SGK Hizmet Tespit Davası ve Sigortasız Çalışma
Sigortasız çalışma ve eksik gün bildiriminde hizmet tespiti; beş yıllık sürenin başlangıcı ve istisnaları, gün ile gerçek ücretin farklı ispat kuralları, SGK’nın konumu ve işçilik alacaklarından ayrımı.

Özet
Sigortasız çalışma ve eksik gün bildiriminde hizmet tespiti; beş yıllık sürenin başlangıcı ve istisnaları, gün ile gerçek ücretin farklı ispat kuralları, SGK’nın konumu ve işçilik alacaklarından ayrımı.
Hukuki inceleme: 20 Ekim 2026. Hizmet dönemi, hak düşürücü süre, delil türleri ve başvuru yolları birlikte kontrol edilmiştir.
İçindekiler
I. Giriş
II. Hizmet Tespit Davasının Hukuki Niteliği ve Amacı
III. Hizmet Tespit Davasının Yasal Dayanağı
IV. Hizmet Tespit Davasının Şartları
V. Hizmet Tespit Davasında Taraflar ve Husumet
VI. Görevli ve Yetkili Mahkeme
VII. Hizmet Tespit Davasında Hak Düşürücü Süre ve İstisnalar
VIII. İspat Yükü, Deliller ve Tanık Beyanları
IX. Kısmi Süreli (Part-Time) ve Eksik Bildirilen Çalışmaların Tespiti
X. Sigortasız Çalıştırılan İşçinin Diğer İşçilik Alacakları
XI. Hizmet Tespiti Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı İstisnası
XII. Yargıtay Uygulamasında Hizmet Tespiti ve Emsal Kararlar
XIII. Sonuç
Sıkça Sorulan Sorular
I. Giriş
İşçi ile işveren arasında kurulan iş ilişkisi, işçiye ücret hakkı sağlarken, işverene de işçinin sosyal güvenlik haklarını tesis etme yükümlülüğü getirmektedir. Ancak uygulamada, maliyetleri düşürmek veya idari yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla işçilerin sigortasız çalıştırıldığı veya prime esas kazançlarının eksik bildirildiği sıklıkla görülmektedir. Bu durum, anayasal bir hak olan sosyal güvenlik hakkının ihlali niteliğindedir. Sigortasız çalışma veya eksik bildirim hallerinde işçinin başvurabileceği en temel hukuki yol, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesini sağlayan hizmet tespit davasıdır.
Hizmet tespit davası, İş Hukuku ve sosyal güvenlik hukuku sistematiğinde kamu düzenine ilişkin davalar arasında yer alır. Zira bu davanın sonucunda verilecek karar, yalnızca işçi ve işveren arasındaki bireysel ilişkiyi değil, aynı zamanda SGK'nın prim alacaklarını ve işçinin emeklilik gibi gelecekteki sosyal güvenlik haklarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle mahkemeler, hizmet tespit davalarında tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın re'sen araştırma ilkesini (kendiliğinden araştırma) uygularlar.
Bu çalışmada, hizmet tespit davasının hukuki niteliği, dava şartları, hak düşürücü süreler, ispat kuralları ve yargılama usulü detaylı olarak incelenmektedir. Ayrıca, sigortasız çalıştırılan işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücreti gibi diğer hakları ile bu hakların hizmet tespit davası ile olan usuli ilişkisi, güncel Yargıtay kararları ışığında değerlendirilmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için SGK Emeklilik Hakları ve Hesaplama 2026 başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Hizmet tespiti, fiilen geçen sigortalı çalışmanın gün ve kazanç unsurlarıyla belirlenmesini sağlayan olumlu tespit davasıdır. İşçiye kıdem veya ücret ödenmesi istemiyle aynı tür dava değildir. Kurum kayıtlarının düzeltilmesi ve prim tahsili, tespit kararının ilgili mevzuata göre uygulanması aşamasında değerlendirilir.
II. Hizmet Tespit Davasının Hukuki Niteliği ve Amacı
Hizmet tespiti olumlu tespit davasıdır; karar sonrasında SGK’nın işlem yapması, onu kendiliğinden işçiye para ödenmesine ilişkin eda davasına dönüştürmez. Amaç, fiilî sigortalı çalışmanın gün ve kazanç unsurlarını saptamaktır. Anayasa m.60 sosyal güvenlik hakkını, 5510 m.92 ise sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin zorunluluğunu düzenler.
Davanın kamu düzeni niteliği nedeniyle mahkeme çalışma olgusunu kendiliğinden araştırır; işverenin kabulü veya tarafların anlaşması tek başına gerçeğe aykırı sigortalılık oluşturmaz. Sigortalılık hakkından feragat ile davanın takibine ilişkin usul beyanları aynı değildir. Beyanın kapsamı açıklığa kavuşturulmalıdır; kamu düzeni niteliği, görev, hukuki yarar ve diğer usul kurallarını kendiliğinden kaldırmaz.
Davanın bir diğer amacı ise kayıt dışı istihdamla mücadele etmektir. Sosyal Güvenlik Kurumu, tespit edilen sigortasız çalışma sürelerine ilişkin primleri, gecikme zammı ve cezası ile birlikte işverenden tahsil etmektedir. Böylece hem işçinin emeklilik, malullük, iş kazası gibi risklere karşı güvencesi sağlanmakta hem de kamu zararı telafi edilmektedir.
III. Hizmet Tespit Davasının Yasal Dayanağı
Hizmet akdi kapsamındaki çalışma süreleri için temel düzenleme 5510 m.86/9’dur. 1 Ekim 2008 öncesindeki dönemler bakımından geçici m.7 çerçevesinde 506 m.79/10 ve dönemin sigortalılık hükümleri de dikkate alınır. Çalışma tarihini belirlemeden bütün geçmişe yalnız bugünkü mevzuat uygulanmamalıdır.
5510 Sayılı Kanun m. 86/9: "Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır."
Gün tespiti ile Kuruma bildirilen kazancın düzeltilmesi bağlantılı olmakla birlikte aynı ispat ve ön başvuru değerlendirmesine tabi kabul edilmemelidir. Bildirilmiş hizmetin kazanç uyuşmazlığında bildirim ve talep türü ayrıca incelenir. Gerçek ücret iddiasında yazılı ispat kuralları; prime esas kazanç hesabında ise 5510 m.80–82 kapsamındaki dahil/istisna kalemler ve alt-üst sınırlar önemlidir.
IV. Hizmet Tespit Davasının Şartları
Bir hizmet tespit davasının dinlenebilmesi ve esastan incelenip kabul kararı verilebilmesi için belirli yasal şartların kümülatif (birlikte) olarak var olması gerekmektedir. Bu şartların eksikliği halinde dava, niteliğine göre usulden veya esastan reddedilecektir.
a) Hizmet İlişkisinin Varlığı (İş Sözleşmesi)
4/1-a kapsamındaki tespitte fiilî hizmet akdi, bağımlı çalışma ve dönemin sigortalılık koşulları araştırılır. 4857, 6098 ve diğer özel iş kanunlarının kapsamı ile 5510 m.5–6 özel durum/istisnaları birlikte değerlendirilir. Bağımsız çalışma veya gerçek eser ilişkisi, sırf sözleşmeye verilen adla 4/a hizmete dönüşmez; tarafların kullandığı unvandan önce fiilî ilişki belirlenmelidir.
b) Çalışmanın SGK'ya Bildirilmemiş veya Eksik Bildirilmiş Olması
Davanın konusunu, Kurum kayıtlarına hiç intikal etmemiş (tamamen sigortasız) çalışmalar oluşturabileceği gibi, kısmi olarak bildirilmiş ancak eksik gün veya eksik ücretle gösterilmiş çalışmalar da oluşturabilir. Eğer işçinin tüm çalışmaları gerçek gün sayısı ve gerçek ücreti üzerinden SGK'ya bildirilmişse, işçinin bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
c) Kurumca Tespit Edilememiş Olması
5510 sayılı Kanun m.86 uyarınca, davanın açılabilmesi için söz konusu sigortasız veya eksik bildirilen çalışmaların "Kurumca tespit edilememiş" olması gerekmektedir. Eğer çalışma süresi SGK denetmenleri veya müfettişleri tarafından tutanakla tespit edilmiş ve Kurum kayıtlarına işlenmişse, artık tespit davası açılmasına gerek yoktur. Kurum tespitine rağmen işveren primleri ödemiyorsa, Kurum bu primleri icra yoluyla tahsil eder; işçinin primlerin ödenmesi için tespit davası açmasına gerek ve hukuki yarar yoktur.
Tespit istemi, işçiye prim borcunun ödenmesini emreden bir alacak davası değildir. Kesinleşen kararın Kurumca uygulanması, kayıtların düzeltilmesi ve işverenin prim borcunun tahsili farklı aşamalardır. İşverenin fiilen ödeme yapmaması ile çalışma gününün hiç bildirilmemiş olması aynı sorun değildir.
V. Hizmet Tespit Davasında Taraflar ve Husumet
Hizmet tespit davalarında taraf teşkilinin doğru yapılması, yargılamanın sıhhati ve verilecek hükmün infaz kabiliyeti açısından kritik öneme sahiptir.
a) Davacı Sıfatı (Aktif Husumet)
Davacı kural olarak sigortalıdır. Ölümü hâlinde sigortalıya bağlı sosyal güvenlik hakkı veya başka hukuki yararı bulunan hak sahipleri/mirasçılar tarafından da tespit talep edilebilir. Her yakın sırf akrabalığı nedeniyle otomatik davacı sayılmaz; hukuki yarar ve talep edilen dönem değerlendirilir. Ölüm aylığı için hizmet tespiti dışında kalan koşullar da ayrıca aranır.
b) Davalı Sıfatı (Pasif Husumet - İşveren ve SGK'nın Fer'i Müdahilliği)
İşverene yöneltilecek talep için fiilî işverenin kimliği, işyeri sicili, devir ve varsa alt işveren-asıl işveren ilişkisi belirlenmelidir. Her şirket, malik veya sözleşmedeki unvan otomatik aynı sıfatı taşımaz. Gerekli taraf teşkili ve varsa birlikte sorumluluk somut ilişkiye göre kurulur; salt aralarında ticari bağlantı olması yeterli değildir.
7036 m.4/2 kapsamındaki süre tespiti davası işveren aleyhine açılır ve SGK’ya resen ihbar edilir. Davalı yanında ferî müdahil katılan Kurum, işveren başvurmasa bile kanun yoluna başvurabilir; kesinleşen kararı uygulamakla yükümlüdür. Bu usul, her SGK uyuşmazlığında Kurumun asla davalı olamayacağı anlamına gelmez; sigortalılık iptali, Kurum işlemi ve yalnız kazanç tespiti gibi taleplerin taraf/ön başvuru yapısı ayrıca incelenir.
VI. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hizmet tespit davalarında görevli mahkeme, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5 uyarınca kesin olarak İş Mahkemeleridir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde ise davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri "İş Mahkemesi Sıfatıyla" bakmakla görevlidir. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.
7036 m.6’da davalının dava tarihindeki yerleşim yeri ile işin/işlemin yapıldığı yer mahkemesi; birden çok davalıda bunlardan birinin yerleşim yeri düzenlenmiştir. Diğer kanunlardaki özel yetki saklıdır ve bu maddeye aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir. İşyerinin ve işverenin doğru belirlenmesi gerekir; işçinin kendi yerleşim yeri her hizmet tespit davasında tek başına genel yetki sebebi değildir.
VII. Hizmet Tespit Davasında Hak Düşürücü Süre ve İstisnalar
Hizmet tespit davasının en kritik aşamalarından biri zamanaşımı ve hak düşürücü süre değerlendirmesidir. 5510 sayılı Kanun m. 86/9 hükmüne göre, işçiler hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde bu davayı açmalıdırlar. Bu süre, zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Hakim tarafından re'sen dikkate alınır ve taraflarca ileri sürülmese dahi inceleme konusu yapılır.
Örneğin yalnız 2020 yılına ait, Kuruma hiç bildirilmeyen ve Kurumca tespit edilmeyen hizmet için, özel istisna bulunmadığı varsayımında beş yıllık süre 2020 yılının sonundan hesaplanır. Son gün hesabında tatil ve uygulanabilir usul hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir. Dönem, bildirim veya kesintisizlik değişirse örneğin sonucu otomatik bütün dosyalara taşınamaz.
Kurumun Bilgisi ve Kesintisiz Çalışmanın Etkisi
Bunlar borç zamanaşımını kesen ve her defasında yeni beş yıl başlatan olağan işlemler değildir. Kuruma verilmiş belge, fiilî tespit ve çalışmanın kesintisizliği, hangi döneme ilişkin hak düşürücü süre uygulanacağını etkiler. Şikâyet, her müfettiş raporu veya işyerinin genel olarak kayıtlı olması bütün sigortalılar için sürenin kalkması anlamına gelmez.
Kurum tespiti: İlgili sigortalının çalışmasının hangi tarihler ve kapsamla Kurumca öğrenildiği/tespit edildiği belirlenir. Yalnız işyerine denetim yapılmış olması her çalışmanın tespiti veya bütün sürelerin otomatik kesilmesi değildir; rapor ve dayanak belgeler getirtilmelidir.
Kısmi bildirim: İşe giriş ve dönem belgelerinin Kuruma verildiği tarih/kapsam önemlidir. Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz devam eden çalışma ile bildirimin öncesindeki çalışma ayrı incelenir. “Blokajın kalkması” her dosya için kanuni bir süre durdurma sebebi değildir; kısmi gün bildirimi tek başına bütün eski dönemlerin süresiz dava edilebileceğini göstermez.
Asgari işçilik: 5510 m.85’teki işin gerektirdiği toplam işçiliğin değerlendirilmesi, belirli kişinin belirli dönemdeki çalışmasının tespitiyle aynı değildir. Raporun bu sigortalıyı ve ihtilaflı dönemi gerçekten ortaya koyup koymadığı incelenmeden hak düşürücü sürenin durduğu kabul edilemez.
Kesintisiz çalışma: Başlangıcı bildirilmemiş hizmetin sonradan bildirilen çalışma ile aynı işyerinde kesintisiz sürmesi hâlinde, önceki dönem için süre başlangıcında kesintisiz çalışmanın bittiği yılın sonunun esas alınması gündeme gelebilir. Bildirim, gerçek ara verme, devir ve mevsimlik çalışma somut kayıtlarla incelenir. Her “aynı işverende çalışıyorum” beyanı sürenin otomatik hiç işlememesi demek değildir.
VIII. İspat Yükü, Deliller ve Tanık Beyanları
İşçi, çalışma iddiasını dönem, işyeri, görev ve delilleriyle somutlaştırmalıdır. Ancak kendiliğinden araştırma ilkesi nedeniyle mahkeme yalnız tarafın sunduğu delille yetinemez; sigortalılık kapsamını ve gerçek çalışma olgusunu da araştırır. İşverenin kabulü veya SGK kaydının tek başına her uyuşmazlığı çözdüğü varsayılmamalıdır. Çalışma olgusu ile ücretin miktarının ispatı birbirinden ayrılmalıdır.
a) Yazılı Deliller ve Kurum Kayıtları
Banka, puantaj, ücret, görevlendirme, eğitim ve zimmet belgeleri işyeri/SGK kayıtlarıyla birlikte değerlendirilir. Bunların her biri tek başına tüm dönemi tartışmasız kanıtlamaz. Başlangıç-bitiş, işyerinin kapsam ve kapasitesi, sigortalılık koşulları ve diğer işyerlerinden bildirimler araştırılmalıdır. Belgenin aslı, düzenlenme zamanı, imzası ve hangi vakıayı gösterdiği önemlidir.
b) Bordro İmzaları ve İhtirazi Kayıt
İmzalı bordronun aidiyeti, kapsadığı dönem ve iddia edilen hata, hile, baskı veya kesintisiz çalışma açıklığa kavuşturulur; her imza bütün eksik gün iddialarını koşulsuz sona erdirmez. Gün ve çalışma olgusu ile ücret miktarı aynı ispat rejiminde değildir. Gerçek ücret iddiasında dönemin yazılı ispat sınırı, HMK m.200–202 ve istisnalar değerlendirilir; emsal ücret veya tanık tek başına her yüksek kazancı kanıtlamaz.
c) Tanık Beyanları (Bordrolu veya Komşu İşyeri Tanıkları)
Çalışma olgusunda delil serbestisi vardır; tanıkların ihtilaflı işyerini ve dönemi nasıl bildikleri araştırılır. Bordro tanıkları ve komşu işyeri sahip/çalışanlarının belirlenmesi önemlidir; beyanlar kayıtlarla karşılaştırılır. Akrabalık tek başına dinlenme yasağı, her dosyada belirli tanığın bulunması da mutlak kanuni şekil şartı değildir. Güvenilirlik ve yeterli araştırma somut olaya göre değerlendirilir.
Çalışmanın fiilen geçtiği, sürekliliği ve kapsamı kuşkuya yer bırakmayacak biçimde araştırılmalıdır. Bordro/komşu işyeri tanıkları için kayıt araştırması yapılır; bulunamadığında veya yeterli olmadığında diğer uygun deliller değerlendirilir. Salt soyut tanık anlatımına dayanmakla her olayda aynı tanığı zorunlu kabul etmek farklı hatalardır.
IX. Kısmi Süreli (Part-Time) ve Eksik Bildirilen Çalışmaların Tespiti
Gerçekten kısmi süreli çalışma ile tam çalışmanın eksik bildirimi ayrılır. Saat esasına göre çalışılan ilgili sigortalılık türünde prim gün hesabı, mevzuatın günlük süreye bölme ve gün kesrini tam gün sayma kurallarıyla yapılır; her çalışma için koşulsuz toplam saat/7,5 sonucu alınamaz. Tam zamanlı hizmette sırf ay içinde bazı saatlerde fiilen iş görülmemesi, otomatik prim günü eksiltme nedeni değildir. Fiilî gün/saatler ve sözleşme birlikte incelenir.
Yazılı kısmi süreli sözleşme önemli delildir; ancak fiilen tam çalışıldığı hâlde metne “part-time” yazılması gerçek çalışmanın araştırılmasını engellemez. Belgenin aidiyeti ve dönemi kontrol edilir. İmza bulunmaması veya sahtelik iddiası ile kanıtlanmış sahtecilik aynı değildir; mahkeme tüm delillerle değerlendirme yapar.
X. Sigortasız Çalıştırılan İşçinin Diğer İşçilik Alacakları
İşçinin sigortasız çalıştırılması sadece sosyal güvenlik mevzuatına değil, aynı zamanda 4857 sayılı İş Kanunu'na ve Borçlar Hukuku prensiplerine de aykırılık teşkil eder. Sigortasız çalıştırılmak veya sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmaması, işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesih hakkı verir (İş Kanunu m. 24/II-e).
Sigortasız dönemin tespiti, koşulları varsa işçilik alacaklarının hizmet süresi hesabında önem taşır; her kalemi otomatik doğurmaz. Kıdem tazminatında en az bir yıllık hizmet ve 1475 m.14’teki sona erme koşulları; ihbarda sözleşme ve fesheden taraf; yıllık izin/fazla çalışma/tatilde ise kendi şartları ve ispat kuralları aranır. İşçinin haklı nedenle kendisinin feshi kural olarak ihbar tazminatı kazandırmaz.
Hizmet tespiti ile işçilik alacaklarının tarafları, ön koşulları ve delilleri farklı olabilir. Mahkeme HMK m.165 kapsamında somut bağlantıya göre bekletici sorun, ayırma veya birlikte incelemeyi değerlendirir; her alacak davasında hizmet tespiti kesinleşmesinin mutlaka bekleneceği söylenemez. İşçilik alacağının kendi zamanaşımı/başvuru süreleri, tespit sonucu beklenerek riske atılmamalıdır.
XI. Hizmet Tespiti Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı İstisnası
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 2018 yılından itibaren işçi-işveren uyuşmazlıklarında (işe iade ve işçilik alacakları) dava şartı olarak arabuluculuk kurumu getirilmiştir. Ancak, hizmet tespit davaları bu zorunluluğun kesin bir istisnasıdır.
7036 m.3/1’in işçilik alacağı/tazminatı ve işe iade kapsamı ile m.3/3’ün iş kazası/meslek hastalığı istisnası farklıdır. Hizmet tespiti, üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen sosyal güvenlik statüsünü konu aldığı için bu zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir; m.3/3’ün metnini bütün hizmet tespitlerinin doğrudan dayanağı gibi okumamak gerekir. SGK’nın davada bulunması tek başına her tür talep için aynı sonucu doğurmaz.
Zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti için ayrıca 7036 m.4/1’deki SGK’ya ön başvuru zorunluluğunun açık istisnası vardır. Yalnız prime esas kazanç, aylık veya farklı Kurum işlemi talebinde bu istisna otomatik uygulanmamalıdır. Birlikte ileri sürülen işçilik alacağı için m.3 dava şartı ayrıca kontrol edilir. Eksik ön başvuru, hukuki yarar, taraflar ve taleplerin ayrılması her istem yönünden değerlendirilmelidir.
XII. Yargıtay Uygulamasında Hizmet Tespiti ve Emsal Kararlar
Hizmet tespit davaları, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin ve (kapatılmadan önce) 21. Hukuk Dairesi'nin geniş içtihat birikimiyle şekillenmiştir. Re'sen araştırma ilkesinin ne kadar geniş uygulanacağı, bordro tanıklarının önemi ve hak düşürücü sürenin yorumu bu kararlarla belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının yayımladığı karar metinlerinde çalışma olgusunun her türlü delille incelenmesi, işyeri ve Kurum kayıtlarının getirtilmesi, başlangıç/bitiş ile sürekli-kesintili/mevsimlik çalışma ayrımının araştırılması vurgulanır. Bu yaklaşım belirli bir bordro tanığını her dosyada bulunması zorunlu tek delil hâline getirmez; amaç gerçek çalışmayı yeterli araştırmayla belirlemektir.
Tanığın uyuşmazlık dönemini nasıl bildiği, kendi çalışma kaydı ve işyerinin kapasitesi birlikte denetlenmelidir. Aynı anlatımın farklı işyerine, döneme veya ücret miktarına otomatik taşınması doğru değildir. Çalışmanın ispatı ile yüksek ücretin yazılı ispatı ayrı sorunlar olarak ele alınmalıdır.
Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz süren çalışma bakımından hak düşürücü sürenin uygulanmaması; ilk bildirimin öncesindeki çalışmada ise bildirilen dönemle gerçek kesintisiz bağlantı ve sona erilen yılın sonunun incelenmesi önemlidir. Bildirgenin verilmesi, her eski dönemi kendiliğinden kapsayan yeni bir beş yıllık süre başlatmaz.
Bu nedenle tek karar cümlesinden “işten ayrıldığım günden beş yıl” sonucu çıkarılmamalıdır. Kanundaki yıl sonu ölçüsü, bildirimin kapsamı, fiilî süreklilik ve varsa dönemler arasındaki gerçek kesintiler birlikte değerlendirilmelidir. Başka işyerlerinden bildirim veya imzalı kayıtlar da araştırılmalıdır.
XIII. Sonuç
Hizmet tespit davası, sigortasız çalıştırılan veya kazançları eksik bildirilen işçilerin sosyal güvenlik haklarına kavuşmasını sağlayan, Türk İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku'nun en önemli koruyucu mekanizmalarından biridir. Konunun kapsamlı analizi neticesinde şu temel hususlar ön plana çıkmaktadır:
Hizmet tespiti talebi, kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce re'sen araştırma ilkesine göre yürütülür; taraf feragati veya kabulü tek başına sonucu belirlemez.
Kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan beş yıllık hak düşürücü süre vardır; Kurumun bilgisi ve kesintisiz çalışmaya ilişkin istisnalar belirli dönem/kayıtlarla incelenir, sırf şikâyet her süreyi kesmez.
Gün ve çalışma olgusu ile gerçek ücretin ispatı ayrılır; mahkemenin yeterli araştırması, kayıtlar ve tanıkların dönemle bağlantısı önemlidir. Her olayda aynı tanığın bulunması mutlak şekil şartı değildir.
Tespit kararı emeklilik ve işçilik taleplerinde önem taşıyabilir; emekliliğin ve her tazminatın diğer koşulları ayrıca aranır. Her alacak dosyası için otomatik bekletici sorun veya ödeme kararı doğurmaz.
Bu dava türü için zorunlu arabuluculuk dava şartı bulunmamakta olup, doğrudan İş Mahkemesine başvurulması gerekmektedir.
İşçi ve işveren ilişkilerinde ağır hak kayıplarına yol açabilen kayıt dışı istihdam sorununun yargısal çözümü olan hizmet tespit davaları, sıkı şekil şartlarına ve detaylı usul kurallarına tabidir. Hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması ve doğru delillerin (özellikle bordro tanıklarının) zamanında ikame edilmesi davanın seyri açısından belirleyicidir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut hukuki sorunlarınızda Işıkoğlu Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız. Hemen Sorun Makalede yer alan bilgiler, yayın tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup, mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir.
İlgili Makaleler
Uzaktan Çalışma Hukuki Haklar ve Yükümlülükler 4857 sayılı İş Kanunu m.14 ve Uzaktan Çalışma Yönetmeliği kapsamında uzaktan çalışma koşulları, evden çalışma hakları,...
İş Kazası Tazminat Davası: Süreç ve Sorumluluk 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde iş...
Uzaktan Çalışma: İş Hukuku Düzenlemeleri 4857 sayılı İş Kanunu m.14 ve Uzaktan Çalışma Yönetmeliği kapsamında uzaktan çalışma iş hukuku hakları, sözleşme...
Çalışma İzni Olmadan Çalışmanın Sonuçları 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında çalışma izni olmadan çalışmanın işçi ve işveren açısından idari,...
SGK Prim Borcu ve Yapılandırma Rehberi 2026 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6183 sayılı Kanun kapsamında SGK prim borcu...
Kaynaklar ve Referanslar
5510 sayılı Kanun: m.80–82, 85–86, 88, 92, 101 ve geçici m.7
Adalet Bakanlığı karar metni: süre, bildirim ve kesintisiz çalışma
Adalet Bakanlığı karar metni: çalışma olgusu, kayıtlar ve tanık araştırması
Adalet Bakanlığı karar metni: ücret miktarında yazılı ispat ayrımı
6325 sayılı Kanun: üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen uyuşmazlık kapsamı
Hukuki inceleme: 20 Ekim 2026. Hizmet dönemi, hak düşürücü süre, delil türleri ve başvuru yolları birlikte kontrol edilmiştir.
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sigortasız çalıştığım günleri SGK'ya bildirmek için ne kadar sürem var?
SGK’ya şikâyet ile mahkemede hizmet tespiti istemi aynı başvuru değildir. M.86/9’da kural hizmetin geçtiği yılın sonundan beş yıllık hak düşürücü süredir. Kuruma verilen belgeler, fiilî tespit ve kesintisiz çalışma istisnaları kapsamlarıyla incelenir. Şikâyet etmiş olmak veya aynı işverende bulunmak süreyi her durumda durdurmaz; dava süresini ayrıca korumak gerekir.
2. Hizmet tespit davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?
Hayır, zorunlu değildir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden ve Kurumun haklarını doğrudan etkilediğinden arabuluculuk dava şartının istisnasıdır. Tespit talebiniz için doğrudan İş Mahkemesinde dava açabilirsiniz.
3. İşverenim maaşımı elden veriyor ve asgari ücretten sigorta gösteriyor, ne yapabilirim?
Gerçek ücret/prime esas kazanç tespiti gündeme gelebilir; gün tespitiyle aynı ispat rejimi olduğu varsayılmamalıdır. Döneme göre yazılı ispat sınırı ve HMK m.200–202 istisnaları incelenir. Banka, bordro, işveren yazışması ve diğer hukuken geçerli belgeler önemlidir; emsal ücret veya tanık her yüksek ücret iddiasını tek başına kanıtlamaz. SGK’ya ön başvuru ve doğru taraflar talebe göre kontrol edilmelidir.
4. Sadece kendi şahitlerimle sigortasız çalıştığımı ispatlayabilir miyim?
Çalışma olgusunda delil serbestisi vardır, ancak mahkeme yeterli araştırma yapmalıdır. Kurum/işyeri kayıtları, bordrolu kişiler ve komşu işyeri tanıkları araştırılarak beyanların dönemle bağlantısı denetlenir. Akraba olması tek başına dinlenme yasağı değildir; soyut anlatım da tek başına yeterli sayılmaz. Her dosyada aynı tür tanığın bulunması mutlak kanuni şekil şartı olarak sunulamaz.
5. Hizmet tespit davasını kazanırsam sigorta primlerimi ben mi ödeyeceğim?
4/a hizmetinde işveren, sigortalı hissesini de ücret üzerinden keserek kendi payıyla Kuruma ödeme yükümlülüğündedir (5510 m.88). Kesinleşen tespit kararının uygulanması ve Kurumun prim tahsili ayrı aşamadır; kayıtların düzeltilmesi kural olarak işçinin işverenin bütün prim borcunu önce ödemesine bağlanmaz. Kanuni sigortalı payı ile işverene uygulanan gecikme/ceza sorumluluğu aynı değildir. İdari ceza m.102’nin koşullarıyla ayrıca belirlenir.
6. Çalıştığım şirket kapandı veya devredildi, yine de hizmet tespit davası açabilir miyim?
İşyeri devri, şirketin faaliyeti bırakması ve tüzel kişiliğin sicilden silinmesi farklıdır. Doğru işveren/devir tarafları belirlenir. Sicilden silinmiş şirkette gerekli taraf teşkili için ek tasfiye/ihya ve temsil sorunu gündeme gelebilir. Dava süresi ve hukuki yarar ayrıca korunmalıdır; şirketin kapanmış olması her talebi otomatik sona erdirmez.
7. Sigortasız çalıştığım için işten ayrılsam kıdem tazminatı alabilir miyim?
Sigortasızlık veya gerçek kazancın eksik bildirilmesi haklı fesih sebebi olabilir; fiilî durum ve nedenin ispatı önemlidir. Kıdem için ayrıca en az bir yıl ve 1475 m.14 koşulları aranır. Haklı nedenle kendiniz feshettiğiniz için kural olarak ihbar tazminatı doğmaz. Fesih nedeni ve tebliğ kaydı korunmalı; hizmet tespiti, kıdemin otomatik ödenmesi kararı sanılmamalıdır.
8. Vefat eden eşimin sigortasız çalışmaları için hak sahibi olarak dava açabilir miyim?
Sigortalıya bağlı hak veya başka hukuki yararı bulunan hak sahipleri/mirasçılar hizmet tespiti isteyebilir. Hukuki yarar, dönem ve uygulanacak süre istisnaları incelenir; her yakın sırf akrabalıkla davacı sayılmaz. Hizmetin tespiti, ölüm aylığının bütün diğer şartlarını otomatik karşılamaz; aylık ve Kurum işlemine ilişkin başvuru yolu ayrıca değerlendirilir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, bireysel hukuki değerlendirme için Işıkoğlu Hukuk Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hemen Sorun
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
