İşçi Alacakları Davası: Süreç ve Zamanaşımı
Ücret, fazla çalışma, izin ve feshe bağlı tazminatta ayrı süre başlangıçları; arabuluculuk, 2017 geçişi, 2026 kısmi dava değişikliği, bordro ispatı ve faiz ayrımları.

Özet
Ödenmeyen ücret ile kıdem, ihbar ve kullanılmamış yıllık izin alacağı aynı tarihte doğmaz. Ücrette ödeme günü, feshe bağlı taleplerde sona erme ve hak kazanma koşulları önemlidir. Dava öncesi arabuluculuğun kapsamı ve son tutanak kontrol edilmelidir. Eski sözleşmelerde 2017 geçişi; yeni davalarda ise 31 Temmuz 2026’da değişen kısmi dava/talep artırımı kuralları göz ardı edilmemelidir.
Hukuki inceleme: 21 Ekim 2026. Rehber esas olarak 4857 kapsamındaki alacakları ele alır; başka iş kanunu, toplu sözleşme ve özel hükümler ayrıca kontrol edilir.
İçindekiler
I. Giriş
II. İşçi Alacakları Davasının Hukuki Niteliği ve Kapsamı
III. İş Kanunu Kapsamında Temel İşçi Alacakları Türleri
IV. Ücret ve Ücret Eklerine İlişkin Alacaklar
V. İşçi Alacakları Davasında Zorunlu Arabuluculuk Süreci
VI. Görevli ve Yetkili Mahkeme Kuralları
VII. İşçi Alacaklarında İspat Yükü ve Deliller
VIII. İşçi Alacakları Davasında Zamanaşımı Süreleri
IX. Zamanaşımını Kesen ve Durduran Haller
X. İşçi Alacaklarının Hesaplanması ve Uygulanacak Faiz Oranları
XI. Dava Sürecinde İhtiyati Haciz ve Geçici Hukuki Korumalar
XII. Sonuç
I. Giriş
İşçi ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin temel dayanağını oluşturan iş sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve yükümlülükler yüklemektedir. Bu yükümlülüklerin ihlali veya sözleşmenin sona ermesi halinde, işçinin emeğinin karşılığı olarak talep edebileceği çeşitli alacak kalemleri gündeme gelmektedir. İşçi alacakları davası, bu bağlamda iş hukukunun en yaygın ve uygulamada en çok karşılaşılan uyuşmazlık türlerinden birini teşkil etmektedir.
Modern iş hukukunun gelişimiyle birlikte, işçinin korunması ilkesi çerçevesinde yasal düzenlemeler sürekli olarak güncellenmiş ve yargı içtihatları ile desteklenmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu ve mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki 14. maddesi, bu alacakların temel yasal dayanaklarını oluştururken; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ise usul hukuku yönünden önemli yenilikler getirmiştir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için İş Kazası Tazminat Davası: Süreç ve Sorumluluk başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Bu çalışmada, işçi alacakları davasının kapsamı, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk kurumu, ispat yükü kuralları, görevli ve yetkili mahkeme tespiti, alacak kalemlerinin detayları ve özellikle işçi alacakları davası zamanaşımı hesaplama prensipleri Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ışığında ele alınmaktadır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için İşe İade Davası: Şartları ve Süreci başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Hukuki çerçeve: İşçinin tabi olduğu kanun, alacak türü ve sona erme nedeni belirlenir. 7036 m.3 kapsamındaki alacak/tazminat davalarında arabuluculuk dava şartıdır; iş kazası/meslek hastalığına ilişkin istisnalar saklıdır. Bu başvuru, bütün iş ve sosyal güvenlik uyuşmazlıkları için tek usul değildir.
II. İşçi Alacakları Davasının Hukuki Niteliği ve Kapsamı
İşçi alacakları davası, temel olarak iş ilişkisinden kaynaklanan ve işçinin işverenden talep hakkına sahip olduğu maddi değerlerin tahsili amacıyla açılan bir eda davası niteliğindedir. İş sözleşmesinin türü ne olursa olsun (belirli süreli, belirsiz süreli, kısmi süreli vb.), işçinin kanundan veya sözleşmeden doğan hakları bu davanın konusunu oluşturabilir.
Davanın hukuki niteliği değerlendirilirken, taleplerin muacceliyet kesbetmiş olması önem taşımaktadır. Zira, muaccel olmayan bir alacak için dava açılması durumunda hukuki yarar yokluğu gündeme gelebilecektir. İşçi alacakları davasında, İş Hukuku prensipleri gereğince zayıf konumda olan işçinin korunması esası gözetilmekle birlikte, tarafların ispat yükü kurallarına riayet etmesi zorunludur.
Dava türü: HMK m.107, 7589 sayılı Kanunla 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır; bu tarihten önce açılan davalarda eski m.107 geçici hüküm gereği uygulanmaya devam eder. Yeni davada yalnız hesap için bilirkişi gerekmesini gerekçe gösterip eski belirsiz alacak rejiminin sürdüğü varsayılamaz. HMK m.109/4, kısmi davada talep konusunun aynı davada bir defa tahkikat sonuna kadar artırılmasını ve artırılan kısım için de dava tarihinden kesilmeyi düzenler; somut dosyanın açılış ve işlem tarihleri kontrol edilir.
III. İş Kanunu Kapsamında Temel İşçi Alacakları Türleri
Kıdem: 1475 m.14 kapsamında genel olarak en az bir yıllık hizmet ve kanunda sayılı sona erme nedeni gerekir. İşverenin 4857 m.25/II dışındaki feshi, işçinin kanuni haklı feshi veya askerlik/emeklilik/evlilik gibi özel sebepler koşullarıyla incelenir; ölümde kanuni mirasçılara ödeme düzenlenir. Her istifa veya geçerli belirli süre bitimi otomatik kıdem hakkı doğurmaz.
İhbar: Belirsiz süreli sözleşmede bildirimli fesih ve haklı derhal fesih ayrılır; kanuni deneme süresi de kontrol edilir. Bildirim koşulunu ihlal eden işçi veya işveren sorumlu olabilir. İşverenin bildirim ücretini peşin ödemesi, varsa iş güvencesi/işe iade denetimini kaldırmaz; işçinin haklı feshi ise otomatik ihbar tazminatı isteme hakkı vermez.
Bu temel tazminatların yanı sıra, kötüniyet tazminatı ve sendikal tazminat gibi özel durumlarda talep edilebilen alacaklar da bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, iş güvencesi kapsamında olmayan işçilerin sözleşmelerinin işverence hakkın kötüye kullanılması suretiyle feshedilmesi halinde talep edilebilmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için SGK Hizmet Tespit Davası ve Sigortasız Çalışma başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
1475 m.14, kanuni hak kazanma koşullarıyla her tam hizmet yılı için otuz günlük ücret ve artan süre için oranlı kıdem öngörür. Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi isteğiyle sona erdirmesi özel nedenlerden biridir. Bir yıllık asgari kıdem, ücretin kapsamı ve yıllık tavan ayrıca uygulanır; fesih kelimesinin geçtiği her ayrılış aynı hak doğurmaz.
IV. Ücret ve Ücret Eklerine İlişkin Alacaklar
İşçi alacakları davasının en önemli ve hacimli kısmını ücret ve ücrete eklenen geniş anlamdaki kazançlar oluşturmaktadır. Dar anlamda ücret, işçinin emeğinin tam karşılığı olan temel ücrettir ve zamanında ödenmemesi işçi açısından haklı fesih nedeni teşkil eder.
Fazla çalışma: 4857 m.41’in genel kuralında haftalık kırk beş saati aşan çalışma yüzde elli zamlıdır. Sözleşmeyle daha kısa haftalık süre belirlenmişse kırk beşe kadar fazla sürelerle çalışma yüzde yirmi beş zamlı olabilir; geçerli denkleştirme ve özel süre sınırları saklıdır. Çalışmanın tanıkla ispatlandığı durumda uzun dönem varsayımına ilişkin indirim somut gerekçeyle değerlendirilebilir; her tanıklı dosyada otomatik sabit oran uygulanmaz, kayda dayalı hesap aynı görülmez.
Hafta tatili, ulusal bayram/genel tatil ve fazla çalışma ayrı kalemlerdir; aynı çalışma mükerrer hesaplanmamalıdır. Kullanılmamış yıllık izin ücreti 4857 m.59 gereğince sözleşme sona erdiğinde son ücret üzerinden doğar; sözleşme sürerken dinlenme hakkının para ödeyerek kaldırılması kural değildir. Feshe bağlı tazminata hak kazanılmaması, kazanılmış ücret veya izin alacağını otomatik yok etmez.
V. İşçi Alacakları Davasında Zorunlu Arabuluculuk Süreci
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. Bu düzenleme, uyuşmazlıkların yargıya intikal etmeden daha hızlı ve etkin bir şekilde çözümlenmesini amaçlamaktadır.
Arabuluculuk faaliyeti, tarafların bir araya gelerek müzakere etmesini ve ortak bir çözüme ulaşmasını kolaylaştıran alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. İşçi alacakları davası açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması zorunludur. Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmakla yükümlüdür; bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta daha uzatılabilir.
Anlaşmama son tutanağı dava dilekçesine eklenmelidir. Arabuluculuk yapılmış fakat ek unutulmuşsa mahkeme bir haftalık kesin süre ve sonucunu içeren davetiye gönderir. Hiç başvurulmadan açılmış kapsam içi davada ise bu ek tamamlama kuralı başvuruyu sonradan yapma izni değildir; dava şartı yokluğundan usulden ret söz konusu olur. Başvuru/tutanak kapsamının dava alacaklarını karşılaması da kontrol edilmelidir.
Dikkat: İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Bu tür davalarda doğrudan mahkemeye başvurulabilir.
VI. Görevli ve Yetkili Mahkeme Kuralları
İşçi alacakları davasında görevli mahkeme, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca İş Mahkemeleridir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, iş mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakmakla görevlidir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Yetkili mahkeme tespiti ise İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre iş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir.
Birden fazla davalıda bunlardan birinin yerleşim yeri de yetkilidir; m.6’daki özel yetki ve diğer özel kurallar saklıdır. Bu maddeye aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir. İşçinin kendi oturduğu yer, işin yapıldığı yerle veya başka kanuni yetkiyle örtüşmüyorsa salt işçi orada yaşıyor diye her alacak davasında yetkili olmaz.
VII. İşçi Alacaklarında İspat Yükü ve Deliller
Medeni usul hukukunun temel prensibi olan "iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir" kuralı (TMK m.6), iş yargılamasında da geçerliliğini korumakla birlikte, Medeni Hukuk kurallarının işçi lehine yorumu ilkesi çerçevesinde bazı özel ispat yükü dağılımları mevcuttur. İş ilişkisinde belgelerin genellikle işveren tarafından düzenlenmesi ve saklanması, ispat yükünün belirlenmesinde önemli bir etkendir.
Örneğin, ücretin ödendiğini ispat yükü işverene aittir. İşveren bu ödemeyi imzalı bordrolar, banka dekontları veya eşdeğer yazılı belgelerle ispatlamak zorundadır. Yıllık iznin kullandırıldığını veya ücretinin ödendiğini ispat yükü de işverene düşmektedir. Buna karşılık, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
Tanık, bordro, banka kaydı, giriş-çıkış/puantaj ve diğer belgeler hukuka uygunluk, güvenilirlik ve kapsadıkları dönemle birlikte değerlendirilir. İşverenin tuttuğu her kayıt otomatik üstün ve tartışılmaz değildir. Tanığın aynı işverene davası bulunması tek başına bütün anlatımını yok saydırmaz; bilgi kaynağı, birlikte çalışma dönemi ve destekleyen olgular incelenir.
Bordronun imzalı/imzasız olması, ilgili kalemi içermesi, tahakkuk ile ödemenin uyumu ve ihtirazi kayıt önemlidir. İmzalı bordrodaki ödemenin aksini ispatın kuralları ile bordroda hiç bulunmayan çalışma veya başka ücret dönemi aynı değildir. Sahtecilik, irade bozukluğu, kaydın gerçekliği ve diğer deliller somut incelenir; tek bordro bütün alacakları kendiliğinden tasfiye etmez.
VIII. İşçi Alacakları Davasında Zamanaşımı Süreleri
Hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması amacıyla kanun koyucu, talep haklarını belirli sürelere bağlamıştır. İşçi alacakları açısından da işçi alacakları davası zamanaşımı hesaplama konusu büyük bir titizlik gerektirmektedir. Zamanaşımı süreleri, alacağın türüne ve doğduğu tarihe göre farklılık göstermektedir.
7036 sayılı Kanunun kabulü 12 Ekim, ilgili süre değişikliğinin yürürlüğü 25 Ekim 2017’dir. 4857 Ek m.3; iş sözleşmesinden kaynaklanan yıllık izin ücreti, kıdem, bildirim şartına uyulmayan fesih, kötüniyet ve eşit davranma ilkesine aykırı fesih tazminatını beş yıla bağlar. Son kalem bütün ayrımcılık talepleri diye genişletilemez. Sona erme ve muacceliyet esas alınır; önceki sözleşmeler/işlemeye başlamış sürelerde Geçici m.8 uygulanır.
Ücret ve ücret niteliğindeki fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil, prim/ikramiye alacakları kural olarak beş yıldır; her muaccel ödeme kendi tarihinden değerlendirilir. Sözleşmenin sona ermesi eski ücret dönemleri için otomatik yeni beş yıl başlatmaz. Yıllık izin ücreti sona ermede doğar; Ek m.3 ve Geçici m.8, eski dönem bakımından ayrıca uygulanır.
Alacak Türü | Zamanaşımı Süresi | Sürenin Başlangıcı |
Kıdem — 25.10.2017 yürürlük değişikliği sonrasında sona eren sözleşme | 5 Yıl | İş Sözleşmesinin Sona Ermesi |
Kıdem — değişiklik öncesinde işlemeye başlamış süre | Önceki süre + Geçici m.8 sınırlaması | Önceki başlangıç korunur; kalan kısım beş yıldan uzunsa yeni beş yıllık sınırlama, durma/kesilme sebepleriyle birlikte hesaplanır |
Ücret Alacakları (Fazla Mesai, UBGT vb.) | 5 Yıl | Alacağın Muaccel Olduğu Tarih |
Yıllık izin ücreti — Ek m.3 ve Geçici m.8 ayrımıyla | Kural beş yıl; önceki sürede geçiş kontrolü | İş Sözleşmesinin Sona Ermesi |
IX. Zamanaşımını Kesen ve Durduran Haller
Zamanaşımı süresinin işlemesini etkileyen önemli faktörlerden biri de zamanaşımını kesen ve durduran hallerdir. 6098 sayılı Borçlar Hukuku kurallarına göre zamanaşımı; borçlunun borcu ikrar etmesi, alacaklının dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibinde bulunması veya iflas masasına başvurması hallerinde kesilir.
HMK m.109/4’ün 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren düzenlemesi, aynı kısmi davada talep konusunun bir defa tahkikat sonuna kadar artırılmasına ve artırılan kısım için de dava tarihinden zamanaşımının kesilmesine imkân verir. Eski “yalnız ilk miktar kesilir, kalan için her durumda artırma tarihi esas” genellemesi bu kuralla bağdaşmaz. Ayrı ek dava, dava açılışından önce dolmuş süre ve eski m.107’ye tabi dosyalar ayrı değerlendirilir; düzenleme zaten dolmuş her alacağı canlandırmaz.
7036 m.3/17’ye göre büroya başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez; bitince kalan süre sürer. Bu işlem bütün süreleri sıfırlayıp yeniden beş yıl başlatmaz. Hangi alacak ve taraf için başvurulduğu önemlidir; tek taraflı ihtar göndermek de kural olarak zamanaşımını kesmez.
X. İşçi Alacaklarının Hesaplanması ve Uygulanacak Faiz Oranları
İşçi alacaklarının hesaplanması, uzmanlık gerektiren ve davanın sonucunu doğrudan etkileyen teknik bir aşamadır. Yargılamada genellikle bu aşama alanında uzman bilirkişilere tevdi edilmektedir. Hesaplama yapılırken, işçinin net ve brüt ücreti, ücrete dahil olan sosyal yardımlar, çalışma süreleri ve fesih nedeni dikkate alınır.
Kıdemde son giydirilmiş brüt ücret, kıdem süresi ve dönem tavanı birlikte hesaplanır; her tek seferlik ödeme otomatik giydirilmiş ücrete katılmaz. Tavan her hizmet yılı için uygulanır, bütün yılların toplam tazminatına tek üst sınır değildir. Fesihte geçerli tavan ile yıllık sınırlı ücret esas alınarak tam/artan hizmet oranı hesaplanır; geç ödeme günü tek başına yeni dönem tavanı uygulamaz.
Faiz türleri ve başlangıç tarihleri de alacağın türüne göre değişiklik göstermektedir:
Kıdem: 1475 m.14 kapsamında kural olarak sözleşmenin sona ermesinden mevduata uygulanan en yüksek faiz; emeklilik belgesi/bildirim, muacceliyet ve özel anlaşma gibi somut koşullar ayrıca incelenir.
İhbar: Temerrüt ve talep kapsamına göre kanuni faiz uygulanır. Dava öncesi ihtarın içeriği ve tebliği, varsa kesin ödeme günü ve arabuluculuk talebi değerlendirilir; her dosyada mutlaka yalnız dava tarihi esas değildir.
4857 kapsamındaki ücret ve fazla çalışma: M.34’teki mevduata uygulanan en yüksek faiz kuralı ile temerrüt/başlangıç koşulları incelenir. Diğer kanun kapsamındaki alacağa veya yıllık izin ücretine aynı faiz türü otomatik taşınmaz.
Kanuni faiz ile en yüksek mevduat faizi farklıdır. 31 Temmuz 2026’da değişen 3095 m.1’in dönemsel oran sistemi gözetilmeli; bütün alacaklara tüm dönem için tek güncel yüzde uygulanmamalıdır. Faiz türü, başlangıcı, talep artırımının etkisi ve talep sınırı her kalem için ayrı belirlenir; tazminatın net/brüt ve vergisel niteliği de birbirine karıştırılmamalıdır.
XI. Dava Sürecinde İhtiyati Haciz ve Geçici Hukuki Korumalar
İşçi alacakları davasının uzun sürebileceği gerçeği karşısında, işverenin mal kaçırma ihtimaline karşı geçici hukuki koruma yollarına başvurulması mümkündür. İhtiyati haciz, alacaklının (işçinin) para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak amacıyla mahkeme kararıyla borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır.
İhtiyati hacizde genel olarak vadesi gelmiş, rehinle temin edilmemiş para alacağı ve yaklaşık ispat değerlendirilir. İİK m.257/2, yerleşim yeri bulunmaması veya kanundaki kaçırma/hile olguları gibi sınırlı durumlarda vadesi gelmemiş borca da imkân tanır. Her işçi alacağı davasında yalnız talep edilmesi yeterli değildir; sebep ve belgeler gösterilmelidir.
İİK m.259’un teminat kuralı işçi sıfatıyla otomatik kalkmaz. İlâma dayanma veya koşullarıyla adli yardım kararı gibi kanuni muafiyetler; ilâm niteliğinde belge bakımından takdir ayrıca incelenir. Düşük gelir tek başına başvuru yapılmadan sınırsız muafiyet sağlamaz. Karar alınması infaz ve tamamlayıcı dava/takip sürelerini izleme gereğini kaldırmaz.
XII. Sonuç
İş ilişkisinin sona ermesi veya devamı sırasında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, işçi alacakları davası hakkın teslimi açısından kritik bir mekanizmadır. Dava sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için maddi ve usuli hukuk kurallarına sıkı sıkıya riayet edilmesi zorunludur.
Arabuluculuk kapsamı ve istisnaları, taraf/alacak kapsamı ve son tutanak kontrol edilir; hiç başvurmama ile tutanak ekinin unutulması farklıdır.
Görevli ve yetkili mahkeme doğru tespit edilerek usul ekonomisine uygun hareket edilmelidir.
Her alacak için muacceliyet, 2017 geçişi ve durma/kesilme sebepleri hesaplanır; kısmi davada 2026 talep artırımı değişikliği ile eski m.107 dosyaları ayrılır.
Bordro, ödeme belgesi, çalışma/izin kaydı ve tanık bilgisi dönem ve güvenilirliğiyle değerlendirilir; kayıtların hukuka uygun edinilmesi gözetilir.
Alacak kalemlerinin niteliğine uygun faiz türleri ve başlangıç tarihleri talep edilmelidir.
İş hukuku davalarında süreç yönetimi, hak kayıplarının önüne geçilmesi adına yüksek teknik bilgi gerektirmektedir. Belge toplama aşamasından bilirkişi raporuna itiraz aşamasına kadar her adımın hukuki temellerinin sağlam atılması, adil bir netice elde edilmesinin ön koşuludur.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut hukuki sorunlarınızda Işıkoğlu Hukuk Bürosu olarak yanınızdayız. Hemen Sorun Makalede yer alan bilgiler, yayın tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanmakta olup, mevzuat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirebilir.
İlgili Makaleler
İşyeri Devri ve İşçi Hakları 4857 sayılı İş Kanunu m.6 ve 1475 sayılı Kanun m.14 kapsamında işyeri devri şartları, devreden ve devralan işverenin...
İşe İade Davası: Şartlar ve Süreç 4857 sayılı İş Kanunu m.18-21 kapsamında işe iade davası açma şartları, zorunlu arabuluculuk süreci, geçerli ve...
İşe İade Davası: Şartları ve Süreci 4857 sayılı İş Kanunu ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında işe iade davası açma şartları, zorunlu...
İş Kazası Tazminat Davası: Süreç ve Sorumluluk 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde iş...
Kıdem Tazminatı Hesaplama: 2026 Güncel Rehber 1475 sayılı İş Kanunu m.14 kapsamında kıdem tazminatı hesaplama yöntemi, 2026 kıdem tazminatı tavanı, hak kazanma...
Kaynaklar ve Referanslar
4857 sayılı İş Kanunu — ücret, süreler, izin, Ek3 ve Geçici8
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — görev, yetki ve arabuluculuk
Hukuki inceleme: 21 Ekim 2026. Fesih ve ödeme tarihleri, arabuluculuk evrakı ile dava/talep artırımının tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
Sıkça Sorulan Sorular
1. İşçi alacakları davası açmak için zamanaşımı süresi ne kadardır?
Tek başlangıç yoktur. Ücret ve fazla çalışma gibi kalemlerde kural olarak her ödeme gününden beş yıl; kıdem/ihbar, yıllık izin ve Ek m.3’te sayılı fesih tazminatlarında sona erme/muacceliyet önemlidir. 25 Ekim 2017 öncesinde işlemeye başlamış sürelerde Geçici m.8 uygulanır. Bütün ayrımcılık veya diğer işçilik talepleri otomatik aynı beş yıla tabi değildir; alacak türü ve özel hükümler belirlenmelidir.
2. Arabuluculuk süreci zamanaşımını etkiler mi?
Büroya başvurudan son tutanağa kadar, kapsam içindeki alacak bakımından zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Tutanak sonrası kalan süre devam eder; yeni bir tam beş yıl başlamaz. Başvuru yapılan taraflar ve alacaklar kontrol edilmelidir. Sıradan ihtar veya işverene ödeme talebi aynı sonucu kendiliğinden doğurmaz.
3. İşçi alacakları davasında hangi mahkeme görevlidir?
İşçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanan alacak ve tazminat taleplerinde 7036 sayılı Kanun m.5 uyarınca İş Mahkemeleri görevlidir. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, iş mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakar.
4. Fazla mesai alacağı nasıl ispatlanır?
Çalışmayı ileri süren işçi çalışma olgusunu ispatlar; bordro, puantaj, banka ve giriş-çıkış kayıtları ile hukuka uygun tanık delili incelenir. Tanığın birlikte çalıştığı dönem ve bilgi kaynağı önemlidir. Her işveren kaydı otomatik üstün sayılmaz, her tanıklı hesapta da sabit bir indirim zorunlu değildir; somut gerekçe ve hesap dayanağı değerlendirilir.
5. İmzalı maaş bordrosu alacağın ödendiğine dair kesin delil midir?
İmzalı, ilgili kalemi içeren ve ödeme niteliği taşıyan bordro güçlü delildir; fakat bordroda hiç yer almayan dönem veya bütün işçilik hakları otomatik tasfiye edilmiş sayılmaz. İhtirazi kayıt, gerçek ödeme, sahtecilik/irade bozukluğu ve ileri sürülen kalemin kapsamı birlikte incelenir. İmzasız bordro ve yalnız banka ödemesi de aynı hukuki durumda değildir.
6. Kıdem tazminatı tavanı nedir ve nasıl uygulanır?
Tavan her hizmet yılı için hesaplanan otuz günlük kıdem ücretinin kanuni üst sınırıdır; bütün hizmet yıllarının toplamına tek kez uygulanmaz. Esas olarak sona erme dönemindeki tavan ve son giydirilmiş ücret karşılaştırılır; hizmet yılı ve artan süreye oranlanır. Sonradan ödeme yapılması kendiliğinden ödeme gününün yeni tavanını esas aldırmaz.
7. Kısmi dava açılması zamanaşımını tamamen keser mi?
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren HMK m.109/4’e göre aynı kısmi davada bir defa, tahkikat sonuna kadar artırılan kısım için de dava tarihinden zamanaşımı kesilmiş sayılır. Bu, ayrı ek davanın veya dava tarihinden önce dolmuş her alacağın otomatik korunması değildir. Önceden açılmış eski m.107 dosyalarında geçiş hükmü; işlem, açılış ve artırım tarihleri ayrıca incelenir.
8. İş sözleşmesi devam ederken işçi alacakları davası açılabilir mi?
Kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacakları feshe bağlı alacaklar olduğundan sözleşme devam ederken istenemez. Ancak ücret, fazla mesai ve genel tatil ücreti gibi alacaklar sözleşme devam ederken de 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında talep ve dava edilebilir.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar içerdiğinden, bireysel hukuki değerlendirme için Işıkoğlu Hukuk Bürosu ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Hemen Sorun
Bu makale bilgilendirme amaciyla hazirlanmistir. Hukuki danismanlik yerine gecmez.
