla birlikte bu ilişkiden doğan çocukların soybağı, bakım veya başka talepleri hiç yokmuş gibi davranılamaz; bu haklar kendi hükümlerine göre incelenir. Evlenme işlemi sonrası aile cüzdanı ve nüfus tescili yapılır.
III. Eşlerin Hak ve Yükümlülükleri
Evlenme akdiyle birlikte eşler arasında kanundan doğan birtakım hak ve yükümlülükler meydana gelir. Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesi, eşlerin evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliğiyle sa ğlamak, çocukların bakımına ve eğitimine beraberce özen göstermek zorunda olduklarını hükme bağlamıştır. Eşler, birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmakla yükümlüdürler.
Eşlerin oturacağı konut (aile konutu), birlikte seçilir. Aile konutu kurumu, TMK m. 194 ile özel bir koruma altına alınmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rıza sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan rızası verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir.
Evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğü de eşlerin ortak sorumluluğundadır. TMK m. 186/3 uyarınca eşler, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar. Eşlerden her biri, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznine muhtaç değildir; ancak, meslek ve iş seçiminde ve bunlar ın yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulmalıdır.
Bu yükümlülüklerin ihlali durumunda, TMK m. 195 kapsamında hakimin müdahalesi talep edilebilir. Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır, onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir.
IV. Mal Rejimleri ve Mal Paylaşımı
Mal rejimi ile tapudaki mülkiyet aynı şey değildir. TMK m.202 uyarınca başka geçerli rejim seçilmemişse edinilmiş mallara katılma uygulanır. Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra, m.203–205’in şekil koşullarıyla yapılır; evlenme başvurusunda yazılı rejim seçimi de mümkündür. 1 Ocak 2002’den önce evlenenlerde eski ve yeni dönemler ile 4722 m.10’un geçiş/seçim hükümleri ayrıca incelenir; bütün evlilik yıllarına otomatik tek rejim uygulanmaz.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerin kişisel mallarını kapsar. Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejimi devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Özellikle; çalışmasının karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik kuruluşlarının veya sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar ve kişisel mallarının gelirleri edinilmiş mal sayılır.
Kişisel mallar ise kanun gereği veya sözleşmeyle belirlenir. Kanun gereği kişisel mal sayılanlar: eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerlerdir.
Miras veya bağış yoluyla edinilen mal TMK m.220 kapsamında kural olarak kişiseldir. Ancak kişisel malın geliri, aksine geçerli sözleşme yoksa m.219/4 uyarınca edinilmiş mal olabilir. Diğer eşin karşılıksız katkısından m.227 değer artış payı; mal kesimleri arasındaki ödemelerden m.230 denkleştirme doğabilir. Miras niteliği, malın geliri ve sonradan yapılan katkılar hakkında hiçbir alacak bulunamayacağı anlamına gelmez.
Tasfiyede mal rejiminin sona erme tarihi, malın kaynağı ve borçlar belirlenir; boşanma kararı verilirse rejim m.225 gereği dava tarihinden geçerli olarak sona erer. Eklenecek değer ve denkleştirme dâhil m.229–231 hesabından artık değer bulunur. M.236’ya göre diğer eşin artık değerine kural olarak yarı oranında katılma alacağı doğar; alacaklar takas edilir. Bu, bütün tapuların otomatik yarıya bölünmesi değildir. Geçerli sözleşme ve zina/hayata kast nedeniyle boşanmada m.236/2 istisnası ayrıca incelenir.
V. Boşanma Sebepleri: Genel ve Özel Nedenler
Boşanma, geçerli olarak kurulmuş bir evlilik birliğinin, kanunda öngörülen sebeplerden birinin varlığı halinde mahkeme kararı ile sona erdirilmesidir. Türk Medeni Kanunu'nda boşanma sebepleri, genel ve özel sebepler olmak üzere iki ana kategoride düzenlenmiştir.
Özel sebepler: zina (m.161); hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m.162); suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163); terk (m.164); akıl hastalığı (m.165). Her özel sebebin kendi unsurları vardır. Zina ve m.162’de öğrenmeden altı ay, olaydan beş yıllık hak düşürücü süre ile affetme dikkate alınır. M.163’te birlikte yaşamanın beklenememesi; m.165’te hastalık nedeniyle ortak hayatın çekilmezliği ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığını gösteren resmî sağlık kurulu raporu aranır. Terkte m.164’ün amaç, haklı sebep, devam eden en az altı aylık ayrılık ve usulüne uygun ihtar koşulları birlikte gerekir. Yalnız sebebin adını söylemek yeterli değildir.
TMK m.166/1–2 temelinden sarsılma, m.166/3 anlaşmalı boşanma ve m.166/4 fiilî ayrılık farklı koşullara bağlıdır. Son hâlde önceki boşanma davasının reddi kesinleşmiş olmalı; kesinleşmeden başlayarak bir yıl geçmiş ve ortak hayat yeniden kurulamamış olmalıdır. Bu bir yıl, herhangi bir ayrı yaşamaya kendiliğinden uygulanan süre değildir. Temelinden sarsılmada somut olaylar ve ortak hayatın sürdürülmesinin beklenebilirliği incelenir.
TMK m.168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. Görev, aile mahkemesine; bulunmayan yerde 4787 m.2 uyarınca belirlenen asliye hukuk mahkemesine aittir. M.166/2’de daha ağır kusurlu davacıya karşı davalının itiraz hakkı vardır; ancak itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ve evliliğin devamında davalı/çocuklar için korunmaya değer yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
VI. Anlaşmalı Boşanma ve Hukuki Şartları
Anlaşmalı boşanma, eşlerin evlilik birliğini sona erdirme ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda uzlaşarak mahkemeye başvurdukları pratik ve hızlı bir yöntemdir. TMK m. 166/3'te düzenlenen bu müessesenin geçerli olabilmesi için sıkı şekil ve maddi şartlar öngörülmüştür.
Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için gereken şartlar şunlardır: 1. Süre Şartı: Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıllık süre, nikâhın kıyıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar hesaplanır. 2. Birlikte Başvuru veya Kabul: Eşlerin mahkemeye birlikte başvurmaları ya da bir eşin açtığı davanın diğer eş tarafından kabul edilmesi gerekir. 3. Hakim Huzurunda İrade Beyanı: Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi şarttır. Taraf vekillerinin (avukatların) beyanı yeterli değildir. 4. Protokolün Onayı: Boşanmanın mali sonuçları (tazminat, nafaka vb.) ile çocukların durumu (velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki) hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemenin hakim tarafından uygun bulunması gerekir.
Anlaşmalı boşanmada serbest irade, eşlerin bizzat dinlenmesi ve mali sonuçlarla çocuklara ilişkin düzenlemenin hâkimce uygun bulunması gerekir. Mal rejiminin ayrıca tasfiyesi, her anlaşmalı boşanma için kendiliğinden zorunlu değildir; protokoldeki açık kapsam/feragat ayrıca değerlendirilir. Kesinleşen kararın bağlayıcılığı ile değişen koşullarda çocuk için yeni tedbir/velayet/nafaka kararı verilmesi ayrıdır; her hüküm geri dönülmez diye genellenemez.
Anlaşmalı boşanma davası, tüm şartların sağlanması halinde tek celsede sonuçlanabilir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.
VII. Çekişmeli Boşanma ve Yargılama Süreci
Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanma, kusur, velayet, nafaka veya tazminat gibi konulardan en az birinde uzlaşamaması durumunda açılan davadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine tabi olan bu süreç, yazılı yargılama usulü ile yürütülür ve oldukça detaylı bir prosedüre sahiptir.
Yargılama süreci şu aşamalardan oluşur: 1. Dilekçeler Aşaması: Dava dilekçesinin sunulması, cevap dilekçesi, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi teatisi ile tarafların iddia ve savunmaları belirlenir. 2. Ön İnceleme Aşaması: Hakim, uyuşmazlık konularını tespit eder, tarafları sulhe teşvik eder ve delillerin toplanması için gerekli kararları alır. 3. Tahkikat Aşaması: Tanıkların dinlendiği, bilirkişi raporlarının alındığı, pedagog incelemelerinin yapıldığı ve delillerin mahkemece değerlendirildiği en uzun aşamadır. 4. Sözlü Yargılama ve Hüküm: Tahkikatın bitiminden sonra taraflara son sözleri sorulur ve mahkeme kararını açıklar.
Anlaşmalı veya çekişmeli dava için kanunda sabit bir bitiş süresi bulunmaz. Tebligat, delil, uzman incelemesi ve kanun yolu süreci dosyaya göre değişir. Anlaşmalı boşanmada kusur araştırması temel koşul değildir; çekişmeli davanın dayanağına göre kusur, özel sebep ve çocukla ilgili incelemeler farklılaşır. Her dosyada tanık zorunluluğu veya aynı kusur ispatı bulunduğu söylenemez.
İspat yükünde HMK m.190, hukuka aykırı delilde m.189/2 uygulanır; bir kaydın hukuka uygunluğu somut elde ediliş koşullarıyla değerlendirilir. Süresinden sonra delil için m.145’in geciktirme amacı bulunmaması veya süresinde sunamamanın tarafın kusurundan kaynaklanmaması koşulları ayrıca incelenir. TMK m.184 uyarınca boşanma olguları hakkında taraflara yemin önerilemez ve ikrar kural olarak hâkimi bağlamaz; m.166/3’teki istisna saklıdır. Her geç sunumun otomatik kabulü veya reddi doğru değildir.
VIII. Velayet Hakkı ve Çocuğun Üstün Yararı
TMK m.335 uyarınca ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır; yasal sebep olmadan alınamaz. Kısıtlanan ergin çocukta, hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe ana-baba velayeti devam edebilir; her kısıtlı kişi için otomatik velayet sonucu doğmaz. Evlilikte ortak kullanım, ayrı yaşam ve boşanma hâlleri m.336 ve ilgili hükümlerle değerlendirilir.
Boşanma davalarında velayetin kime verileceği belirlenirken, hakimin dikkate alacağı tek ve en önemli kriter "çocuğun üstün yararı" ilkesidir. Tarafların mali durumları, kusur oranları veya toplumsal statüleri velayet kararında tek başına belirleyici değildir. Önemli olan, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin hangi ebeveynin yanında daha iyi sağlanacağıdır.
Kanunda bütün çocuklar için “0–3/0–7 yaşta mutlaka anne” şeklinde otomatik velayet kuralı yoktur. Çocuğun yaşı, bakım ilişkisi, sağlık/eğitim ihtiyaçları, güvenliği ve ebeveynlerin somut koşulları birlikte incelenir. TMK m.339 ve Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12 uyarınca çocuğun olgunluğuna uygun görüşü dikkate alınır; tek bir sabit yaş eşiği veya ebeveynin daha yüksek geliri tek başına sonucu belirlemez.
Kişisel ilişki TMK m.323–324 ve m.182 çerçevesinde çocuğun yararıyla düzenlenir; tehlike ve ağır ihmal gibi hâllerde sınırlama veya ret gündeme gelebilir. Yeni olgular m.183 uyarınca çocuğun yararı için tedbir/değişiklik gerektirebilir. Yeniden evlenme veya taşınma tek başına velayeti otomatik değiştirmez. Velayetin değiştirilmesi ile m.348 kapsamında kaldırılması aynı koşul ve işlem değildir.
IX. Nafaka Türleri ve Şartları
Aile hukukunda zayıf konumdaki eşin ve çocukların ekonomik olarak korunması amacıyla çeşitli nafaka türleri ihdas edilmiştir. Boşanma davaları sürecinde ve sonrasında hükmedilebilen nafakalar dört ana başlıkta incelenir.
1. Tedbir Nafakası: TMK m.169 kapsamında boşanma/ayrılık davası devam ederken hâkim gerekli geçici önlemleri resen alır. Dava öncesi ayrı yaşamda m.197 gibi ilgili hükmün koşulları ayrıca aranır. Kesinleşmeden sonraki iştirak veya yoksulluk nafakası, kendi şartları ve hüküm kapsamıyla değerlendirilir; tedbir her olayda kendiliğinden başka nafakaya dönüşmez.
2. İştirak Nafakası: Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ana-baba imkânları oranında katılır; boşanmada velayeti kullanmayan eşin katkısı m.182 ile düzenlenir. Küçüklük ve erginlik m.11–12/328 çerçevesinde belirlenir; erginlik yalnız her durumda on sekiz yaşı beklemek değildir. Ergin çocuğun eğitimi sürüyorsa m.328/2 koşullarıyla bakım yükümlülüğü devam edebilir; küçük adına verilen iştirak hükmünün otomatik sürmesi ile ergin çocuğun kendi adına talebi ayrılmalıdır.
3. Yoksulluk Nafakası: TMK m.175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer tarafın mali gücü oranında talepte bulunabilir; yükümlünün kusurlu olması şart değildir. 20 Ekim 2026 itibarıyla “süresiz olarak” ibaresi hâlen uygulanmaktadır. AYM E.2025/156, K.2026/131 sayılı iptal kararının yürürlüğü 30 Haziran 2027’ye ertelenmiştir; karar mevcut nafakaları bugün kendiliğinden sona erdirmez. İrat biçimindeki ödeme m.176/3 uyarınca alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden; fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun kalkması veya haysiyetsiz hayat hâllerinde mahkeme kararıyla kalkar. Toptan ödeme ve irat aynı değildir.
4. Yardım Nafakası: TMK m.364–365 uyarınca yardım edilmezse yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy ve kardeşler bakımından gündeme gelir. Kardeşin yükümlülüğü refah içinde bulunmasına bağlıdır; mirasçılıktaki sıra, ihtiyaç, yükümlünün mali gücü ve hakkaniyet incelenir. Eş ve ana-babanın bakım borçları saklıdır; her akrabalık otomatik aynı nafaka borcunu doğurmaz.
X. Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat
Boşanma davası neticesinde, kusursuz veya daha az kusurlu olan eş, boşanma nedeniyle zedelenen mevcut veya beklenen menfaatleri için maddi tazminat; kişilik haklarının saldırıya uğraması nedeniyle de manevi tazminat talep edebilir. TMK m. 174 hükmü, boşanmada tazminat hukukunun temelini oluşturur.
Maddi Tazminat: Maddi tazminat talebinin kabulü için; talep eden eşin boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olması, davalının kusurlu olması, boşanma ile talep edilen zarar arasında illiyet bağı bulunması ve eşin mevcut veya beklenen bir menfaatinin (örneğin eşin maddi desteği, miras hakkı kaybı) zedelenmiş olması gerekmektedir. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını dikkate alarak hakkaniyete uygun bir miktar belirler.
Manevi Tazminat: TMK m.174/2, boşanmaya sebep olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu diğer taraftan uygun para istemini düzenler. Yalnız boşanma üzüntüsü veya yıpranma tek başına bütün koşulları karşılamaz. Kişilik hakkına saldırı, kusur, olayla bağ ve miktar birlikte değerlendirilir; maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının şartlarıyla bir tutulamaz.
TMK m.174 talepleri boşanma davasıyla veya boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren m.178’deki bir yıllık zamanaşımı içinde ayrı davayla ileri sürülebilir. Bu, hak düşürücü süre değildir; zamanaşımına ilişkin koşullar ayrıca değerlendirilir. Mal rejimi tasfiyesini, çocuk taleplerini veya boşanmayla bağlantılı her alacağı otomatik bu bir yıllık süreye sokmak doğru değildir.
XI. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
Yabancı boşanma kararının medeni hâl kaydına etkisi ile nafaka veya çocukla ilgili hükmün uygulanması ayrı konulardır. Önce kararın niteliği, kesinleşmesi, tarafların durumu ve uygulanacak milletlerarası sözleşme belirlenir. Türkiye’de her yabancı karar için aynı tanıma/tenfiz davasının mutlaka gerektiği söylenemez; koşullarıyla idari tescil yolu da bulunur.
5718 sayılı MÖHUK m.50, 54 ve 58’de kesinleşme, kamu düzeni, savunma hakkı ve yetkiyle ilgili koşullar incelenir; tanımada karşılıklılık şartı aranmaz. İcra gereken bölümde tenfiz ve varsa özel sözleşme usulü ayrıca değerlendirilir. Çocuk koruma/velayet kararlarında 1996 Lahey Sözleşmesi’nin kapsam ve zaman bakımından koşulları varsa tanıma kural olarak kendiliğindendir; cebri icra için m.26 süreci farklıdır. Salt nüfus tescili, bütün nafaka/velayet hükümlerinin Türkiye’de otomatik icrası demek değildir.
5490 sayılı Kanun m.27/A 2017’de getirilmiş, uygulama yönetmeliği 2018’de yayımlanmıştır. Yetkili yabancı adli/idari makamın usulen kesinle şmiş ve kamu düzenine açıkça aykırı olmayan evliliğe ilişkin kararında, tarafların bizzat veya vekille başvuru koşulları incelenir. 7226 m.28 ile 2020’de eklenen istisnada taraflardan biri ölmüş veya yabancıysa Türk vatandaşı olan diğer taraf/vekili tek başına başvurabilir. Yurt dışında ilgili dış temsilcilik, yurt içinde belirlenmiş nüfus müdürlüğü görevlidir. İdari tescil talebinin reddi ve diğer hükümler bakımından yargısal yollar ayrıca değerlendirilir.
XII. Sonuç
Aile hukuku, bireylerin en temel hak ve özgürlüklerini, malvarlıklarını ve psikolojik bütünlüklerini doğrudan etkileyen son derece önemli bir alandır. Evlilik, boşanma ve velayet süreçleri, sadece hukuki boyutuyla değil, sosyolojik ve psikolojik etkileriyle de hassasiyetle yönetilmesi gereken evrelerdir.
Evlilik birliğinin kurulması sıkı şekil ve maddi şartlara tabidir.
Edinilmiş mallara katılma rejimi tasfiyesinde kişisel ve edinilmiş mal ayrımı hayati önem taşır.
Boşanma davalarında kusur oranı, tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerini doğrudan şekillendirir.
Velayet düzenlemelerinde hakimin gözettiği yegane kıstas çocuğun üstün yararıdır.
Anlaşmalı boşanmada serbest irade ve hâkim onayı gerekir; kesinleşen mali hükümler ile sonradan çocuğun yararına gerekli değişikliklerin koşulları ayrıdır.
Hukuki uyuşmazlıkların önlenmesi ve hak kayıplarının yaşanmaması adına, süreçlerin kanunların öngördüğü sınırlar dahilinde titizlikle yürütülmesi elzemdir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut hukuki sorunlarınızda Işıkoğlu Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız. Hemen Sorun Makalede yer alan bilgiler, yayın tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup, mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir.
İlgili Makaleler
Boşanma Davası Nasıl Açılır: 2026 Rehberi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında boşanma davası nasıl açılır, süreç, masraflar, yetkili mahkeme, anlaşmalı ve...
Anlaşmalı Boşanma Süreci ve Protokol Örneği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma nasıl olur sorusunun cevabı, dava şartları, yetkili...
Evlilik Sözleşmesi ve Mal Rejimi Seçenekleri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.202 ve devamı maddeleri uyarınca evlilik sözleşmesi ve mal rejimi seçenekleri;...
Uluslararası Boşanma: Yabancı Mahkeme Kararları Yabancılık unsuru taşıyan uluslararası boşanma davası türkiye uygulamaları, 5718 sayılı MÖHUK kapsamında yetkili...
Nafaka Türleri ve Hesaplama Yöntemleri TMK kapsamında nafaka türleri (tedbir, iştirak, yoksulluk, yardım nafakası), nafaka miktarının belirlenmesinde...
Kaynaklar ve Referanslar
Hukuki inceleme: 20 Ekim 2026. İleri tarihli yürürlükler ve taleplerin farklı süreleri ayrıca değerlendirilmiştir.
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer?
Kanunda bütün dosyalar için bir–üç aylık bitiş süresi yoktur. TMK m.166/3’ün en az bir yıllık evlilik, serbest irade, eşlerin bizzat dinlenmesi ve mali sonuçlarla çocuk düzenlemesinin hâkimce uygun bulunması koşulları birlikte aranır. Tek celse mümkün olsa da tebligat, yargılama ve kesinleşme dosyaya göre değişir; takvim garantisi verilemez.
2. Boşanmada velayet kime verilir?
Çocuğun üstün yararı belirleyicidir. Yaş, bakım ilişkisi, güvenlik, sağlık/eğitim, ebeveynlerin somut durumu ve olgunluğuna uygun çocuğun görüşü birlikte değerlendirilir. Belirli bir yaşta velayetin mutlaka anneye veya daha yüksek gelire sahip ebeveyne verilmesi şeklinde otomatik kural yoktur. Kişisel ilişki ve gerekli koruma önlemleri ayrıca düzenlenir.
3. Zina nedeniyle boşanma davası açma süresi nedir?
TMK m. 161 gereğince zina (aldatma) sebebine dayalı boşanma davası açma süresi, davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zinanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Ayrıca, aldatan eşini affeden tarafın zina sebebine dayanarak dava açma hakkı ortadan kalkmaktadır.
4. Yoksulluk nafakası ne kadar süreyle ödenir?
20 Ekim 2026 itibarıyla m.175’teki süresiz talep düzenlemesi yürürlüktedir; AYM E.2025/156, K.2026/131 iptalinin yürürlüğü 30 Haziran 2027’dir. Bu karar bugün mevcut nafakayı otomatik kaldırmaz. İrat biçimindeki ödeme, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden; fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun kalkması veya haysiyetsiz hayat hâllerinde mahkeme kararıyla sona erer. Toptan ödeme ve irat ayrılmalıdır.
5. Edinilmiş mallara katılma rejiminde mal paylaşımı nasıl yapılır?
Her eşin kişisel/edinilmiş malı, rejim dönemleri, borçları, eklenecek değer ve denkleştirme belirlenir. Kural olarak diğer eşin artık değerinin yarısına katılma alacağı vardır; bütün tapular kendiliğinden ortaklaşmaz. Miras mal kişisel olsa da geliri ve sonradan yapılan katkı ayrı değerlendirilebilir. 2002 öncesi evliliklerde 4722 m.10 geçişi; geçerli sözleşme ve m.236/2 istisnası ayrıca incelenir.
6. Çocuğun velayeti sonradan değiştirilebilir mi?
Değişen koşullar çocuğun yararı için gerekli kılıyorsa TMK m.183 kapsamında yeni önlem veya velayet değişikliği istenebilir. Yeniden evlenme/taşınma tek başına otomatik sonuç doğurmaz; olayın çocuk üzerindeki etkisi değerlendirilir. Çocuğun olgunluğuna uygun görüşü ve uzman incelemesi önemlidir. Velayetin değiştirilmesi ile m.348 kapsamında kaldırılması farklıdır.
7. Terk nedeniyle boşanma davası şartları nelerdir?
TMK m.164’te evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla terk veya haklı sebep olmaksızın dönmeme, devam eden en az altı aylık ayrılık ve sonuçsuz usulüne uygun ihtar aranır. Dördüncü ay bitmeden ihtar istenemez; hâkim/noter ihtarından sonra iki ay dolmadan dava açılamaz. Diğerini çıkmaya zorlayan veya haklı sebep olmaksızın dönüşü engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Her geçici ayrı yaşam bu sebebi oluşturmaz.
8. Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat nasıl belirlenir?
M.174/1 maddi tazminatta kusursuz/daha az kusurlu tarafın boşanma yüzünden zedelenen mevcut/beklenen menfaati ve kusurlu diğer taraf aranır. Manevi tazminatta m.174/2 kişilik hakkına saldırıyı gerektirir; yalnız üzüntü yeterli değildir. Diğer eşin her durumda ayrıca “ağır kusurlu” olması şeklinde tek koşul kurulamaz. Miktar somut olay ve ekonomik/sosyal koşullarla belirlenir; sabit tarife yoktur. Ayrı talepte m.178 bir yıllık zamanaşımı ayrıca incelenir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, bireysel hukuki değerlendirme için Işıkoğlu Hukuk Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hemen Sorun
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
