top of page

Ecrimisil Davası: Haksız İşgal Tazminatı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 995 kapsamında ecrimisil davası şartları, kötüniyetli zilyetlik, haksız işgal tazminatı hesaplama kriterleri, paylı mülkiyette intifadan men koşulu ve istisnaları, 5 yıllık zamanaşımı süresi, görevli mahkeme, ispat yükü ve güncel Yargıtay kararları ışığında uygulamadaki yeri — detaylı inceleme.

Özet



4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 995 kapsamında ecrimisil davası şartları, kötüniyetli zilyetlik, haksız işgal tazminatı hesaplama kriterleri, paylı mülkiyette intifadan men koşulu ve istisnaları, 5 yıllık zamanaşımı süresi, görevli mahkeme, ispat yükü ve güncel Yargıtay kararları ışığında uygulamadaki yeri — detaylı inceleme.



Hukuki inceleme: 20 Ekim 2026. Özel hukuk ve idari ecrimisil, süreler ve usul değişiklikleri ayrı değerlendirilmiştir.


İçindekiler


  • I. Giriş

  • II. Ecrimisil Kavramı ve Hukuki Niteliği

  • III. Ecrimisil Davasının Şartları

  • IV. Kötüniyet Unsuru ve İspat Yükü

  • V. İntifadan Men Koşulu ve İstisnaları

  • VI. Davanın Tarafları: Husumet

  • VII. Ecrimisil Bedelinin Hesaplanması ve Kriterler

  • VIII. Haksız Zilyedin Yaptığı Masraflar ve Mahsup Hakkı

  • IX. Zamanaşımı Süreleri ve Başlangıç Anı

  • X. Görevli ve Yetkili Mahkeme

  • XI. Kamu Mallarında Ecrimisil Uygulaması

  • XII. Müdahalenin Men'i Davası ile Birlikte Açılması

  • XIII. Sonuç

  • Sıkça Sorulan Sorular



I. Giriş


Mülkiyet hakkı, anayasal bir güvence altında olup sahibine eşya üzerinde en geniş yasal yetkileri bahşeden ayni bir haktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesi ile teminat altına alınan mülkiyet hakkı, sahibine eşyayı dilediği gibi kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi vermektedir. Ancak uygulamada, malikin rızası veya hukuki bir dayanak olmaksızın taşınmazların üçüncü kişiler tarafından işgal edilmesi durumuyla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu haksız işgal durumu, mülkiyet hakkının özüne yönelik ağır bir ihlal teşkil etmektedir.


Haksız işgal neticesinde malikin eşyadan yararlanma yetkisinin kısıtlanması, hukuk sistemimiz tarafından karşılıksız bırakılmamıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), malike mülkiyet hakkını koruması için istihkak davası ve elatmanın önlenmesi (müdahalenin men'i) davası gibi ayni nitelikli davalar açma hakkı tanımıştır. Bununla birlikte, taşınmazın haksız şekilde kullanılmasından doğan zararların giderilmesi ve malikin mahrum kaldığı faydaların tazmini amacıyla "ecrimisil davası" adı verilen özel bir hukuki yol öngörülmüştür. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Tapu İptal ve Tescil Davası Rehberi başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.


Ecrimisil, en temel tanımıyla haksız işgal tazminatıdır. Hukuki dayanağını TMK m. 995'ten alan bu kurum, kötüniyetli zilyedin taşınmazı haksız olarak elinde bulundurması nedeniyle hak sahibine ödemekle yükümlü olduğu bedeli ifade eder. Gayrimenkul Hukuku uyuşmazlıkları içerisinde en geniş yeri tutan konulardan biri olan ecrimisil, gerek hesaplama yöntemleri gerekse usul hukuku kuralları açısından son derece teknik ve detaylı bir alandır.


Bu makalede, ecrimisil davasının hukuki niteliği, dava açılabilmesi için aranan temel şartlar, kötüniyet unsuru, uygulamada büyük önem taşıyan intifadan men koşulu ve istisnaları, bilirkişi marifetiyle yapılan hesaplama kriterleri, zamanaşımı süreleri ve görevli/yetkili mahkeme gibi hususlar Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve güncel mevzuat hükümleri çerçevesinde kapsamlı bir şekilde incelenmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Kiracı Tahliye Davası: Şartlar ve Süreç başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.



II. Ecrimisil Kavramı ve Hukuki Niteliği


Ecrimisil kavramı, Arapça kökenli "ecr" (bedel/ücret) ve "misil" (emsal/benzer) kelimelerinin birleşiminden türetilmiş olup, "emsal bedel" anlamına gelmektedir. Hukuk terminolojisinde ise haklı bir nedene dayanmaksızın başkasına ait bir taşınmazı kullanan, elinde bulunduran veya ondan yararlanan kötüniyetli zilyedin, malike veya hak sahibine ödemesi gereken tazminatı ifade eder.


4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu m. 995: "İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır."

Ecrimisil alacağının hukuki niteliği konusunda doktrinde ve yargı kararlarında çeşitli tartışmalar bulunmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı kararı ile bu konuya açıklık getirilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre ecrimisil davası, özünde bir haksız fiil tazminatı niteliğindedir. Ancak bu sıradan bir haksız fiil değil, mülkiyet hakkına yapılan haksız bir müdahaleden doğan, kendine özgü (sui generis) bir tazminat türüdür. Bu nedenle sadece taşınmazdaki fiziksel zararları değil, aynı zamanda malikin taşınmazı kullanamamasından doğan kazanç kaybını da kapsar.


Ecrimisil ve kira alacağı: Geçerli kullanım hakkı ve kira ilişkisi ile rıza dışı işgal farklıdır. Kira ilişkisi devam ederken ödenmeyen bedel, sırf ödenmediği için ecrimisile dönüşmez. Sözleşme sonrasında da talebin kira ilişkisine ve TBK m.334 iade borcuna mı, yoksa mülkiyete dayalı haksız işgale mi dayandığı belirlenmelidir. Ecrimisilde genel bir kira temerrüt ihtarı aranmasa da paydaşlar arasında intifadan men ayrıca önem taşır.


Ecrimisilin haksız fiil niteliğinde kabul edilmesi, faiz başlangıç tarihi ve zamanaşımı gibi konularda doğrudan sonuç doğurmaktadır. Zira haksız fiillerde temerrüt, haksız fiilin gerçekleştiği anda oluşur. Dolayısıyla ecrimisil alacaklarında faiz, kural olarak tahakkuk ettikleri (haksız işgalin gerçekleştiği) dönem sonlarından itibaren işlemeye başlar.



III. Ecrimisil Davasının Şartları


Bir taşınmaz malikinin veya hak sahibinin ecrimisil talebinde bulunabilmesi için kanunda ve Yargıtay kararlarında çerçevesi çizilmiş olan belirli şartların kümülatif (birlikte) olarak gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu şartlardan birinin dahi eksik olması halinde ecrimisil talebi reddedilecektir.


A. Haksız İşgal (Rızasız Kullanım)


Ecrimisil davasının temel şartı, taşınmazın rıza veya hukuka uygun bir sebep olmaksızın kullanılmasıdır. Davalı tarafın taşınmazı kullanmak için geçerli bir sözleşmesi (örneğin kira, ariyet veya intifa hakkı tesisi) bulunmamalıdır. Eğer taraflar arasında geçmişe dayanan bir sözleşme varsa ve bu sözleşme henüz geçerli şekilde feshedilmemişse, haksız işgalden değil, sözleşmeye aykırılıktan söz edilir.


B. Kötüniyet (İyiniyetli Olmayan Zilyetlik)


TMK m.995 bakımından kişi, kullanmaya hakkı olmadığını biliyor veya gereken özeni gösterse bilebilecek durumda olmalıdır. TMK m.3 uyarınca beklenen özeni göstermeyen kişi iyiniyet iddiasına dayanamaz. Görünürdeki bir kayda veya aile ilişkisine inanmak, olayın diğer koşullarından bağımsız kesin iyiniyet sonucu doğurmaz; iyiniyetli kullanımın sonuçları m.993–994 ile ayrıdır.


C. Zarar ve İlliyet Bağı


Ecrimisil bir tazminat davası olduğundan, haksız fiilin temel unsuru olan zarar koşulunun gerçekleşmesi gerekir. Burada bahsedilen zarar, hem malın değerindeki azalmayı (fiili zarar/damnum emergens) hem de malikin malı kullanamamasından doğan yoksun kalınan kârı (lucrum cessans) kapsar. Haksız işgal ile meydana gelen bu zarar arasında uygun nedensellik (illiyet) bağı bulunması zorunludur.


Uygulamada, davacının taşınmazı bizzat kullanacak veya kiraya verecek olması şartı aranmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, malikin mülkiyet hakkından doğan kullanım yetkisinin elinden alınmış olması dahi tek başına zarar unsurunun varlığı için yeterli kabul edilmektedir.



IV. Kötüniyet Unsuru ve İspat Yükü


Hukukumuzda genel kural olarak TMK m. 3 uyarınca "Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır." Bu karine karşısında, bir kimsenin haksız işgalci (kötüniyetli) olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını ispatla mükelleftir. Yani ecrimisil davasında ispat yükü kural olarak davacı maliktedir.


Tapu sicilinin açıklığı (TMK m.1020) ve mülkiyet kaydı delil değerlendirmesinde önemlidir. Bununla birlikte taşınmazın başka kişi adına kayıtlı olması, kira, intifa, kullanım izni veya başka haklı kullanım sebebini tek başına ortadan kaldırmaz. Rıza, kullanım anlaşması ve kullanıcının hukuki durum hakkındaki bilgisi somut delillerle incelenmelidir.


Kullanımın başlangıcı, rızanın kapsamı ve sona ermesi ayrı tarihler olabilir. İhtarın veya dava dilekçesinin kullanıcıya ulaşması önem taşır; yalnız dosyanın açılma tarihinden otomatik kötüniyet sonucu çıkarılmaz. Haricî satışta ödenen bedel ve iade/alıkoyma ilişkisi, miras ortaklığında intifadan men gibi özel koşullar ayrıca değerlendirilir. Bildirim, hâlen geçerli ayni veya sözleşmesel hakkı kendiliğinden sona erdirmez.


Konut ve çatılı işyerinde sürenin dolması çoğunlukla TBK m.347 uzamasıyla birlikte değerlendirilir; tek başına işgal başlangıcı sayılamaz. Kira sona erdikten sonraki geri vermeme talebinde TBK m.334 ve sözleşmesel tazminat ayrımı da korunmalıdır. Bir ihtar veya tahliye kararının kesinleşmesi her dosyada kendiliğinden aynı tarihten TMK m.995 ecrimisili doğurmaz.



V. İntifadan Men Koşulu ve İstisnaları


Ecrimisil davalarında uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla hata yapılan hususlardan biri "intifadan men" koşuludur. Bu kavram, özellikle paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti (miras ortaklığı) statüsündeki taşınmazlarda, paydaşların birbirlerine karşı açtıkları ecrimisil davalarında gündeme gelir.


Paydaşlar arasında kural, ecrimisil istenen dönemden önce taşınmazdan veya gelirinden yararlanma isteğinin diğer paydaşa bildirilmesidir. Yargıtay kararlarında intifadan menin ve istisnalarının kendiliğinden araştırıldığı görülür. Bildirimin kapsamı, ulaşma tarihi ve istenen dönem karşılaştırılmadan; sırf noter ihtarı bulunmadığı için bütün talebin otomatik reddedileceği söylenemez.


Dikkat: İntifadan men ihtarı herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Noter aracılığıyla çekilen ihtarname ispat kolaylığı sağlasa da; tanık beyanları, taraflar arasında daha önce görülmüş davalar veya yazışmalar ile de intifadan men olgusu kanıtlanabilir.


Yargısal uygulamada intifadan menin aranmadığı durumlar bulunur. İstisna, taşınmazın ve fiili kullanımın özelliklerine göre belirlenir; bütün daire ve işyerlerine aynı sonuç taşınmaz:


  • Doğal Semere Getiren Taşınmazlar: Bağ, bahçe, zeytinlik gibi doğal ürün veren veya fındıklık, çaylık gibi gelir elde edilen tarım arazilerinde intifadan men koşulu aranmaz.

  • Kira geliri: Fiilen kiraya verilerek gelir elde edilen yerler bakımından bildirim istisnası değerlendirilir. Sadece bir konutun teorik olarak kiraya verilebilir olması, onu bizzat kullanan paydaş için her zaman bildirimden muafiyet sağlamaz. Muristen kalan veya başlı başına gelir getiren işletme ve kullanım anlaşmasıyla ayrılmış bölümler ayrıca incelenir.

  • Kamu Malı Niteliğindeki Taşınmazlar: Taşınmaz kamu malı ise veya kamunun kullanımına tahsis edilmişse intifadan men ihtarında bulunmaya gerek yoktur.

  • Önceki dava veya takip: Elatmanın önlenmesi, paylaşma veya benzeri bir başvuru yararlanma isteğini gösterebilir. Önceki dava dilekçesinin diğer paydaşa tebliği gibi isteğin ulaştığı tarih araştırılır; yalnız dava açılış tarihi esas alınarak önceki dönemin tamamına ecrimisil çıkarılmaz. Aynı yerdeki farklı bölümlerin kullanım ve bildirim koşulları farklı olabilir.

  • Davalı Tarafın Hak İddiası: Davalı paydaş, taşınmazın tamamının kendi mülkiyetinde olduğunu iddia ediyorsa veya davacının paydaşlığını inkar ediyorsa intifadan men aranmaz.


Bu istisnalar, bilhassa Miras Hukuku uyuşmazlıklarında mirasçıların birbirlerine karşı yönelttikleri taleplerde davanın seyrini belirleyen en kritik noktalardır.



VI. Davanın Tarafları: Husumet


Taraf ve dava ehliyeti ile maddi hakka ilişkin davacı/davalı sıfatı aynı kavramlar değildir. Talebin kime ait olduğu, kimin hangi dönemde kullandığı ve ortaklık türü ayrı belirlenir.


A. Aktif Husumet (Kimler Dava Açabilir?)


Malik ve paydaşın talebi, hak ve kullanım kapsamıyla sınırlıdır. Elbirliği hâlindeki miras ortaklığında da mirasçı, yararlanmasına engel olan diğer mirasçıya karşı tek başına ecrimisil isteyebilir; bütün mirasçıların katılımını her olayda zorunlu saymak yanlıştır. Payına karşılık çekişmesiz kullandığı yer bulunan ortağın durumu ve kullanım anlaşması ayrıca incelenir. Üçüncü kişiye karşı tereke adına ileri sürülen istemde ise TMK m.640/702 çerçevesinde ortaklık adına takip ve temsil koşulları ayrı kontrol edilmelidir.


Malik dışında, taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi olan kişiler (örneğin intifa hakkı sahibi, oturma/sükna hakkı sahibi) de, kullanma yetkileri ihlal edildiği sürece ecrimisil davası açabilirler. Hatta geçerli bir kira sözleşmesine dayanarak taşınmazı teslim almış olan kiracı, taşınmazın üçüncü bir kişi tarafından işgal edilmesi halinde zilyetliğe dayalı olarak tazminat talep edebilir.


B. Pasif Husumet (Dava Kime Karşı Açılır?)


Ecrimisil davası, taşınmazı rızasız ve haksız yere elinde bulunduran, onu kullanan veya ondan semere elde eden kötüniyetli zilyede karşı açılır. Bu kişi gerçek bir kişi olabileceği gibi, tüzel kişi (şirket, vakıf, dernek vb.) veya kamu tüzel kişisi (belediye, hazine) de olabilir.


Ardışık kullanıcıların her biri hangi dönem ve hangi fiilden sorumlu olduğu belirlenerek davaya dahil edilmelidir. İlk kullanıcı ile devralanın her durumda bütün dönemler için müteselsil sorumlu olduğu söylenemez. Aynı zarardan birlikte veya farklı sebeplerle sorumluluk için TBK m.61 ve ilgili hükümlerin koşulları ayrıca aranır.



VII. Ecrimisil Bedelinin Hesaplanması ve Kriterler


Hesap teknik uzmanlık gerektiriyorsa taşınmazın niteliğine uygun bilirkişiyle keşif ve inceleme yapılır. Her dosyada aynı mesleklerden oluşan sabit bir heyet zorunlu değildir. Hukuki değerlendirme hâkime aittir; HMK m.266/282 uyarınca rapor diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Hüküm taleple bağlıdır, bilirkişi raporu kendiliğinden bağlayıcı değildir.


Yargıtay içtihatlarına göre ecrimisil bedeli belirlenirken iki temel unsur dikkate alınır: Birincisi, malikin mülkünden yoksun kalması sebebiyle mahrum kaldığı muhtemel gelir (emsal kira bedeli veya ürün geliri); ikincisi ise taşınmazda meydana gelen aşınma, yıpranma (hor kullanma) tazminatıdır.


Bilirkişi İncelemesinde Temel İlkeler


Taşınmazın türü, büyüklüğü, fiili durumu, talep dönemi ve karşılaştırılabilir emsaller belirlenir. Kira esaslı hesap ile tarımsal ürün esaslı hesap aynı yöntem değildir:


  1. İlk Dönem Bedelinin Tespiti: Talep edilen ilk yıl veya dönem için çevredeki benzer nitelikteki taşınmazların serbest piyasa koşullarındaki emsal kira bedelleri saptanır. Rayiç bedel tespiti için emsal kira sözleşmeleri incelenir.

  2. Sonraki dönemler: Kira esaslı yargısal hesapta ilk dönem tutarının ÜFE artışıyla sonraki dönemlere taşınması uygulanır. Bu, kira sözleşmesinin TBK m.344 artış sınırıyla veya gelişigüzel ÜFE/TÜFE ortalamasıyla aynı kural değildir. Ürün esaslı tarım hesabında her yılın verim, fiyat ve giderleri gibi veriler incelenir; bütün taşınmazlara yalnız tek enflasyon formülü uygulanmaz.


Taşınmaz Türü

Hesaplama Temeli

Dikkat Edilen Kriterler

Konut / Apartman Dairesi

Emsal Kira Bedeli

Konum, bina yaşı, oda sayısı, ulaşım imkanları, çevresel faktörler.

İşyeri / Ticari Alan

Ticari Emsal Rayiç

Tabela değeri, cephe genişliği, yaya trafiği, ticari potansiyel.

Tarım Arazisi (Tarla/Bahçe)

Zirai Gelir (Ürün Verimi)

Bölgede yetişen mutad ürün, rotasyon (münavebe) durumu, dekar başına verim, toptan satış fiyatı ve üretim masrafları.

Boş Arsa

Kullanım/Kira Değeri

Arsanın otopark, depo veya başka amaçla kullanılma potansiyeli ve emsal kiralama rayici.


İşgalcinin yaptığı yapı veya muhdesatın kendisine aidiyeti ve taşınmazın talep dönemindeki durumu hesapta ayrıca incelenir. Başkasının yaptığı muhdesattan kaynaklanan değeri malikin geliri gibi otomatik eklemek doğru olmayabilir. Buna karşılık her inşaat masrafının ecrimisilden düşeceği veya bütün dosyalarda yalnız çıplak arsa hesabı yapılacağı sonucu çıkarılmaz; muhdesat, mülkiyet ve gider talepleri ayrı değerlendirilir.



VIII. Haksız Zilyedin Yaptığı Masraflar ve Mahsup Hakkı


Gider rejiminde iyiniyetli ve kötüniyetli zilyet ayrılmalıdır. TMK m.994 iyiniyetli; m.995 ise iyiniyetli olmayan zilyede ilişkindir. Kötüniyetli kullanıcının bütün zorunlu ve yararlı masraflarını isteyebileceği söylenemez.


  • Zorunlu gider: TMK m.995’e göre kötüniyetli zilyet, yalnız hak sahibi için de zorunlu olan giderleri talep edebilir. Harcamanın yapılması, miktarı ve hak sahibi yönünden zorunluluğu ispatlanmalıdır; sadece faturası bulunması otomatik kabul değildir.

  • Yararlı gider: Değer artıran her masraf kötüniyetli kullanıcıya geri ödeme hakkı vermez. TMK m.994’teki zorunlu ve yararlı gider istemi ile ödeme yapılana kadar geri vermekten kaçınma düzenlemesi iyiniyetli zilyet içindir; m.995’e aynen taşınamaz.

  • Diğer gider ve eklemeler: TMK m.994’ün zararsız ayrılabilir eklemeye ilişkin koşullu düzenlemesi de iyiniyetli zilyet rejimindedir. Kötüniyetli kullanıcının her lüks ilaveyi mutlaka sökebileceği kabul edilemez. Yapı ve malzeme bakımından TMK m.722 ve devamı gibi özel hükümler de olaya göre ayrıca incelenir.


Takas/mahsup için gider alacağının hukuken doğması, hak sahibi yönünden kapsamı ve ileri sürülme koşulları incelenir. Her harcama toplam ecrimisil borcundan kendiliğinden düşmez; aynı kalemin iki kez hesaba katılması da önlenmelidir.



IX. Zamanaşımı Süreleri ve Başlangıç Anı


Özel hukuk ecrimisilinde beş yıllık zamanaşımı, 25 Mayıs 1938 tarihli 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bunu izleyen uygulamayla kabul edilir. Ecrimisil kira alacağı değildir; TBK m.147’deki kira düzenlemesiyle kavramlar özdeşleştirilmemelidir. Zamanaşımının durması, kesilmesi ve usulüne uygun def’i ayrıca değerlendirilir.


Dava tarihinden geriye beş yıllık dönem temel alınır; ancak bu, beş yıldan eski bir talebin hiçbir koşulda ileri sürülemeyeceği mutlak sınır değildir. Durma/kesilme ve davalının usulüne uygun zamanaşımı savunması sonucu etkiler. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden uygulamaz; savunma bulunmaması ise talebin diğer şartlarını ve ispatını ortadan kaldırmaz.


Örnek: 1 Eylül 2026’da açılan davada, durma/kesilme gibi başka bir etki bulunmadığı ve usulüne uygun def’i ileri sürüldüğü varsayılırsa 1 Eylül 2021 öncesi dönem zamanaşımı yönünden sorun yaratır. Arabuluculukta durma veya önceki kesilme varsa hesap değişebilir. Her hâlde hak sahipliği, haksız kullanım, bildirim/istisna ve fiilen istenen dönem ayrıca incelenir.


20 Ekim 2026 itibarıyla yeni davalarda eski HMK m.107 belirsiz alacak davası açıklamasına doğrudan dayanılmamalıdır: 7589 sayılı Kanun m.19 ile hüküm 31 Temmuz 2026’da kaldırılmıştır. Yeni HMK m.109/4, kısmi davada tahkikat bitene kadar bir defa artırım ve alacağın tamamı için dava tarihinden zamanaşımının kesilmesini düzenler. Önceden açılmış m.107 davaları için geçiş hükmü ayrıdır. Dilekçe, harç ve artırım yolu dosyanın açılış tarihine göre belirlenir.



X. Görevli ve Yetkili Mahkeme


Ecrimisil davalarında görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, davanın usulden reddedilmemesi adına kritik bir adımdır.


Görevli Mahkeme


Mülkiyete dayalı özel hukuk ecrimisilinde genel görevli mahkeme, tutara bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2). Uyuşmazlığın gerçek hukuki ilişkisi ayrıca belirlenmelidir; kira ilişkisinden doğan alacak ve geri verme uyuşmazlığına aynı görev sonucu otomatik taşınmaz.


Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta HMK m.4 sulh hukuk görevi; gerçek ticari veya tüketici işleminde özel görev hükümleri ayrıca değerlendirilir. Tarafın şirket veya kamu kurumu olması, salt mülkiyete dayalı bütün ecrimisil davalarını kendiliğinden özel görevli mahkemeye taşımaz.


Yetkili Mahkeme


Yetkili mahkeme konusunda ikili bir ayrım yapmak zorunludur:


  • Salt (Yalnızca) Ecrimisil Talebi Varsa: Yalnızca haksız işgal tazminatı talep ediliyorsa, bu dava şahsi bir alacak davası niteliğindedir. Bu durumda HMK m. 6 uyarınca genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ayrıca haksız fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi de yetkili olabilir.

  • Elatmanın Önlenmesi ile Birlikte Açılmışsa: Ecrimisil talebi, taşınmazın tahliyesi amacını taşıyan "elatmanın önlenmesi (müdahalenin men'i)" talebiyle birlikte aynı dava dilekçesinde ileri sürülmüşse, HMK m. 12 gereğince taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf söz konusu olur. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda kesin yetki kuralı geçerlidir. Bu halde dava, yalnızca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.



XI. Kamu Mallarında Ecrimisil Uygulaması


2886 sayılı Kanun m.75 kapsamındaki taşınmazlarda idari ecrimisil; özel hukukta TMK m.995 isteminden ayrıdır. Belediye taşınmazları için 5393 sayılı Kanun m.15 atfı da vardır. Her kamu kurumunun her malına aynı yetki ve usulün uygulanacağı varsayılmamalı; mülkiyet, statü ve özel kanun kontrol edilmelidir.


M.75 kapsamındaki idari tahakkukta tespit tarihinden geriye beş yılı aşmayan dönem esas alınır. İdarenin zarar görmesi veya işgalcinin kusuru şart değildir; özel hukuk kötüniyet rejimi buraya aynen taşınamaz. Kanundaki yetkili komisyon bedeli belirler ve ihbarname düzenlenir. Bedelin ödenmesi kira hakkı veya kullanımın devamı yetkisi sağlamaz.


Hazine mevzuatındaki düzeltme talebi için otuz gün ile idari dava süresi farklıdır. İYUK m.7 uyarınca idare mahkemesinde genel dava süresi, özel hüküm yoksa yazılı bildirimi izleyen günden itibaren altmış gündür. M.11 koşullarında süresinde idari başvuru işlemekte olan süreyi durdurur; güncel hükümde otuz gün cevap verilmezse ret sayılır ve kalan dava süresi işler. Retten sonra otomatik yeni altmış gün başlamaz. İhbarname, düzeltme cevabı ve tebliğ kayıtları birlikte hesaplanmalı; Yönetmelik’teki düzeltme süresiyle kanuni dava yolu karıştırılmamalıdır. Dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz (m.27).


Yetkili komisyon, kullanım biçimi, işgal alanı/dönemi, emsal kira/ecrimisiller ve taşınmazın değerini etkileyen unsurları inceler. İhbarnameye karşı idare mahkemesinde iptal istemi ile kamu alacağının tahsil aşamasındaki işlemler farklıdır. Hazine Yönetmeliği m.87’deki altmış günlük ödeme süresi de dava ve düzeltme süreleriyle aynı işlem değildir; somut ihbarname ve uygulanacak mevzuat birlikte kontrol edilmelidir.



XII. Müdahalenin Men'i Davası ile Birlikte Açılması


Elatmanın önlenmesi ile geçmiş kullanım tazminatı birlikte talep edilebilir. İkisi aynı anda isteniyorsa HMK m.110 anlamında davaların yığılması gündeme gelir; bu, birincisi reddedilirse ikincisinin inceleneceği terditli taleple aynı şey değildir. Birlikte açma, derhal çıkarılma veya her iki talebin mutlaka kabul edileceği garantisi vermez.


Birlikte talepte her istemin koşulları ve ispatı ayrı incelenir. Harçlar Kanunu m.16 uyarınca gayrimenkule ilişkin istemle ecrimisil birlikteyse ilgili taşınmaz/hak değeri ve istenen ecrimisil üzerinden harç değerlendirilir. Talep kapsamı, pay ve değer eksikliği ayrıca denetlenir; bütün taşınmazın tamamı her dosyada otomatik harç matrahı değildir.


6325 sayılı Kanun m.18/B; kira, paylaşma/ortaklığın giderilmesi ve komşuluk gibi sayılan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk getirir. Sırf davanın paydaşlar arasında ecrimisil istemi olması, onu otomatik paylaşma davası veya zorunlu arabuluculuk kapsamı yapmaz. Talebin gerçek hukuki ilişkisi ve varsa ticari/tüketici özel hükümleri ayrıca incelenmelidir.



XIII. Sonuç


Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) davası, mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunmasını sağlayan ve haksız zenginleşmeyi önleyen çok önemli bir hukuki mekanizmadır. Makale kapsamında detaylandırıldığı üzere, sürecin başarılı şekilde yönetilebilmesi için aşağıdaki hususlar büyük önem arz etmektedir:


  1. Haksız işgalin ve zilyedin kötüniyetinin somut delillerle ispatlanması.

  2. Paylı mülkiyet ve miras ortaklığı hallerinde, istisnalar kapsamına girilmediği sürece "intifadan men" şartının önceden yerine getirilmesi.

  3. Alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun göz önüne alınarak dava tarihinin dikkatli seçilmesi.

  4. Taşınmaz ve talep dönemine uygun hesap, koşulları bulunan gider talepleri ve bilirkişi raporuna HMK m.281 çerçevesinde süresinde itiraz.

  5. Davanın, elatmanın önlenmesi talebiyle birlikte açılıp açılmayacağına göre HMK uyarınca doğru görevli ve yetkili mahkemenin tayin edilmesi.


Hak kayıplarının önlenmesi ve mülkiyetten doğan mali hakların tam olarak güvence altına alınması adına, usul ve esas kurallarının titizlikle uygulanması gerekmektedir.


Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut hukuki sorunlarınızda Işıkoğlu Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız. Hemen Sorun Makalede yer alan bilgiler, yayın tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup, mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir.




İlgili Makaleler











Kaynaklar ve Referanslar





Hukuki inceleme: 20 Ekim 2026. Özel hukuk ve idari ecrimisil, süreler ve usul değişiklikleri ayrı değerlendirilmiştir.


Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.

Sıkça Sorulan Sorular


1. Ecrimisil davası nedir ve kimler açabilir?


TMK m.995 kapsamındaki özel hukuk ecrimisili, haksız ve kötüniyetli kullanımdan doğan tazminat istemidir. Malik ve yararlanma hakkı ihlal edilen kişi, kendi hakkının kapsamıyla talepte bulunabilir. Paydaşlar, diğer mirasçıya karşı talepler ve üçüncü kişiye karşı tereke adına takip aynı katılım/temsil kuralına tabi sayılmamalıdır. Kamu taşınmazındaki idari tahakkuk ayrı rejimdir.


2. Geriye dönük kaç yıllık ecrimisil (haksız işgal tazminatı) talep edilebilir?


Yerleşik içtihatta beş yıllık zamanaşımı uygulanır. Dava tarihinden geriye bu dönem hesaplanırken durma/kesilme ve usulüne uygun def’i kontrol edilir. Bu, daha eski bir dönemin hiçbir koşulda istenemeyeceği mutlak sınır değildir. Def’i olmaması da hak sahipliği, haksız kullanım ve ispat şartlarını ortadan kaldırmaz.


3. Mirasçılar veya paydaşlar birbirine karşı ecrimisil davası açabilir mi?


Yararlanmasına engel olunan ortak, diğer ortağa karşı koşulları varsa talepte bulunabilir; elbirliğinde de her zaman bütün mirasçıların katılımı gerekmez. İntifadan men, istenen dönemden önce taşınmazdan veya gelirinden yararlanma isteğinin bildirilmesidir. Şekle bağlı değildir; fiilen kira/ürün geliri, kullanım anlaşması ve diğer içtihadi istisnalar ayrı incelenir. Sadece konutun kiralanabilir olması her durumda istisna sağlamaz.


4. Ecrimisil bedeli (tazminat miktarı) nasıl hesaplanır?


Kira esaslı hesapta ilk dönemdeki durum ve karşılaştırılabilir kira emsalleri; sonraki dönemlerde içtihadi endeks yaklaşımı incelenir. Tarımda dönemsel ürün, verim, fiyat ve gider verileri farklıdır. Bütün taşınmazlar için tek ÜFE/TÜFE ortalaması formülü yoktur. Niteliğe uygun bilirkişi raporunu hâkim diğer deliller ve talep sınırıyla birlikte değerlendirir.


5. İntifadan men ihtarnamesi noterden çekilmek zorunda mıdır?


Noter şartı yoktur; hukuka uygun yazışma, tanık veya önceki dava dilekçesinin tebliği gibi deliller değerlendirilebilir. İsteğin diğer paydaşa ne zaman ulaştığı ve hangi dönemi kapsadığı önemlidir. Arabuluculukta gizlilik ve delil olarak kullanılamama kuralları (6325 m.4–5) nedeniyle oturum içi beyanlar serbestçe delil gibi kullanılamaz. Noter bildirimi de talebin bütün şartlarının ispatını tek başına garanti etmez.


6. Kiracıya karşı ecrimisil davası açılabilir mi?


Geçerli kira ilişkisi sürerken sırf ödenmeyen bedel ecrimisile dönüşmez. Süre sonunda TBK m.347 uzaması, sona erme sebebi ve TBK m.334 geri verme borcu ayrı incelenir. Sonraki dönem istemi sözleşmesel tazminat niteliğinde olabilir; fesih veya tahliye kararının kesinleşmesi her dosyada aynı tarihten otomatik TMK m.995 sonucu doğurmaz. Doğru dava ve görev, talebin gerçek dayanağına göre belirlenir.


7. Ecrimisil alacağına faiz işletilir mi, faiz başlangıç tarihi nedir?


Talep ve dosya koşullarıyla faiz istenebilir; özel hukuk ecrimisilinde ilgili dönem sonlarından kademeli faiz uygulaması bulunur. Hangi dönemin, miktarın ve faizin istendiği açık olmalı; kanuni faiz oranının yürürlük dönemleri ayrıca kontrol edilmelidir. İdari ecrimisilin tahsil/faiz rejimi ile kira alacağındaki temerrüt aynı kuralla karıştırılmamalıdır.


8. Hazineye (Devlete) ait arazilerin işgalinde ecrimisil süreci nasıl işler?


2886 m.75 kapsamı ve belediyeler için özel atıf kontrol edilir. Yetkili komisyonun tespit/takdiri ve ihbarnameyle idari tahakkuk yapılabilir; ödeme kira hakkı vermez. Hazine mevzuatındaki otuz günlük düzeltme başvurusu, İYUK’un genel altmış günlük dava süresiyle aynı değildir. Süresinde m.11 başvurusu ve güncel otuz günlük zımni ret hesabında önce geçen günler düşülür; otomatik yeni altmış gün verilmez. Dava yürütmeyi kendiliğinden durdurmaz.


Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, bireysel hukuki değerlendirme için Işıkoğlu Hukuk Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hemen Sorun


Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.

bottom of page